ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177...

11 Mart 2017 Cumartesi

HASTALIKLARIMIZ DEPRESYONU TETİKLİYOR



Genellikle ruhsal problemlerden kaynaklanan depresyon, bazı hastalıklarla da tetiklenebiliyor. Hastalıklar hem beyin kimyasında yaptığı bozulmalarla hem de ruhsal yapıya bindirdiği ek yükle depresyona yol açıyor ve mevcut hastalığın tedavisini zorlaştırıyor. HABER: TÜLAY KARABAĞ

  • Her 4 kişiden biri, hayatının bir döneminde depresyon yaşıyor. Mutsuzluk, keyifsizlik, yorgunluk, halsizlik veya enerji kaybı, değersizlik hissi ve-veya suçluluk duygusu, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu, kararsızlık, uykusuzluk veya aşırı uyuma, tüm aktivitelerde belirgin ilgi ve zevk azalması, tekrarlanan ölüm veya intihar düşünceleri, belirgin kilo kaybı veya alımı, cinsel istek azlığı, sertleşme sorunları veya adet düzensizlikleri, kaygı, endişe ve panik atak depresyonun belirtileri arasında.

    Bu belirtiler hemen her gün yaşanıyor ve 2 haftadan uzun sürüyorsa depresyondan bahsediliyor.
  • Depresyonun vücutta etkilemeği bölge yok gibi. Hastalığın özellikle hormon dengesini vurduğunu belirten Psikiyatrist-Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Emre Tan, depresyonda; serotonin, noradrenalin ve dopamin gibi sinir sistemiyle ilgili hormonlarda düzensizlikler oluştuğunu söyledi.
  • Testosteron, östrojen ve progesteron gibi cinsel sağlığı ilgilendirenlerin yanı sıra tiroid hormonlarından, insüline kadar pek çok hormonal düzensizlikler de depresyona bağlı gelişebiliyor. Vücudun savunma sisteminde de harabiyet oluşturan depesyonda; gripten, alerjik sorunlara kadar pek çok hastalığa yatkınlık oluyor ve hastalıkların iyileşme süresi uzuyor.
  • Başka fiziksel sorunu olmayanlarda bile yaşam enerjisini ve kalitesini önemli ölçüde etkileyen depresyonun önemli bir hastalıkla birlikte ortaya çıkması ise tabloyu daha da kötüleştiriyor.
  • Hastalıkların yarattığı problemlere depresyon eklenmesinin, hem söz konusu hastalığın hem de depresyonun tedavisini güçleştirdiğini belirten Tan, “Hasta depresif ruh halinin yarattığı karamsarlık, ümitsizlik ve çaresizlik duygusuyla hastalığının iyileşemeyeceği düşüncesine kapılarak tedaviden uzaklaşabilir” dedi.
    Dr. Tan, en çok depresyon nedeni olan hastalıkları ise şöyle sıraladı:
  • Felç-İnme: Felç sonrası depresyon görülme sıklığı % 50’dir. Özellikle erkeklerde daha sık görülür. El ve ayaklar gibi bedeninin önemli bölümlerini istediği gibi kullanamamak fiziksel olduğu kadar, duygusal problemler de yaratır. Birilerine bağımlı olmak düşüncesi, yetersizlik hissi ve bu durumdan yoğun derecede utanmak riski arttır.
  • Parkinson hastalığı: Parkinson beyindeki dopamin dengesizliğiyle oluşur. Dopamin aynı zamanda kişinin mutluluk ve keyif alması ile ilgili hormondur. Bu nedenle, Parkinson rahatsızlığı olan her iki hastanın birinde depresyon görülebilir.
  • Multiple Skleroz: Beyindeki plakların tutulum yerlerine bağlı olarak psikiyatrik rahatsızlıklara yatkınlık artar, % 30 oranında depresyon görülür.
  • Tiroid hastalıkları: Tiroid hormonlarının azlığında % 50 oranında depresyon görülebilir. Halsizlik, yorgunluk, dikkat azalması ve iştah değişiklikleri gibi belirtiler daha sık yaşanır.
  • Kalp krizi: Yaş ve cinsiyete bağlı olarak farklı sonuçlar olmakla birlikte, kalp krizi geçirenlerin % 30’unda depresyon görülür.
  • Kanser: Özellikle pankreas, ağız-boğaz ve meme kanserlerinde depresyon sıktır.
  • Demans-Bunama: Depresyon sıkça görülür ve demansın daha da kötüleşmesine neden olur.
  • Depresyonun bu hastalıkların seyrini kötüleştirdiğini ve tedaviyi zorlaştırdığını vurgulayan Tan, bu nedenle ilgili hastalığın tedavisine ek olarak psikiyatrik açıdan da değerlendirilmesi ve depresyon belirtileri varsa psikiyatrik tedavi alınması gerektiğini sözlerine ekledi.
  • Psikiyatrist Tan, kanser, MS, Parkinson gibi hastalıklarla birlikte gelişen depresyonun mutlaka tedavi edilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Peki, Türkiye’de bu hastalıklarla mücadele eden hastalara yeterli oranda psikolojik destek veriliyor mu?
     Dr. Tan’ın cevabı şöyle: “Kronik hastalığı olanların mevcut tedaviye ek olarak, gerekli görülürse psikolojik tedavi almalarını öneririm. Fakat bu durumun ülkemizde uygulandığı pek de söylenemez. Bunun nedenini ikiye ayırabiliriz:
    1. Kişinin yaşadığı rahatsızlıkla ilgili hekimin bilgili olması ve psikiyatrik muayeneye yönlendirmesi gerekir. Hekimin iş yükü fazla veya bu konuda bilgi eksikliği varsa depresyon atlanıyor.
     2. Kişi, tek bir hastalıkla uğraşırken başıma başka bir iş açmayayım diye başka hekime başvurmaktan uzak duruyor veya korkuyor. Hastalığına odaklandığından, maddi ve sosyal imkanları farklı bir tedavi almaya elverişli olmayabiliyor. Ayrıca depresyonun kendisi, istek kaybı yarattığından hasta yeni bir muayene veya tedavi almak istemiyor.”
  • SORUN NASIL ÇÖZÜLÜR?

    SORUN NASIL ÇÖZÜLÜR?
    Türkiye’de kronik hastalıkları olanlara yönelik psikolojik hizmetlerin iyileştirilmesinde temel amacın, hekimleri ve hastaları bilgilendirmek olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Emre Tan, “Medya veya diğer unsurlarla birlikte, bilgilendirici toplantılar ve eğitimler bu konuda yardımcı olabilir. Ayrıca, en azından üniversite ve diğer büyük hastanelerde psikiyatrik konsültasyon birimlerinin daha aktif kullanılması için düzenlemeler yapılmasını önerebilirim” diyor.
  • NTV

18 Şubat 2017 Cumartesi

SEÇMEN LİSTELERİNİ KONTROL EDİN!


16 Nisan’daki referandumda nerede oy kullanacağım? YSK seçmen sorgulama ile ilgili merak edilenleri sizler için derledik. Referandumda nerede oy kullanacağınızı biliyor musunuz? 

YSK seçmen sorgulama işlemlerinizi haberimizden yapabilirsiniz. Referanduma sayılı günler kaldı. 16 Nisan’da oy vermek için YSK sitesinden TC kimlik numaranızla kaydınızı kontrol etmeniz gerekiyor. Eğer kayıt oluşturmazsanız oy kullanamazsınız. Kaydınızı 26 Şubat 2017 tarihine kadar yaptırmalısınız. Yurt içinde 16 Nisan Pazar günü, yurt dışında ise 27 Mart-9 Nisan tarihlerinde oy kullanılacak. Seçim araç ve malzemeleri, dış temsilcilikler ve Türkiye arasında diplomatik kargo ya da kurye yöntemiyle ve mümkün olan yerlerde Türk Hava Yolları (THY) vasıtasıyla, belirlenen temsilciliklerde ve aşamalarda kiralanacak uçakla, yurt içinde PTT Kargo veya THY vasıtasıyla taşınacak.

YSK SEÇMEN SORGULAMA İÇİN TIKLAYIN!

E-DEVLET SEÇMEN SORGULAMA İÇİN TIKLAYIN! 

SEÇMEN LİSTESİ SORGULAMA NASIL YAPILIR?

Referanduma sayılı günler kala seçmen listesi sorgulama nasıl yapılır merak ediliyor. Seçmen sorgulama için haberimizde bulunan linke tıklayarak TC kimlik numaranızı girmeniz gerekiyor. Açılan sayfada bilgileriniz ve hanenize kayıtlı olanların bilgileri çıkıyor. Eğer seçmen listesi sorgulamasında isminiz çıkmazsa düzeltme ve yerleşim yeri adresi değiştirmek isteyenler nüfus müdürlüklerine şahsen başvurmanız gerekiyor. Bu işlem için son tarih 26 Şubat 2017. Nüfus kütüğü kaydı oluştururken adres beyan formu ile birlikte elektrik, su, telefon, doğalgaz abonelik sözleşmesi veya faturası, noterden tasdikli kira sözleşmesi gibi belgelerden birisi ile başvurmanız gerekiyor.

 REFERANDUM TAKVİMİ

11 Mart

Halk oylamasında kullanılacak birleşik oy pusulaları basılacak, basımı tamamlandıkça plan dahilinde dağıtılacak. Gümrük kapılarında kullanılacak araç ve gereçler ilgili seçim kurullarına gönderilmeye başlanacak.

27 Mart

Gümrük kapılarında ve yurt dışı temsilciliklerinde oy verme işlemine başlanacak.

30 Mart

TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin radyo ve televizyonda propaganda başvuruları ve propaganda sırasının belirlenmesi için kuraya katılacak temsilcisi ile TRT temsilcilerinin YSK'ya bildirilmesinin son günü olacak. Konuşma yapmayı dilemesi halinde, Cumhurbaşkanı'nın yapacağı konuşmalar için yayın zamanı ve sırası tespit edilecek.

31 Mart

Başvuran siyasi partilerin radyo ve televizyonda yapacakları propaganda konuşmalarının yayın ve zaman sıralarının belirlenmesi için YSK tarafından ad çekilecek.

 9 Nisan

Yurt dışı temsilciliklerde oy verme işlemi sona erecek. Propaganda serbestliği ve bir kısım seçim yasakları başlayacak. Radyo ve televizyon propaganda konuşmalarına başlanacak.

12 Nisan

İlçe seçim kurulu başkanlıklarınca malzeme torbaları sandık kurulu başkanlarına teslim edilecek.

15 Nisan

Seçim propagandası saat 18.00'de sona erecek.

16 Nisan

Oy verme günü."

AYAKLARA DİKKAT!


Yanlış ayakkabı seçimi, yüksek topuklar, fazla kilo sonucu ayaklarda ağrı başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Ancak sorun olmadıkça akıllara gelmeyen ayaklardaki hastalıklar yaşam kalitesini önemli oranda düşürüyor.

  • Kimi zaman sadece düztabanlık gibi bir fizyolojik yapıdan kaynaklanan ayak sağlık sorunlarında yanlış ayakkabı seçimi, yüksek topuklar ve fazla kilonun etkili olduğunu aktaran Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, Ayak ve Ayak Bileği Cerrahı Dr. Selim Muğrabi, çocukluktan yetişkinliğe en çok rastlanan 3 ayak sağlığı sorununu anlattı.
  • Başparmak çıkıntısı: Ayak başparmağı içeriye doğru hareket ettiğinde tarak kemiğinin dışarıya dönmesiyle oluşan başparmak çıkıntısı latince adıyla halluks valgus, kimilerinde görünüşü nedeniyle kimilerinde ise ağrılı oluşuyla rahatsızlık verebiliyor. Özellikle ayağı sıkan, ayağa uyum sağlamayan, dar ve sivri burunlu ayakkabılar giymek bu soruna yol açıyor. Bu tür ayakkabıları en çok kadınlar tercih ettiği için, başparmak çıkıntısının kadınlarda görülme sıklığı erkeklere oranla 9 kat fazla.
  • Başparmak çıkıntısının herkeste ağrıya neden olmadığını ve ağrısız çıkıntılarda da ameliyata gerek duyulmadığını söyleyen Dr. Selim Muğrabi, özellikle estetik amaçlı düzeltmeleri önermezken, ameliyatın yalnızca ağrılı başparmaklara uygulanması gerektiğini vurguluyor. Bu rahatsızlıktan muzdarip kişilerin çoğunda uygun ayakkabı kullanımı ile ağrıların önüne geçilebileceğinden bahseden Muğrabi, ameliyat tekniklerindeki gelişmelere işaret ediyor ve “Eskiden olduğu gibi ameliyat sonrası uzun dinlenme dönemi, alçı, ameliyat sonrası ağrıları yaşanmıyor. Kişi ameliyatın ardından ayakkabıları ile hemen yere basabiliyor ve yaklaşık bir aya kadar işe dönebiliyor” diyor.
  • Topuk ağrısı: Halk arasında ‘topuk dikeni’ olarak adlandırılan topuk ağrısı, bir süre hareketsizken ayağa yeniden kalkıldığında daha yoğun bir şekilde hissediliyor. Kişinin şikayetleri, sabah yataktan kalktığında ya da uzun süreli oturduktan sonra ayağa kalktığında artış gösteriyor. ‘Topuğa bir şey batıyor hissi’ yaratan ağrılar, yürüdükçe hafifler gibi olsa da, uzunca yürümek ya da ayakta kalmak ağrının yeniden artmasına neden oluyor.
  • Tedavide ayağa binen yükün dengelenmesi için kişiye özel tabanlıklar kullanılmasını öneren Dr. Selim Muğrabi, “Bununla birlikte hastalar fizik tedaviye başlatılarak, ayak altında kısalmış olan adalenin uzamasına yönelik çalışmalar yapılabilir. Eğer ağrılar geçmemekte direniyorsa, gece ateli kullanılabilir” diyor.

    Dışarıdan ses dalgası uygulamaları, enjeksiyonlar gibi alternatif tedaviler de uygulanabiliyor, son çare ise cerrahi.
  • Düztabanlık ve içe basma: Ayağın anatomik yapısı gereği kavis şeklindeki ayak tabanımız, adım atmamızı sağlayan yatay yaylanmadaki en önemli yapılardan biri. Bu yaylanmayı destekleyen kas ve tendonun çalışmaması sonucu da ‘düztabanlık’ meydana geliyor. Kimilerinde herhangi bir rahatsızlık vermeyen düztabanlık kimilerindeyse; içe basma, bacak ağrıları, erken yorulma gibi şikayetlere yol açabiliyor. Ailelerin en çok endişelendiği konuların da ilk sıralarında gelen düztabanlık, çocuklarda en çok içe basmaya neden oluyor.
  • Ailelerin yoğun endişe duymalarının temelinde, yetişkinlikte ortaya çıkabilecek sorunlar ve estetik kaygıların ağır bastığını dile getiren Dr. Selim Muğrabi, içe basmanın iki ana problemden kaynaklanabileceğini söyleyerek, bunu şöyle açıklıyor: “Bazı çocuklarda kalça kemiği üst bölgesi ile kalça başı arasında mevcut olması gereken açılanmanın gelişiminde sorun tespit edilebilir. Yaşla beraber bu açı kendiliğinden normale döneceğinden herhangi bir tedavi gerektirmez. Düztabanlığa bağlı içe basma problemi ise, çocuklarda genellikle erken yorulma, bacak ve diz ağrısı, koşma esnasında dengesizlik, zıplamada zorlanma gibi şikâyetlere yol açıyor.”
  • Tabanlık kullanıldığında çocuğun şikayetleri genellikle geçiyor. Tabanlıklar, denge sorunu yaşayan ve ağrı problemi olan çocuklarda şikayetleri ortadan kaldırmaya yönelik fayda sağlıyor ancak düztabanlık devam ediyor. İçe basan çocukların ayakları 8 yaşına kadar herhangi bir tedaviye (alçı, cihaz, operasyon gibi) gereksinim olmadan kendi halinde düzelebiliyor.