ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177...

30 Eylül 2006 Cumartesi

Sibel Kekilli'nin Ödülü Sıkıntı Yarattı


Bırakın, bu ödülün tadını çıkarsın

O, 24 yıla parlak başarılar kadar birkaç ömürlük de darbe sığdırmış küçük bir kız aslında. Seks filmlerinde oynadığını yerli yersiz hatırlatıp bir daha vurmak niye? İlkinde olmadı, bırakın bu kez tadını çıkarsın ödülünün...

BİR PORTRE / ASU MARO


Köln`de bir alışveriş merkezi, genç bir kız etrafına bakınarak dolaşıyor. 20`li yaşlarına yeni adım atmış; ama yorgun, yılgın... Hayatının değişeceğini hiç sanmıyor, hele de o gün... Peri masallarına inancını çok erken kaybetmiş. Birileri yaklaşıyor yanına, `Oyuncu olmak ister misin?` diye. `Aklınızdan zorunuz mu var?` oluyor ilk cevabı. Başına iyi bir şey geleceğine pek ihtimal vermiyor ya, yine de gidiyor deneme çekimlerine. Senaryo onun hayatına benziyor tıpkı... Ve 300 genç kız arasından `Duvara Karşı` filmindeki Türk kızı Selma rolü için seçiliyor, Sibel Kekilli. Babasından habersiz, annesinin desteğiyle... Nereden bilebilir ki film Berlin`de Altın Ayı alacak, sadece babası değil sağır sultan duyacak adını. Gelsin şan şöhret, alkışlar... Ama işte böylesi `pürüzsüz` bir mutlu son ancak o inanmadığı peri masallarında olabilir. Onun hayatı tam tersine, `duvarlara karşı` bir savaş...

Baba işçi, anne temizlikçi
Kayserili bir ailenin dört çocuğundan biri Sibel Kekilli. İki erkek kardeşi, bir de ikizi var, Serpil. Baba fabrika işçisi, anne temizlikçi. 60`larda dedesi göçer Almanya`ya, 70`lerde babası... 16 Haziran 1980`de Heilbronn`da doğan Sibel Kekilli göz açtırılmadan büyütülür. Sınıfın en iyi öğrencisidir, `fazla aklı başındadır` kendi deyimiyle. 16 yaşına kadar... O zaman gözü açılır, fark eder ki o `geleneklerden`, duvarın ardında başka bir hayat var. Liseden sonra tıp okumak ister, ailesi izin vermez. Belediyede çalışmaya başlamıştır ve bir Türk ailesi için büyük gurur kaynağıdır bu. Sibel Kekilli içinse, evden kurtuluş umudu... Ailesine ayda 300 mark yardım eder bir yandan. Evlenip kocasının borçlarını ödedi


İlk erkek arkadaşı Stefan`la da orda tanışır. Babası Alman damat istemez başta. Ama öbür kızı Alevi bir gençle kaçmıştır, bunlar hiç değilse evleneceklerdir... Babasının yüzünü ağartmak ister Sibel, ister ki düğün dernekle gelin etsin kızını, diğerinin mürüvvetini göremedi, bununkini görsün... Bankadan 15 bin euro kredi alır ve 1999 yılında görkemli bir düğünle evlenirler. Türkiye`den kağıtlarının gelişi geciktiği için resmi nikah kıyılamamıştır, ama ele güne karşı mahçup olmamışlardır. Stefan`ın 12 bin Euro`luk borcuna da kefil olur hiç düşünmeden. Ve başlar borçları ödemek için deli gibi çalışmaya. Sabah 7`den akşam 4`e kadar belediyede çalışır, sonra sokakta sebze satar. Hafta sonları garsonluk, diskotekte kapıcılık, arada da temizlikçilik... Sihirli değnek: Duvara Karşı


Yorgunluktan ölecek hale gelince bir `iç çamaşırı mankeni` ilanına başvurur. Esas iş internette striptizdir, kabul eder, `Diğerleri gibi bir iş`tir bu da onun gözünde. Sonra striptizi sanal alemden diskoteğe taşır ve nihayet 2001 yılında meşhur `porno filmler` gelir. Stefan`la da ayrılmıştır, gördüğü baskılara bir tür `isyan`dır porno filmler onun için. 6-7 ay sürer bu iş, 10 kadar filmde oynar ve borcunun faizini bile bitirememişken noktayı koyar. İçi kaldırmaz daha fazla. İşsizdir, parasızdır ve bir gün bir sihirli değnek dokunur hayatına: `Duvara Karşı`... Almanya`ya 1986`dan beri hasret kaldığı Altın Ayı`yı hediye eder film. Dünya sinemasına da bir pırıl pırıl oyuncu: 24 yaşındaki Türk kızı Sibel Kekilli. Sibel ise ödülü aldığı gece takside katıla katıla ağlar. Annesinin `Çok mutlu olursan ardından çok üzülürsün` sözü düşer aklına. `Sibel Kekilli pornocu çıktı`!

Nitekim masalın `kötü cadısı` gecikmez. Bild muhabirinin `manidar` sorusuyla sevinci kursağında kalır: `Bu sizin ilk kamera karşısına çıkışınız değil galiba...` Türk medyası da şevkle atlar bu `çıktı haberinin` üzerine: `Sibel Kekilli pornocu çıkmıştır.` Fatih Özgüven`in Radikal`de yazdığı gibi `Bizim şefaatimize sığınılmadan, bizim elimiz öpülmeden kazanılmış bu başarının da foyası`dır asıl ortaya çıkan. İkiyüzlü bir linç girişimi başlar, anne babasının Sibel`i reddettiği `muştulanır`ken söz konusu filmler elden ele dolaşır. Fakat karşılarında kandırıldığını iddia eden ya da ağlayıp nedamet getiren bir muhatap yoktur. Hepsini ta en baştan yönetmenine söylemiş olmaktan rahat, güçlü bir küçük kadın vardır. `Bana gelen mesajlara bakın, asıl porno neymiş görün` der. Üzülmemiş midir? Üzülmüştür, `ailesini utandırdığı için`. Bild`e dava açar, kazanır da ve başı dik yoluna devam eder.

`Bir yanlışlık yok değil mi?`


Ona çeşitli festivallerden ödüller getiren `Duvara Karşı`dan sonra Almanya`da birkaç filmde oynar, Ömer Uğur`un çektiği `Eve Dönüş`e kadar... Film çok etkiler onu. Daha önce `12 Eylül`den haberi yoktur. Ve onca tantana koparken `utanıyorum` demeyen genç oyuncu, `Bunu bilmediğim için çok utanıyorum` der. Film ekibiyle derhal kaynaşır, `ince, kırılgan, çocuksu` diye tanımlar arkadaşları onu. Karıncayı incitmeyen biridir gerçekten, onu yemeğini kedilerle paylaşırken ya da gözyaşları içinde hayvan barınaklarını dolaşırken görebilirsiniz. `Hayvanlar sizi aldatmazlar, olduğunuz gibi kabul ederler çünkü`, öyle der. Çok `sahicidir`, Altın Portakal heykelciğini kucaklarken, `Bir yanlışlık yok değil mi?` diye sorar. 24 yıla parlak başarılar kadar birkaç ömürlük de darbe sığdırmış bir küçük kız aslında o; seks filmlerinde oynadığını yerli yersiz hatırlatıp ona bir daha vurmak niye? İlk filminin sevincini yaşayamadı, hiç değilse bu kez annesi haklı çıkmasın, Altın Portakal`ının tadını çıkarabilsin...

Satranç Oynayalım



Satrancın Yararları :

- Kötü alışkanlıklar edinilmesine engel olur.
- Planlı hareket etmenin önemini ve gerekliliğini kavratır.
-Süratli, doğru ve çabuk düşünebilmeye yardımcı olur, olaylara doğru yorumlarla yaklaşabilme yeteneklerini geliştirir.
- Kişiliği ve karekteri olumlu yönde etkiler ve geliştirir.
-"Kendine güven" duygusu aşılar ve bunu geliştirir.
- Kendi güç ve yeteneklerini daha iyi tanıyarak, bireysel güç ve yetenekleri açığa çıkarmaya ve bireysel doğru kararlar alabilmeye yardımcı olur.
- Dikkatini tek konu üzerinde yoğunlaştırabilme alışkanlığı kazandırır.
-Diğer ders konularının daha iyi anlaşılıp kavramasına yardımcı olur. Bilimselliği ön plana alarak araştırmalar yapmaya yönlendirir.
- Konulara karşı şüpheci yaklaşımı benimsetir, onları ezberci zihniyetten arındırır.
- Kişileri düşünen, araştıran, yargılayan varlıklar haline getirir ve yaratıcılıklarında özgür bırakan bir ortam hazırlar.
- Başarıya ancak ve ancak sistemli ve disiplinli bir çalışmayla varılabileceğini gösterir.
- Mücadeleci bir ruh yapısına sahip olmanın gerekliliğini benimsetir.
- Başarısızlıklar karşısında yılmamayı, başarı için daha da çok çalışmanın gerekli olduğunu öğretir.
- Başarılardan büyük hazlar duyarak daha da başarılı olmaya yönlendirir.
- Yepyeni hedefler göstererek bu yeni hedefler doğrultusunda motivasyon sağlar.
- Kişilerin olumsuz bir yönünü, eksikliğini, veya bir davranış bozukluğunu hızlıca ortaya çıkarır.
- Kurallara uymayı, dostça oynamayı, kaybetmeyi kabullenmeyi, kazananı kutlamayı öğretir.
- Yakın dostluklar kurup daha çok sosyalleşmeye ve sosyal yaşamının zenginleşmesine yardımcı olur.
- Satrancın yararlarını gösteren bütün bu maddeler, Milli Eğitimin de temel amaçlarındandır, Türk Milli Eğitimi’nin öğrenciler tarafından kazanılmasını istediği temel davranışlardır. Bu kadar pozitif etkisi olan bir araç kesinlikle bir 'EĞİTİM ARACI'dır. Yeryüzünde başka hiçbir araç, bu kadar olumlu davranışların hepsini birden bireylere kazandıramaz!
Öyleyse, çocuklarımızın olabildiğince küçük yaştan başlayarak 'Kişilik gelişiminde satrancın pozitif etkilerinden yararlanma’ amaçlanmalı, çocuklarımızın olumlu davranışlar sergilemelerini sağlamaya çalışmalı bu amaç bir 'görev' olarak benimsenmelidir.


Satranç Oyna}}}

Satranç Öğren}}}

Satranç Yükle}}}

Satranç Yükle}}}

29 Eylül 2006 Cuma

Çinli profesörden çıplak ders


Çin'de bir sanat dersi sırasında öğrencilerinin önünde çırılçıplak soyunan bir profesör hakkında soruşturma açıldı.

Bir Çin gazetesine göre Mo Ziaokzin 'vücut sanatı' dersi sırasında vücudun gücünü vurgulamak ve 'tabulara karşı çıkmak' amacıyla soyunarak öğrencilerini şok etti.

56 yaşındaki Mo, 70 yaşlarında olan bir kadın ve bir erkeğin yanı sıra genç bir çiftle de anlaşarak ders sırasında bunların da sınıfta soyunmasını sağladı. Mo ders verirken öğrencilerinden de soyunmalarını istedi.

Gazete, öğrencilerin "Profesör Mo bunlar olurken çok heyecanlıydı. Konuşurken kemerini açıp pantolonunu çıkardı ve anfinin ortasında çırılçıplak kaldı" şeklindeki sözlerine yer verdi.

Bu çıplak derse katılan 30 öğrencinin çoğunun bu durumdan 'rahatsız' olduğunu yazan gazete, "bazıları gözlerini tavana dikti, bazıları ise başlarını öne eğip yere baktılar" diye yazdı.

Bir Kültür Bakanlığı yetkilisi ise bu kursun hala araştırma aşamasında olduğunu ve 'olumlu ya da olumsuz' etkilerinin hala bilinmediğini söyledi.

Yetkili, "araştırma alanında tabu yoktur ama ders sırasında bunu doğrudan yapmak da tabii ki uygun bir davranış değil" dedi.

Metin Güneş/CNN TÜRK/Londra

En güzel kalça Beyonce’de


Şarkıcı Beyonce Knowles, ’Hollywood’un en güzel kalçalı yıldızı’ anketinde ilk sırada yer aldı.

Müzik kariyerinde bir çok başarıya imza atan Amerikalı şarkıcı ve oyuncu Beyonce Knowles, bu kez de ’yuvarlak hatları’ ile adından sözettirdi. Knowles, ABD’de yayınlanan In Touch dergisinin gerçekleştirdiği bir anketle, ’Hollywood’un en güzel kalçalı yıldızı’ seçildi. Knowles, birçok ünlü ismin yanısıra, kalçaları da adı kadar ünlenen Jennifer Lopez’i de tahtından etti. En seksi kalçalara sahip Hollywood ünlülerini belirlemek için gerçekleştirilen ankette, Jessica Simpson ikinci, Salma Hayek üçüncü olurken, ennifer Lopez kendisine ancak sekizinci sırada yer bulabildi.

İşte en güzel kalçalı 10 Hollywood yıldızı:

1- Beyonce Knowles2- Jessica Simpson3- Salma Hayek4- Jessica Biel5- Halle Berry6- Tyra Banks7- Scarlett Johanssen8- Jennifer Lopez9- Eva Longoria10- Jessica Alba

Lider Manisaspor'dan Milli Takımda Oyuncu Yok!



(A) Milli Futbol Takımı'nın, 2008 Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde, 7 Ekim’de deplasmanda Macaristan ve 11 Ekim’de Frankfurt'ta Moldova ile oynayacağı maçların 24 kişilik aday kadrosu ve programı belli oldu.

Fatih Terim'in açıkladığı A Millli Takım kadrosunda, henüz ligde sadece bir golü bulunan, ligde, Avrupa kupalarında ve Milli Takımda şimdiye kadar oynadığı maçlarda hiç bir varlık gösteremeyen Hakan Şükür gene yer bulurken, lig lideri ve 7 hafta boyunca en iyi futbolu oynayan V. Manisasspor'dan bir tek oyuncunun bile bulunmaması, futbol kamuoyunu şaşırttı.

Teknik direktör Fatih Terim tarafından belirlenen 24 kişilik Milli takım kadrosu şöyle:

Rüştü Reçber, Volkan Demirel, Can Arat, Mehmet Aurelio, Tuncay Şanlı, Tümer Metin (Fenerbahçe), Hakan Şükür, Ümit Karan, Sabri Sarıoğlu, Arda Turan, Orhan Ak(Galatasaray), Gökhan Zan, İbrahim Toraman, İbrahim Üzülmez (Beşiktaş A.Ş.) , Hüseyin Cimşir, Gökdeniz Karadeniz (Trabzonspor A.Ş.), Mehmet Topuz (Kayserispor), Servet Çetin (Sivasspor), Özden Öngün (Konyaspor), Hamit Altıntop, Halil Altıntop (Schalke 04), Nuri Şahin (Borussia Dortmund), Fatih Tekke (Zenit St. Petersburg), Nihat Kahveci (Villarreal)

Memura enflasyon zammı

Hükümet, bu yılın ilk yarısında enflasyonun (TÜFE) yüzde
4.88'e kadar yükselmesi nedeniyle toplu görüşmelerde memurlara vaadettiği yüzde 2.32 oranındaki enflasyon farkına ilişkin zammı yaptı.

Bakanlar Kurulu'nun memur maşlarının 1 Temmuz'dan itibaren yüzde 2.32 oranında artırılmasına ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. 1 Temmuz 2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımlanan Kamu Personelinin Maaşlarının Hesabına Esas Tutulan Katsayıların Yeniden Tespiti ile Muhtelif Statülerde İstihdam Edilen Sözleşmeli Personelin Ücretlerinin Artırılmasına İlişkin Kararla devlet memurlarının aylık gösterge tablosunda yer alan rakamlarla ek gösterge rakamlarının aylık tutarlara çevrilmesine esas aylık katsayısı yüzde 2.32 oranında artırılarak 0.04373'ten 0,044745'e, memuriyet taban aylığı göstergesine uygulanan taban aylık katsayısı 0.54711'den 0,55983'e, iş güçlüğü, iş riski, temininde güçlük ve mali sorumluluk zamlarının aylık tutarlara çevrilmesine esas yan ödeme katsayısı ise 0.01387'den 0.014192 olarak belirlendi.

EMEKLİ DE ZAMLI MAAŞ ALACAK
Bu arada memur maşlarına yapılan enflasyon zammı Emekli Sandığı'ndan emekli aylığı alanların aylıklarına da aynı oranda yansıyacak. Enflasyon farkı 1 Temmuz'dan itibaren geçerli olduğu için kamu görevlileri zamlı maaşlarıyla birlikte üç aylık da zam farkı almaya hak kazandılar. Söz konusu üç aylık fark en düşük devlet memurunda toplam 46 YTL'ye yaklaşıyor.

Erik Gerets Kimi İma Etti?

Galatasaray'ın hocasının, Liverpool maçının ardından, "Tanınmış futbolcuların yaptığı büyük hatalar bizi buraya düşürdü" sözleri kafaları karıştırdı. Camiada şimdi kimin işaret edildiği tartışmaları başladı





Erik Gerets'in, Liverpool maçının ardından yaptığı konuşma tartışma yarattı.

Sarı - kırmızılı ekipte, Belçikalı teknik adamın takım kurgusu eleştirilirken, Gerets'in de kendini savunmak için oyuncularını hedef göstermesi ve isim belirtmeden imada bulunması polemik konusu oldu. Galatasaray'ın teknik patronunun, maçın hemen ardından, "Tanınmış futbolcuların yaptığı büyük hatalar bizi buraya düşürdü" ifadesini özellikle Hakan Şükür için kullandığı söylentisi camia içerisinde dilden dile dolaşıyor. Gerets'in, alınan sonuçtan memnun olmadığı ve gergin olduğu da gözlemlendi. Belçikalı teknik adamın, kendisi hakkında yapılan "Gönderilecek" haberlerinin yeniden gündeme gelmesi ve eleştiri oklarının kendisine çevrilmesiyle bir hayli rahatsız olduğu öğrenildi.

Her eve internet ve ucuz bilgisayar geliyor













TTNet, Microsoft ve Intel’in işbirliğiyle “Her Eve Son Sürat İnternet Her Eve Bilgisayar” kampanyasıyla bu yılın sonuna kadar 200 bin kişiye bilgisayar ulaştırılması hedefleniyor

Türk Telekom’un internet hizmetleri sağlayan şirketi TTNet’le Microsoft ve İntel’in işbirliğiyle gerçekleştirilen “Her Eve Son Sürat İnternet Her Eve Bilgisayar” kampanyasıyla bu yılın sonuna kadar 200 bin yeni bilgisayarın Türkiye’ye ulaştırılması hedefleniyor. Bilgisayarlar Vestel ve Casper tarafından üretilecek. Kampanya 1 Ekim-31 Aralık tarihleri arasında devam edecek.

ADSL PAKETE DAHİL
Türkiye’de bilgisayar sahipliğini ve internet kullanımını yaygınlaştırılmasının hedeflendiği kampanyada, her gelir grubuna yönelik tasarlanan bilgisayar ve internet kampanyasında, uygun fiyatlı bilgisayarlar, TTNet’in genişbant internet hizmeti ADSL ile bir arada sunulacak.

TTNet’ten 24 aylık hizmet almayı tercih eden kullanıcılar 256 Kbps’den 2 Mbps’ye kadar her hızda, kotalı ve kotasız ADSL paketinden faydalanabilecek. İlk iki ay ADSL ücreti alınmayacak.

Bilgisayarlarda çocukların güvenli internet kullanımı için ebeveyn kontrol programının yanı sıra, antivirüs ve Microsoft Office öğrenci ve öğretmen sürümü bulunuyor.

Kampanyada nakit, 36 aya kadar taksitli kredi kartı ve banka kredili ödeme seçenekleri bulunuyor. Katılmak isteyenlerin Telekom ofislerine başvurması gerekiyor. Kurulum ise ücretsiz olacak.

Afrika İnsanları Su Arıyor!














2.6 milyar insanın bir tuvaleti bile yok!

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, (UNICEF) yeni rapor yayınladı. Genel Müdür Ann Veneman, '2015'te içme suyuna ulaşamayan nüfusu yarıya indirmek istiyoruz. Bunun için iki kat daha çaba sarf etmeyiz' dedi.

İşte rakamlarla temiz su sorunu:

- 2 milyar 600 milyon insan bir tuvalete bile sahip değil. Dünya nüfusu 6 milyar 547 milyon. - HER yıl 1 milyon 900 bin çocuk ishalden ölüyor. Bunun 1 milyon 500 bini temiz şu bulamadığı için hayatını kaybediyor.

- YAKLAŞIK 1 milyar insan temiz şu içemiyor.

- NİJER halkının sadece yüzde 13'ü temiz tuvalete ulaşabiliyor.

Şebnem Schaefer erkeğini arıyor!


Birlikte olacağım erkek hala karşıma çıkmadı

Türkiye'nin en meşhur bakiresi Şebnem Schaefer, bu kez Haftalık dergisine konuştu. İşte Şebnem'in anlattıkları:

BAKİRELİK raporu alırken çok zorlandım, utandım. Hatta doktor bile 'Komik... ne için lazımdı' dedi.

SEVGİLİLERİMLE el el tutuştum. Ama, kimseyle birlikte olmadım. Karşıma o erkek çıkmadı. İlk başta 'Evlenince' diyordum. Şimdi bilmiyorum.

NAMUS beyindedir. Aldatmamak, devamlı eş değiştirmemek, dürüst olmak demektir. Namus insanın kendisiyle alakalı, biriyle yatmak ya da yatmamakla namuslu olunmaz. Erkek evliliği düşünüyorsa, o zaman ciddi demektir ve bana güven verir.

30 yaşındaki bir erkek cinsel birliktelik isteyebilir. Ama, benim bu durumuma saygı göstermişlerdi. Zaten samimiyetlerinden etkilenmiştim.

TOPLUMUN tepki vermemesi beni çok üzdü. Erkekler açıklama yapınca, kimse 'Dur ya, sen ne biçim konuşuyorsun bir genç kız hakkında' demedi.

ALLAH inancım çok büyük. Annem de çok inançlıdır, 'Sürekli dua et' der. Allah'ın hep yanında olduğumu düşünürüm. Kandillerde annemle namaz kılarım. Mevlitlere çok sık gideriz.BABAMIN Türkçesi iyi değil. Olayları, biraz yumuşatarak anlatıyoruz. Beni bilir. Bu yüzden şüphesi olmaz.

ANNEMLE çok iyi anlaşıyoruz. Zevklerimiz, düşüncelerimiz aynı. Her zaman annemin tavsiyelerine ihtiyaç duyarım. Annemin beğenmedği biriyle flört etmem. Hemen soğurum.

28 Eylül 2006 Perşembe

Baykal Canlı Yayında Protesto Edildi


Abbas Güçlü’nün yönettiği programda bir öğrencinin Baykal’a, "Sizin gibiler yüzünden Türkiye bu hale geldi, çekip gidin" demesi üzerine öğrenciler ile partililer arasında sözlü tartışma yaşandı.

Canlı yayında öğrenciler Deniz Bayal'ı eleştirip yuhalayınca salonda bulunan az sayıdaki CHP'li tepki gösterdi. Çıkan tartışma sonunda CHP'liler salondan çıkartıldı.

CHP Lideri Baykal, Genç Bakış’ın 5. yılında nihayet öğrencilerin karşısına çıktı. Kocaeli Üniversitesi’nin yeni açılan 1200 kişilik konferans salonununda iki bine yakın öğrenciyle üç saate yakın canlı yayın söyleşisi gerçekleştiren Baykal, öğrenciler tarafından protesto edildi.

Baykal, 302’inci madde, gençlere parti de söz hakkı tanınmaması, kadınlara partide görev verilmemesi ve etnik kimlik tartışmalarında pratesto edildi.

Genç Bakış programlarının finali olan Karne verme bölümü ise yoğun tartışmalar nedeniyle gerçekleşemedi.

Baykal’ın CHP’yi 12 Eylül’den sonra ben kurdum yönündeki söylemi de gençlerin tepkisine neden oldu. Öğrenciler, Atatürk’ün partisini siz nasıl sahiplenirsiniz, nasıl ben kurdum diyebilirsiniz diye sert bir şekilde eleştirdiler.

Erik Gerets ne yapmak istiyor?

Liverpool karşısında tel tel dökülen, üçüncü golün yenmesinde büyük hata yaptığı gibi oyuna hiç katkısı olmayan, takımın bir kişi eksik oynamasına neden olan Hakan Şükür'e, bu oyunuyla dünyanın hiç bir teknik direktörü doksan dakika tahammül etmez.

Gerets ayrıca sahanın en iyi oyuncularından biri olan Arda'yı oyundan alıp, yerine iki aydır oynamayan Carrusca'yı koyması ve gole en çok ihtiyaç duyulan dakikalarda Hasan Kabze'yi oyuna almaması ile adeta takımı sabote etti.


Yazık oldu: 3-2

2005 Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Liverpool, Crouch’u 2 ve Garcia ile üç farkı buldu. İkinci yarı oyuna giren Ümit Karan’ın 2 golü G.Saray’a hayat verdi. Aslan kendisine yakışan futbolunu oynadı. 90+3’te Hakan Şükür topa vuramayınca ümitler de sona erdi. ANFİELD Road’da yürekler ağza geldi...

Tüm Türkiye hop oturup hop kalktı. Galatasaray 3-0 geriye düşünce herkes ’Acaba tarihi fark mı olacak?’ diye korkarken sahheye çıkan Ümit Karan attığı 2 nefis kafa golüyle takımına hayat verdi. Cimbom son 15 dakika 1 puan için Liverpool kalesini abluka altına aldı, ama beraberlik golünü kaydedemedi. Ancak Avrupa Fatihi kazanamasa da bir kez daha gönüllere futboluyla taht kurdu.

Sarı kırmızılılar maça ürkek başladı. Liverpool daha başlama düdüğüyle baskılı bir futbol ortaya koyarak oyunu G.Saray kalesine yıktı. İngilizler maça o kadar tempolu başladı ki, bir anda Aslan’ın savunmasının başı döndü. Ve adeta şaşkına dönen G.Saray savunması 10.dakikada Fabio Aurelio’nun füze gibi ortasında kale önünde Crouch’u bomboş bırakınca 2 metrelik dev golcü perdeyi açıyordu.1-0.
Sabri direğe takıldı
Kırmızı Şeytanlar bu golden sonra da durmak bilmiyordu. Belli ki Galatasaray, İngilizlerin ilk dakikalardaki hızlı futboluna ayak uyduramıyordu. Bu kezde sahneye Pennant’ın ortasında Luis Garcia çıkıyor, İspanyol oyuncu nefis bir kafa vuruşuyla farkı ikiye çıkarıyordu. Bu dakikadan sonra herkes farkın artmasını beklerken, G.Saray bambaşka bir kimliğe bürünüyor, ürkekliği üzerinden atıyordu. 24.dakikada Galatasaray golle burun buruna geliyor, İliç’in ara pasında Cihan’ın kale önünden çektiği şutu kaleci Reina son anda kurtardı. Bu dakikadan sonra Liverpool geri çekiliyor, Galatasaray saldırıyordu.
Ancak İngilizler ikinci yarıya da golle başladı. Pennant’ın ortasında Crouch kale önünde topa rövaşata ile vurarak farkı 3’e çıkardı.3-0. Üç farka rağmen G.Saray ’Pes etmem’ diye haykırıyor, Erik Gerets sahaya Hasan Şaş ve Ümit Karan’ı sürüyordu. Sabri’nin kullandığı nefis frikik top direkte patlıyordu. Ancak bu kez 60.dakikada Arda’nin yaptığı ortada Ümit Karan iyi yükselerek farkı 2’ye indiriyor, herkesi ümitlendiriyordu.
Bu gol Galatasaray’ı ateşliyordu. 64’te Ümit Karan, bir kez daha nefis yükselerek topu filelere gönderiyordu. 3-2. Hakan Şükür 90+3’te golü kaçırdı, ümitler de tükendi.

Ah Hakan Ah
Aslan 2. yarıda beraberliğe, hatta galibiyete defalarca yaklaştı ancak kaptanın acemi oyuncular gibi harcadığı pozisyonlar yüzünden puan alamadı.
Saç baş yoldurdu
Galatasaray, Liverpool karşısında ilk yarıda çok kötü bir futbol ortaya koyarken ikinci yarıda gerçek kimliğine döndü ve rakibine kendi sahasında ecel terleri döktürdü. Skoru 3-0'dan 3-2'ye getiren G.Saray, maç sonuna kadar birçok gol pozisyonu buldu. Ancak Hakan Şükür bu pozisyonları inanılmaz bir şekilde harcayarak, Galatasaray'ın beraberliğini, hatta galibiyetini engelledi.

İyi ki Ümit girdi
Hakan Şükür, 90 dakika sahada kalırken, oyuna 2. yarıda giren Ümit Karan, Liverpool defansını dağıttı. İki gol atan Ümit için maç sonrası gurbetçiler "Hakan'ın yerine Ümit 11'de oynasaydı maçı kazanırdık" yorumunu yaptılar. 13 Mart 2002'de Devler Ligi'ndeki 1-1'lik Roma maçından sonra ilk kez Avrupa'da gol atan Ümit Karan, Avrupa'daki toplam gol sayısını da 9'a çıkardı.


Kadıköy'deki her maça aşağılanmak için koşa koşa giden Özhan Canaydın, bu önemli maçta takımı yalnız bıraktı.


SÖZDE BAŞKAN Özhan Canaydın, gruptaki önemli karşılaşmayı izlemek üzere İngiltere’ye gelmezken, başkan yardımcısı Adnan Polat, yöneticiler Haldun Üstünel ve Ali Gürsoy kulübü temsil etti.

Sultanlardan bir zafer daha.


Dünya voleybolunda söz sahibi rakibine ilk 2 seti ufak hatalarla kaybeden Filenin Sultanlar’ı, 3. sette kontrolü eline aldı. Neslihan ve Gülden’in şovuyla Rusya’ya ders verdi, Avrupa elemelerinde 2’de 2 yaptı. Bugünkü rakip Sırbistan.

VOLEYBOLDA harikalar yaratan Filenin Sultanları, 2007 Dünya Grand Prix Avrupa Elemeleri 2. Grup’ta İtalya’dan sonra Rusya’yı da, 2-0 geriden gelerek 3-2 yendi, 2’de 2 yaptı. Varna’daki elemelerde adeta ölüp ölüp dirilen kızlarımız, bir başka devi devirmenin mutluluğuyla finallere emin adımlarla ilerliyor... Sultanlar’ı izlemeye devam ediyoruz derken bir ayrıntıyı atlamayalım. Lütfen kalbi olan seyirciler maçları seyretmesin. Çünkü bu maçlara kalp dayanmaz. İki maçta da 2-0 geriden gelip, 3-2 kazanan kızlarımızın yendiği takımların İtalya ve Rusya olduğunu ve bu ülkelerin müzelerinde birçok Avrupa, dünya ve olimpiyat şampiyonlukları bulunduğunu unutmayalım...

Sultanlarımız, grubundaki 3. maçında bugün TSİ 18.30’da Sırbistan’la oynayacak. Ay yıldızlılar, bu maçı da kazandığı taktirde Grand Prix finallerine katılmayı garantileyecek.

27 Eylül 2006 Çarşamba

ASTROLOJİ



Koç burcu ve koç burcunun özellikleri
Son günlerde, zorlu tavirlari ve güleryüzüyle olaganüstü dostça davranan biriyle tanistiniz mi? Tanri yardimciniz olsun. Herhalde bir Koç size el koymus olmali. Özellikle, sohbet sirasinda konusmayi yönlendirmekte biraz sikinti çektinizse...
Boğa burcu ve boğa burcunun özellikleri
Tipik bir Boga ihtiyatli hareket etmeyi ve düsünüp tasinarak konusmayi tercih eder. Boga saglamdir, degismez ve asla sükunetini bozmaz.
ikizler burcu ve ikizler burcunun özellikleri
Bu burçta dogan kisiler degiskendir. ikizler burcundan bir insan giysilerini, isini, ask hayatini ve evini düsünceleri kadar çabuk degistirebilir ki bu konuda oldukça hizlidir.
Yengeç burcu ve yengeç burcunun özellikleri
Yengeç'in gelip geçici huylari Ay'a göre ayarlanmistir. Yengeç yükselen alçalan tüm dalgalanmalara karsin, hep ayni insan olarak kalir. Ona ilk kez, çilginca kahkahalar atarken rastlayabilirsiniz.
Aslan burcu ve aslan burcunun özellikleri
Aslan herkesi yönetir. Aslan'larin fiziksel özellikleri; saçlari yele gibi yüzden geriye dogru yatar ve aldatici olarak tembel bir görünüsleri vardir. Dik ve magrur yürürler. Yumusak, genellikle sakin ve tutarli bir karakter içinde gizleneceklerdir. Tirnaklari kapali, ama sivri ve yirticidir.
Terazi burcu ve terazi burcunun özellikleri
Terazi'ler kaba olmaktan nefret ederler. Onlar son derece zekidir ve ayni zamanda inanilmaz derecede saf ve kolay aldatilir insanlardir. Konusmaktan kulaklarinizi sagir ederler, ancak kendileri de çok iyi dinleyicilerdir.
Akrep burcu ve akrep burcunun özellikleri
Akrep'ler kendi burçlarina gösterilen tepkiden bikmislardir. Onlarin acimasiz ve tehlikeli oluslari varsayimi yanlistir. Ancak savunurken bu özelliklerini ortaya çikarabilir.
Yay burcu ve yay burcunun özellikleri
Yay burcu insaninin içinde hiç bir kötülük yoktur. Onu yargilarken hasin olmayin. Iyi niyetlidir. Kendisine sempati duyulmasina ihtiyaci yoktur. Ondaki essiz anlayis, zeki ve atesli davranislar, genellikle Yay'i basarili insanlar arasina sokar. Yay'larin en belirgin özelligi dobra olmasdir. Yapmacik ve aldatmaca onlari dehsete düsürür.
Oğlak burcu ve oğlak burcunun özellikleri
Oglak karakterini kavramak, bir esintiyi yakalamaktan baska bir sey degildir. simdi bir Oglak'i inceleyin onu nerede bulacaksiniz? Kendisini yetistirebildigi ve yükselebildigi her yerde...
Balık burcu ve balık burcunun özellikleri
Dünyasal ihtiraslari hemen hemen hiç yoktur. Zenginlik onlari pek az çekecektir. Evlilik veya miras disinda zengin olan çok az Balik vardir. Gelecege ait yogun istekleri yoktur. Geçmis hakkinda sezgileriyle edindikleri bilgileri ve bugün için tatli bir hosgörüleri vardir. Bu burçta doganlar için kolay yolu seçmek tuzaga düsmek demektir.
Başak burcu ve başak burcunun özellikleri
Basak "bekaret" burcudur. Ancak bu sembolü fazla ciddiye almak gerekir. Bazi Basak'lar bekar kalirsa da, pekçogu sonunda evlilik mutluluguna erisir. Basak'in evlilik yasamini basariyla sürdürmesi ve hemen hemen her zaman kendilerini ailelerine adamalari sasirticidir.

Hızlı makyaj önerileri


Çok az zamanınız var ve evden hemen çıkmanız gerekiyor bu durumda makyajınız ne olacak?İşte size, adım adım hızlı makyaj önerileri:

Ten
Cildiniz donuksa kayısı ve bej tonlarında bir makyaj altı sürün. Göz altlarınızda morluklar, yüzünüzde sivilce ve kızarıklıklar varsa mutlaka bir kapatıcı kullanın. Rengi cildinizden bir ya da iki ton açık olmalı.Kapatıcıyı parmaklarınızla cildinize iyice yedirin. Fondöteninizi uygulayın. Fondöten rengini cildinizle aynı tonda veya yarım ton daha açık seçin. Büyük bir fırça ile pudranızı ve allığınızı sürün.

Göz
Üst göz kapağınızın tamamına göz farını sürün. Gözleriniz koyu renk ise ideal far renkleriniz bej ve sedef tonlarıdır. Açık renk gözlerde her renk rahatlıkla kullanılabilir. Gri, siyah ve kahverengi derin bir bakış; mavi ve yeşil tonları ise daha genç bir görünüm verir.Gözleriniz büyükse göz içine, küçükse kirpik diplerinden kalem çekin. Pamuklu çubuk ile çizgiyi dağıtıp gölgelendirin. Kirpiklerinizi tarayın ve iki kat rimel sürün.

Dudak
Dudak kalemi kullanıyorsanız, rujunuza uygun bir renkle dudaklarınızı çevreleyin.Fırça ile rujunuzu sürün. Dudaklarınızın tam ortasına bir parça parlatıcı ekleyin.Kaynak: www.vekozmetik.com

Filenin Sultanlarının Zaferi


Ay yıldızlılar, 2-0 geriye düştüğü maçı bırakmadı. 3. sette Neslihan’ın takımı ateşlemesiyle canlandı, gerçek kimliğine döndü. Bahar’ın usta yönetimiyle de İtalya’yı dağıttı, Avrupa elemelerine süper başladı.

2007 Dünya Voleybol Bayanlar Grand Prix Avruma Elemeleri’nin ilk gününde podyuma çıkan Filenin Sultanları, güçlü rakibi İtalya’yı müthiş bir mücadele sonrası devirerek, elemelere süper bir başlangıç yaptı: 3-2...
İki kere elimizden kaçırdığımız Grand Prix finallerine gitmek için geldiğimiz Varna’ya çok zorlu bir grupta olmamız tedirgin etse de, hem dünya hem de Avrupa şampiyonu olmuş İtalya’yı ilk iki seti kaybetmemize rağmen mağlup eden ay yıldızlı bayanlar, çok anlamlı bir başarıya daha imza attı.

V.Manisaspor'da yabancı futbolculara Türkçe dersleri


Vestel Manisaspor'un yabancı futbolcuları Lukas Zelenka, Flip Holosko, Stephane Borbiconi ve Margues Rafael, eşleriyle birlikte Türkçe dersi almaya başladı.

Türkçe öğretmeni Tolga Erbirlik tarafından verilen dersler, Tarık Almış Spor Tesisleri'nde gerçekleştiriliyor. Türkçenin temel kurallarını oyunculara öğretmeye çalıştığını söyleyen Tolga Elbirlik, “Haftanın üç günü derslerimiz var. Kısa süre içinde futbolculara temel Türkçe eğitimini vermiş olacağız” dedi.

Kredi kartı azami faizlerinde indirim


Merkez Bankası, kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranlarını, 2 Ekim 2006 tarihinden geçerli olmak üzere indirdi. Akdi faizde YTL için daha önce yüzde 5,72 olan aylık azami oran yüzde 5,70'e düşürüldü. Gecikme faizi de yüzde 6,29 olacak.

Söz konusu oran, ABD doları için yüzde 2,68'den yüzde 2,66'ya çekilirken, Euro işlemlerinde ise yüzde 2,50'lik oranda herhangi bir değişiklik yapılmadı.

Aylık azami gecikme faizi de, YTL için yüzde 6,44'den yüzde 6,29'a, ABD doları için de yüzde 2,98'den yüzde 2,93'e çekildi. Euro ile yapılan işlemlerde gecikme faizi de değişmedi ve yüzde 3,05'de kaldı.Merkez Bankası, en son 2 Temmuz 2006 tarihinde kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranlarında değişikliğe gitmişti.

26 Eylül 2006 Salı

Şahin: Memur bir maaşla buzdolabı ve TV alabiliyor


Hadi dolabı aldık diyelim. Bunun içini hangi parayla dolduracağız? Onu da sayın Şahin yapıverir herhalde.

Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin, kamu çalışanlarının yeni yapılan zamla alım gücünün düşürülmediğini söylerken, "Biz gelmeden, iki-üç maaşıyla buzdolabı, televizyon alabilen memur şimdi bir maaşla bunları alabiliyorsa demek ki alım gücü düşmemiştir, artmıştır" dedi.

Şahin şöyle devam etti: "Önemli olan bizim dönemimizde kamu çalışanlarının alım gücünün düşürülmemiş olmasıdır. Alım gücü düşmemiştir artmıştır. Biz gelmeden 2-3 maaşıyla buzdolabı, televizyon alabilen memur şimdi bir maaşla bunları alabiliyorsa demek ki alım gücü düşmemiştir, artmıştır. Sadece 3+3, 4+4 mü verelim, hepsine 3+3 ve denge tazminatı mı verelim konusu tartışıldı ama daha çok oransal olarak, büyük bir ekseriyetle, oransal bir zammın yapılması benimsendi. Ben doğrusu denge tazminatıyla birlikte 3+3'ün verilmesini daha doğru olacağını savunmuştum ama 4+4 çıktı."

Demir eksikliği ve 'kansızlık'


Demir metabolik işlevlerimiz için önemli fonksiyonlara sahip bir mineraldir. Bu elementin yetersizliğine bağlı olarak kansızlık görülür.

Metabolizmanın canlılığı için gerekli olan vitamin ve mineraller içinde en önemlilerinden biri demirdir.

Sağlıklı, yetişkin bir bireyin vücudunda ortalama 35 gram kadar bulunan demirin en önemli görevi kanda oksijenin taşınmasına yardım etmesidir. Ayrıca bağışıklık sistemi ve bilişsel performans için de gerekli bir elementtir. Bireyin bir günde kaybettiği demir ortalama 0.9 mg olarak hesaplanmıştır. Normal bir beslenme programındaki demirin % 10'unun emildiği düşünülecek olursa günlük alınması gereken demir miktarı 9 mg kadar olmalıdır. Bu gereksinimin karşılanamadığı ve vücutta yeteri kadar demir kalmadığı zaman "demir yetersizliği anemisi" adını verdiğimiz bir durum gözlenir. Ayrıca kansızlık diye tabir edilen durum görülmektedir. Anemi durumunda baş dönmesi, yorgunluk, iştahsızlık, sindirim sisteminde bozukluklar, kısa nefes alıp verme gibi belirtiler görülmektedir. Kansızlık, çocuklarda büyümeyi olumsuz etkilemekte, zihinsel yetenekleri zayıflatmakta ve enfeksiyonlara karşı direnci azaltmaktadır.

Pika tehlikesi
Pika en az 1 ay süreyle yenilebilir olmayan maddeleri sürekli yeme eğilimi içinde olma hali olarak tanımlanabilir. Pikada çocuk; çivi, bozuk para gibi maddeleri yemeye çalışır. Pika görülen çocuklar ile ilgili olarak demir eksikliği anemisinden de şüphelenilmesi yerinde olacaktır.

Kırmızı et
Kırmızı et yüksek oranda protein içeren, aynı zamanda da yapısındaki vücut tarafından emilebilme özelliği yüksek olan demir sayesinde bizi kansızlığa karşı koruyan önemli bir besindir. Kırmızı etin içerdiği proteinler önemli bir enerji kaynağı olmalarının yanı sıra vücutta önemli görevlerde rol alırlar. Doku yapımı, doku onarımı ve büyüme ve gelişme açısından da en temel yapı taşlarıdır. Kırmızı et içerdiği demir sayesinde vücudu kansızlığa karşı korur. Fakat bu etkisini daha da artırabilmek amacıyla C vitamini açısından zengin besinlerle tüketilmesi önemlidir. Pişirirken özellikle yağda kızartmak yerine fırın, ızgara veya haşlama tarzında tüketilirse daha faydalı olacaktır.

Demir eksikliği anemisinden korunabilmek için:
Demirin iyi kaynağı olan besinler (karaciğer, kırmızı et, balık vb.) tüketilmelidir. Demirin emilimini arttırmak amacıyla, özellikle yemeklerle birlikte domates, mandalina, maydanoz, kivi, portakal türünden bir C vitamini kaynağı tüketmek gerekir. Çünkü C vitamini demir emilimini arttırmaktadır.

TAYLAN KÜMELİ

Vestel Manisaspor'un Çek golcüsü Meduna'dan bırakma kararı...


GALATASARAY maçında geçirdiği kalp spazmı yüzünden ölümden dönen Vestel Manisaspor'un Çek golcüsü Michal Meduna, futbolu bırakmaya karar verdiğini açıkladı.

Olaydan sonra, “Hastalığımı kendi dilimi konuşan doktorlardan öğrenmek istiyorum'' diyerek Çek Cumhuriyeti'ne giden Meduna, futboldan uzaklaşarak günlerini balık tutarak geçirmeye başladı. Hafta sonunda Çek Cumhuriyeti'ne giderek Meduna ve ailesiyle görüşüp Çek doktorlarla durum değerlendirmesi yapan Vestel Manisaspor Sağlık Kurulu Başkanı Dr.Mustafa Gürcan, şunları söyledi:
“Meduna'ya ülkesinde de aynı teşhis konmuş. Ancak Çek doktorlar, ameliyat halinde bile futbol oynamasının riskli olacağını söylemişler. Meduna'da bu şartlarda ameliyat olmayı düşünmediğini ve futbola devam etmeyeceğini söyledi. Kararına saygı duyuyoruz.'' Meduna'nın ameliyat olmama kararının kesinleşmesi durumunda, ritm bozukluğuna önlem olarak bir süre önce kalbine takılan pilin vücudunda kalacağını da sözlerine ekleyen Dr.Mustafa Gürcan, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Vestel Manisaspor olarak sonuna kadar Meduna'nın yanındayız. İstediği ülkede, istediği şartlarda kendisini ameliyat ettirebileceğimizi söyledim. Maddi ve manevi açıdan hiç bir fedakarlıktan kaçınmayacağımızı ilettim. Ancak şu anda futbolu düşünmediğini dile getirdi. Zaten gittiğinden bu yana yaklaşık 5 kilo almış. Önümüzdeki ay Manisa'ya gelerek arkadaşlarını ziyaret edeceğini söyledi.''

Hükümetten Maaşlara Rakam Cambazlığı!


2007'de Memurlar anlaşılan gene Çay ve Simite talim edecek, Peynir kısmetse 2008'de.

BASK Genel Başkanı Resul Akay, memur maaş zammıyla ilgili Hükümetin açıkladığı rakamların gerçekle hiçbir ilgisi olmadığını savunarak, ''Hükümet rakam cambazlığı yaparak memurları kandırmaya çalışıyorsa yanılmaktadır'' dedi.

Akay, yaptığı yazılı açıklamada, zaman oranları ve enflasyon farkı ortadayken en yüksek artışın yüzde 13,2, ortalama artışın 12,2 olacağı yönündeki açıklamaların matematik bilimine ters olduğunu ifade etti. Gelecek yıl düşük maaş alan memura yüzde 4+4, fazla maaş alan memura yüzde 3+3 oranlarında zam yapılacağını ve bu yılın Temmuz ayından itibaren 2,32'lik enflasyon farkı ödeneceğini anımsatan Akay, düşük maaşlı memurlara gelecek yılın ilk 6 ayı için kümülatif yüzde 6,41, ikinci 6 ayı için kümülatif 10,66, yüksek maaşlı memurlara ise birinci 6 ayda kümülatif yüzde 5,39, ikinci altı ayda kümülatif yüzde 8,55 artış yapıldığını öne sürdü.

Akay, yılın ikinci yarısında yapılan artışın, maaşlara yüzde 50 nispetinde yansıyacağını belirterek, bu nedenle 2007 yılında düşük maaşlar için yapılan reel artışın 8,53, yüksek maaşlılar için yüzde 6,97 olduğunu savundu. Hükümetin en düşük devlet memuru maaşının 1 Ocak 2007'de 814, 1 Temmuz 2007'de 847 YTL olacağı yönündeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını dile getiren Akay, halen 647 YTL olan en düşük devlet memuru maaşının 1 Ocak 2007'de 690, 1 Temmuz 2007'de 718 YTL olacağını öne sürdü.

Akay, ''Açıklanan rakamların gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Hükümet rakam cambazlığı yaparak memurları kandırmaya çalışıyorsa yanılmaktadır'' dedi.

MAAŞLAR NE OLACAK ?
Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çicek, dünkü Bakanlar Kurulundan sonra, halen 748 YTL maaş alan bir memurun aylık maaşının 1 Ocak'ta 814 YTL'ye, 1 Temmuz'da da 847 YTL'ye çıkacağını bildirmişti. Bu hesaplamada da, bu yılın ikinci altı aylık dönemine ilişkin yüzde 2,32'lik enflasyon farkı yer aldı. Buna göre halen 748 YTL maaş alan bir devlet memuruna, yılın ilk yarısına ilişkin yüzde 2,32'lik enflasyon farkı ile birlikte 765 YTL maaş ödenmeye başlanacak. 2006'nın ikinci 6 aylık dönemine ilişkin yüzde 2,32'lik enflasyon farkı ile söz konusu maaş 783 YTL'ye yükselecek. Bu memurun maaşı, Ocak'daki yüzde 4'lük zam ile 814 YTL'ye, Temmuz'da da yine yüzde 4'lük zam ile 847 YTL'ye çıkacak. Bu hesaplama çerçevesinde 14'ün 1'indeki bir devlet memurunun halen 665,35 YTL olan aylık maaşı da, enflasyon farkları ile önce 681 YTL, daha sonra da 697 YTL olacak. Bu devlet memurunun maaşı Ocak'ta 724, Temmuz'da da 753 YTL'ye çıkacak. Halen 2 bin 974, 50 YTL olan Genel Müdür maaşı da, enflasyon farkları ve yılbaşı zammı ile Ocak'ta 3 bin 207,53 YTL, Temmuz'da da 3 bin 303,76 YTL'ye ulaşacak.

MİLLETVEKİLİ MAAŞLARI Bu arada 2006 yılında 7 bin 435 YTL olan, milletvekillerinin aylık ortalama maaşı da, 2007'de 8 bin 137 YTL düzeyine yükselecek. Başbakanın 7 bin 690 YTL olan aylık ortalama maaşı da, 8 bin 416 YTL olacak.

Galatasaray, İngiliz takımlarıyla 14. maçına çıkıyor...


Mehmet Fatih Duman
Avrupa Şampiyonlar Ligi (C) Grubu'ndaki ikinci maçında yarın deplasmanda Liverpool ile karşılaşacak olan Galatasaray, İngiliz takımlarına karşı 14. kez sahaya çıkacak. İngiliz rakiplerine karşı Şampiyonlar Ligi'nde 8, UEFA Kupası'nda ise 5 olmak üzere toplam 13 maç oynayan sarı-kırmızılılar, bu karşılaşmalardan 2'sini kazanaırken, 6 maçta berabere kaldı ve 5 maçta ise yenildi. Yaptığı 13 mücadelede rakip filelere 14 gol bırakan Galatasaray, kendi kalesinde ise 23 gole engel olamadı.

ZAFERLER İNGİLİZLER İLE GELDİ

Galatasaray'ın İngiliz takımlarına karşı başarı grafiği oldukça düşük olmasına karşın, sarı-kırmızılı takımın en unutulmaz maçları yine İngiliz ekipleriyle oldu.
Sarı-kırmızılıların 1993-94 sezonu Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turunda karşılaştığı ve geleceğin takımını kurduğu iddiasıyla güçlü bir kadro hazırlayan Manchester United takımını 3-3 ve 0-0'lık sonuçlarla eleyerek Şampiyonlar Ligi gruplarına kalması büyük yankı yaratmıştı. Tarihindeki en büyük başarılarından biri olarak gösterilen 1999-2000 sezonu UEFA Kupası zaferinde de Galatasaray, yarı finalde 2-0 ve 2-2'lik sonuçların ardından Leeds United'ı elemiş, finalde ise bir başka İngiliz devi Arsenal'i normal süresi 0-0 sona eren mücadelede penaltı atışları sonucu 4-1 mağlup ederek kupaya uzanmıştı.

ELEMELİ TURLARDA GALATASARAY GÜLDÜ

Galatasaray, İngiliz ekipleriyle bugüne kadar elemeli turlarda 4 kez eşleşirken, 3'ünden gülen taraf olarak ayrılmayı başardı. UEFA Kupası'nda 1978-79 sezonu 1. turunda West Bromwich Albion'a elenen sarı-kırmızılı takım, ardından 1993-94 sezonu Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turunda Manchester United'ı, 1999-2000 sezonu UEFA Kupası yarı finalinde Leeds United'ı ve finalde de Arsenal'i elemeyi başarmıştı.

Oscarlı Charlize Theron, bu kez korkutacak


"Cani-Monster" adlı filmle Oscar kazanan ünlü aktris Charlize Theron, henüz ismi belirlenmeyen yeni gerilim filminde bu kez izleyiciyi korkutmaya hazırlanıyor. Oyuncu, başrolünü Tommy Lee Jones ile paylaşacağı gerilim filminde, ortadan kaybolan bir askeri arayan dedektifi canlandıracak. Yönetmenliğini geçen yıl Oscar kazanan "Çarpışma-Crash" filminin rejisörü Paul Haggis'in üstleneceği yapım, emekli bir subayın Irak'tan yeni dönen ve birden bire ortadan kaybolan asker oğlunu arama çabalarını konu alıyor.


Filmde Tommy Lee Jones oğlunu arayan babayı, Charlize Theron ise bu mücadelesinde ona yardımcı olmaya çalışan dedektifi canlandıracak.
Mark Boal'un gerçek bir olaydan yola çıkarak kaleme aldığı "Death and Dishonor" adlı makalesinden senaryolaştırılan filmin yapımcılığını da yönetmen Haggis ile Larry Becsey üstlenecek.
Filmin çekimlerine, Kasım ayında başlanması planlanıyor.


Kaynak : AA

"Kalbiniz için sigaradan uzak durun"


Türkiye'de gerçekleşen tüm ölüm nedenlerinin ilk sırasında kalp-damar hastalıklarının geldiği belirtilerek, bu hastalıklardan korunmak için atılacak ilk adımın sigara ve dumanından uzak durmak olduğu bildirildi.


Sağlık Bakanlığından, 24 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, Türkiye'de gerçekleşen tüm ölümlerin ilk sırasında kalp-damar hastalıklarının yer aldığı vurgulandı.

Koroner kalp hastalıkları için ana risk faktörlerinin; sigara ve alkol kullanımı, yüksek tansiyon, bilinçsiz beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı olduğu ifade edilen açıklamada, Türkiye'de yaklaşık 2 milyon koroner kalp hastası bulunduğu ve bu hastaların yılda 130 bininin hayatını kaybettiği belirtildi.
Açıklamada, hayvansal kaynaklı gıdaların yoğun olarak tüketimi, yemeklerin aşırı yağlı pişirilmesi, meyve ve sebze tüketiminin yeterli düzeyde olmaması, fiziksel aktivitelerin yetersizliği, yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık ve diyabetin, kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini artıran faktörlerin başında yer aldığı anımsatıldı.
Türkiye'de koroner kalp hastalıklarından ölüm oranının tüm ölümler içinde yüzde 43'le ilk sırada yer aldığına dikkat çekilen açıklamada, bu ölümlerin önemli bir bölümünün 41-58 yaş grubunda gerçekleştiği bildirildi.
Kalp-damar hastalıklarının yol açtığı ölümlerin önemli bir bölümünün, sigaraya bağlı nedenlerden gerçekleştiği belirtilen açıklamada, sigara dumanının içerdiği karbon monoksitin kan dolaşımına girerek pıhtılaşmaya yol açtığı ve atardamarların iç duvarlarına zarar vererek kalp krizlerine neden olduğu ifade edildi.
Sigaranın bir çok hastalığa olduğu gibi kalp-damar hastalıklarına da zemin hazırladığı ve ölümlere yol açtığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Koroner kalp hastalıklarından ve bu hastalıkların yol açtığı ölümlerden korunmak için atılacak ilk adım sigara ve dumanından uzak durmaktır.
Kalp-damar hastalıklarının oluşumunu önlemek için ayrıca; beslenmede doymuş yağ oranının azaltılması, tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri içeren yağların oranının artırılması, besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edilmesi, posa içeren yiyecekler ile meyve-sebze tüketiminin artırılması, şeker ve tuzun alt düzeyde tüketilmesi gerekiyor.
Koroner kalp hastalıklarından korunmak için; vücut ağırlığı kontrol altında tutulmalı, doğru besinlerle beslenmeye özen gösterilmeli, stres azaltılmalı, alkol, sigara ve oksijensiz ortamlardan uzak durulmalı, spor yapılmalı ve haftada üç dört kez yarım saat yürüyüş yapılmalı."
Kaynak : AA

Dumanı üstünde albümler...


Dünya çapında 13 milyon satmış, boy-band olayının en son ve en popüler temsilcilerinden Blue grubunun elemanları solo albümleriyle müzik dünyasında yer almaya devam ediyor. Duncan James’in 6 eylülde yayımlanan ilk solo albümü ‘Future Past’tan çıkan ilk single ‘Sooner Or Later’... Romantik aşk şarkılarından oluşan bu albümü özellikle ‘Blue’ hayranları için kaçırmaması gerekiyor.

Irom Maiden - A Matter of Life and Death
Yaşayan en büyük heavy metal gruplarından Iron Maiden’ın ondördüncü albümü tamamlandı! Albümün prodüktörlüğünü Steve Harris ile önceki albümlerde ve geçtiğimiz aylarda yayımlanan ‘Death On The Road’ DVD’sinde beraber çalıştıkları Kevin Shirley birlikte üstlendi. Bruce Dickinson da çalışmanın Shirley ile bugüne kadar yaptıklarının en iyisi olduğunu, ekipteki herkesin kendini ortaya koyduğunu ve sonuçtan çok memnun kaldığını belirtti. ‘A Matter Of Life And Death’ isimli albümün eylülde yayımlanması planlanıyor. Iron Maiden albümün yayımlanmasını takiben Japonya ve birçok Avrupa ülkesinde biletleri çoktan tükenen konser turnesine çıkacak.
Freddie Mercury - The Very Best of Freddie Mercury
Rock müziğin en önemli gruplarından Queen’in erken yaşta yitirdiğimiz solisti Freddie Mercury’nin 60. doğumgünü şerefine 2 CD’lik bir album! 1973 senesinde başladığı solo kariyerinden hiç duyulmamış kayıtların ve bunların yepyeni versiyonlarının derlenerek hazırlandığı bu çift CDlik albümün ilkinde ‘Love Kills’, ‘I Was Born To Love You’, ‘Living On My Own’, ‘Time’, ‘Barcelona’ gibi şarkıların çoğunlukla orijinal halleri yeralırken bonus CD’sinde ise ‘Mr.Bad Guy’, ‘You’re A Kind Of Lover’ ‘Made In Heaven’, ‘My Love Is Dangereous’ gibi şarkıların yepyeni versiyonları bulunuyor. Albüm 15 eylülde piyasaya çıktı.
Los Lobos – The Town and the City
1973 yılından beri beraber olan ve 80’lerin en ünlü şarkılarından biri olan ‘La Bamba’ ile şöhretinin doruğuna çıkan Los Lobos yepyeni albümüyle geri döndü. Latin, blues, country, folk gibi müzikleri geleneksel İspanya ve Meksika müziği ile harmanlayarak Rock’n Roll müziğine farlı bir soluk getiren grubun 13 şarkıdan oluşan yeni albümü ‘The Town And The City’ 6 eylülde yayımlandı.
Cherish - Unappreciated
Küçük yaşlarından itibaren şarkı söyleyen 4 kız kardeşten oluşan Atlanta’lı R&B grubu Cherish ve ilk albümleri ‘Unappreciated’! Şarkısözlerinin tamamının grupça yazıldığı albümün prodüktör koltuğunda ise Jazze Pha, Jasper (Nelly, Christina Aguilera, Monica), Don Vito (Jagged Edge, Mya) gibi başarılı isimler yeralıyor. 6 eylülde yayımlanan albümün ilk sinle’ı ise ‘Do It To It’ olarak belirlendi.
Various Artist - Best Classics 100 Vol. 2
Dünyanın en geniş klasik müzik kataloğuna sahip EMI Classics, Vol.1’in ardından Vol.2 ile tüm zamanların en özel eserlerini sunmaya devam ediyor.. Wagner, Mendelssohn, Handel, Mozart, Bach, Tchaikovski, Beethoven, Debussy, Chopin, Ravel, Rachmaninov, Liszt, Johan Strauss, Vivaldi ve çok daha fazlası 6 CD’de biraraya geldi! Her arşivde yer alması gereken benzersiz toplama, tek CD fiyatına tüm müzik marketlerde!
Various Artist - Classic Guitar for Babies
4 yaşında gitar çalmaya başlayarak İspanyol klasik gitarının bugünkü yerini bulmasını sağlayan dünyanın en önemli besteci müzisyenlerinden Andreas Segovia, yeni nesillere EMI Classics etiketiyle ulaşıyor. Sanatçının Bach, Manuel Ponce, Mendelssohn, Robert De Visee gibi dünya bestecilerinin önemli eserlerini yorumladığı özel albümü, yeni tasarımı ve uygun satış fiyatı ile şimdi tüm müzik marketlerde!

Galatasaray Avrupa takımıdır


Galatasaray'ın unutulmaz efsane futbolcusu ve teknik direktörü Gheorghe Hagi, yeniden Florya’ya ayak bastı...

Romanya’daki bir futbol yarışmasında dereceye giren 10 yetenekli genci, ödül olarak Galatasaray ile antrenmanlara çıkarmak için İstanbul’a gelen Hagi, "Kendimi burada her zaman evimdeymiş gibi ve mutlu hissediyorum" dedi. Birçok başarılar yakaladığı G.Saray’ın Liverpool maçıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan efsane oyuncu, "Zorluklar Galatasaray için geçerli değil, çünkü hep zoru başardı. Galatasaray bir Avrupa takımıdır ve adının geçtiği yerde de her şey mümkün. Bunu geçmişte ispat etti. Gittiği her yerde gereken saygıyı görüyor" diyerek eski takımına övgü yağdırdı. Hagi, futbolu bıraktıktan sonra sarı kırmızılı takımda bir türlü istenilen "10 numaranın" bulunamadığının söylenmesi üzerine, Türkçe olarak "Zor. Bu kolay değil" ifadesini kullandı. Rumen yıldız, dereceye giren gençlere, daha önce formasını giydiği R.Madrid, Barcelona ve Bresica’yı da gezdirecek.

25 Eylül 2006 Pazartesi

4G ile Gelen Yenilikler

Cep telefonu ile bir DVD'yi 30 saniyede başka bir cep telefonuna kopyalamak ister miydiniz? İşte kablosuz iletişimin geleceğini belirleyecek olan 4G'nin avantajları.

1 DVD'yi 30 saniyede kablosuz ağdan gönderinGelişmiş bir kablosuz iletişim teknolojisi olan 4G, sabit mekânlarda 1 Gbps, hareket halindeyse 100 Mbps düzeyinde veri aktarım hızlarına erişebiliyor. 1 Gbps'lik hızla, 100 MP3 dosyasını (yaklaşık 300 MB) 2,4 saniyede, bir film CD'sini (800 MB) 5,6 saniyede veya 20 dakikalık bir HDTV yayını 12,5 saniyede aktarılabiliyor.

2010'da tamam4
G frekansının 2007 yılında kullanılabilir hale gelmesi hedeflenirken, endüstriyel standartların da 2010 yılına kadar oturması bekleniyor.
Mobil iletişim teknolojisinin gelecek kuşağı olan 4G; kablolu ve kablosuz iletişim ve yayın teknolojilerini entegre ederek yüksek kapasiteli, veri hizmetleri, sanal gerçeklik ve biyometrik tanımlama gibi bilgi teknolojileri (IT), biyo teknoloji (BT) ve nano teknolojiyi (NT) birleştiren ve 3G döneminde mümkün olmayan çok çeşitli hizmetlerin gerçekleşmesine olanak tanıyor.
4G teknolojileri belirlenirken söz sahibi olma konusunda rekabet giderek kızışırken, bazı ülkeler çeşitli projeler için işbirliğine yöneliyor. Avrupa’nın Kablosuz Dünya Araştırma Forum'u (WWRF) ve Çin'in FuTURE’ü (Evrensel Radyo Ortamı için Gelecek Teknolojiler) bu önemli projelerden ikisi.
Samsung, 4G teknolojilerinin geliştirilmesi için 15 yerel üniversitenin yani sıra, önde gelen 11 yabancı üniversite ile de ortak projeler geliştiriyor.

Bir adam vardı canı sıkılan

Şimdilerde herkesin “Bir adam vardı canı sıkılan” reklam cıngılının sahibi, pop müziğinin kilometre taşlarından Esin Afşar. 1974 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmak için ‘Canı Sıkılan Adam’ı hazırlayan Afşar, o dönemde şarkısıyla finale bile kalamadı ama eseri tam 32 yıl sonra deyim yerindeyse "hit" oldu.





Turkcell’in yeni kampanyasında kullanılan şarkının hikayesiyle ilgili olarak vatan Gazetesi'ne açıklamalarda bulunan sanatçı şunları söyledi: “Şarkının söz ve müziğini 32 yıl önce Eurovision için yapmıştım. Şanar Yurdatapan ‘bu parça Türkiye’ye birkaç numara büyük gelir. Ancak yıllar sonra beğenenler çıkabilir’ demişti. Dediği çıktı.”
Geçtiğimiz aylarda POPSAV tarafından ‘Meslek Onur Ödülü’ne layık görülen Esin Afşar, geç de olsa eserinin beğenilmesinden memnun. Reklam ve tanıtım ücreti olarak 10 bin dolar alan sanatçı, parça cep telefonlarına indirilmeye başlayınca da telif hakkı kazanacak. Elinde ‘Canı Sıkılan Adam’ gibi yüzlerce güzel bestesinin olduğunu da belirten sanatçı, müziğe yeni adım atmış güzel sesli gençlerle, bestelerini paylaşabileceğini söylüyor. 32 yıl rötarla şarkısı “hit” olan Esin Afşar, ‘Canı Sıkılan Adam’ın da bulanacağı bir single çıkarmak için hazırlıklara başladı.


İşte o şarkının sözleri:

Bir adam vardı canı sıkılan / Bir kadın vardı canı sıkılan / Buluştular bir gün sıkılmamak için / Bir adam vardı canı sıkılan / Bir kadın vardı canı sıkılan / Verdiler el ele çıktılar kol kola hey / Sonu ne ola bu hikayenin / Ne adam bilir ne kadın bilir / Bu işin sonu nereye varır / Verdiler el ele çıktılar kol kola hey / Kadın anladı her şey bir oyun / Sıkılan adam imkansız adam / Dünya yuvarlak dört köşe olmuş / Bu işin sonu bir yere varmaz / Adam bir yana kadın bir yana / Bu hikaye burada biter

Söz-Müzik: Esin Afşar

Fenerbahçe'nin Manisaspor'u yıpratma çalışmaları hız kesmiyor

F.Bahçe'den Caner yalanlaması!

Fenerbahçe fanatik yazarlarıyla önce asparagas haberleri medyaya yayıyor, sonra masumları oynuyor.

Fenerbahçe, basında yer alan Vestel Manisaspor'un genç futbolcusu Caner ile anlaşıldığı şeklindeki haberlerin gerçekleri yansıtmadığını açıkladı.

Sarı-lacivertli kulübün internet sitesinde yapılan açıklamada, genç oyuncu Caner ve kulübüyle transfer konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığı belirtildi.

Çubukçu sert çıktı

Hemen her hafta teknik direktörleri ya da bir futbolcuları hakkında transfer haberi çıktığını hatırlatan Haluk Çubukçu, "Hernedense lider olduktan sonra bu haberler yoğunlaştı. Ne satılık oyuncumuz, ne de antrenörümüz var. Bizden çivi bile sökemezler" dedi.
Galatasaray'ın Trabzon'a boyun eğmesinden sonra Süper Lig'in yenilgisiz tek takımı unvanını eline geçiren Vestel Manisaspor Ç.Rize engelini 2-0'la geçip zirvedeki yerini korurken, Başkan Haluk Çubukçu dedikodulardan dert yandı. "Her hafta ya teknik direktörümüzün, ya da bir futbolcumuz hakkında transfer haberleri çıkıyor" diyen Çubukçu, bu durumun konsantrasyonlarını etkilediğini belirterek, "Bizden çivi bile sökemezler" şeklinde konuştu.

KİMSEYLE GÖRÜŞMEYİZ

Önce Teknik Direktör Ersun Yanal'ın, ardından Caner'in, geçmişte Hakan Balta ve Nizamettin'in transferine ilişkin haberler çıktığını hatırlatan Çubukçu şöyle dedi: "Ne yazık ki bu haberler takım lider olunca daha da yoğunlaştı. Açık söylüyorum; Bizim ne satılık teknik adamımız, ne de futbolcumuz var. Hiçbir kulüple transfer bazında görüşme yapmıyoruz. Futbolcularımızın sözleşmesi en az 3 yıllık. Bizi rahat bıraksınlar."



24 Eylül 2006 Pazar

Manisaspor'un Çay Saati


Vestel Manisaspor: 2 - Çaykur Rizespor: 0

Galatasaray'ın Trabzon'da 3 puan bırakmasıyla ligdeki tek namağlup takım olan Vestel Manisaspor, Fenerbahçe'nin liderlik hevesini kursağında bırakarak 17 puanla tekrar liderlik koltuğuna oturdu.

Turkcell Süper Lig'in 7. haftasında Çaykur Rizespor'u konuk eden ligin flaş ekibi Vestel Manisaspor rakibini, Nizamettin ve Rafael'in golleriyle 2-0 mağlup etti.

5. dakikada, Selçuk'un soldan ortasında Zelenka'nın üstünden atladığı topla ceza alanının hemen önünde buluşan Nizamettin, güzel bir vuruşla takımını öne geçirdi: 1-0.
39. dakikada Zelenka'nın ceza sahası dışından attığı sert şutta, top az farkla yandan auta çıktı.
61. dakikada Çaykur Rizespor gole yaklaştı. Gelişen kontratakta Emrah'ın pasına Jelic hamle yapmakta gecikince, kalesinden çıkan Bülent topu kontrol ederek tehlikeyi önledi. 62. dakikada Vestel Manisaspor farkı ikiye çıkardı. Caner'in soldan kale önüne ortasında, iyi yükselen Rafael kafayla topu ağlara yolladı: 2-0.
71. dakikada Vestel Manisaspor'dan Caner'in kullandığı serbest atışta, Burak iyi yükselerek kafayı vurdu, kaleci Zdravkov son anda topu kornere çeldi.
79. dakikada Zelenka'nın arapasıyla cezaalanına giren Rafael'in şutunda kaleci Zdravkov topu çelmeyi başardı. 86. dakikada Vestel Manisaspor cezaalanı içinde oluşan karambolde Jelic, önünde bulduğu topa istediği gibi vuramayınca, meşin yuvarlak yandan auta çıktı. Karşılaşma, Vestel Manisaspor'un 2-0 üstünlüğü ile bitti.

Stat: 19 Mayıs

Hakemler: Hüseyin Göçek, Bülent Gökçü, Ömer Faruk Yeşil

Vestel Manisaspor: Bülent, Burak, Ümit, Borbiconi, Hakan Balta, Selçuk, Uğur (Dk. 80 Sezer), Metin (Dk. 76 Holosko), Nizamettin (Dk. 60 Caner), Zelenka, Rafael

Çaykur Rizespor: Zdravkov, Emrah, Yasin, Abdelhamid, Gustavo Rave, Hasan, Serhat, Ergin (Dk. 66 Murat), Tjikuzu, Altan (Dk. 21 Enis), Dia Cire (Dk. 55 Jelic)

Goller: Dk. 5 Nizamettin, Dk. 62 Rafael (Vestel Manisaspor)

Sarı kartlar: Dk. 38 Yasin, Dk. 70 Serhat (Çaykur Rizespor), Dk. 90 Caner (Vestel Manisaspor)

23 Eylül 2006 Cumartesi

ATATÜRK’E GÖRE LAİKLİK

“DİN BİR VİCDAN MESELESİDİR. HERKES VİCDANININ EMRİNE UYMAKTA SERBESTTİR. BİZ DİNE SAYGI GÖSTERİRİZ. DÜŞÜNCE VE TEFEKKÜRE MUHALİF DEĞİLİZ. BİZ SADECE DİN İŞLERİNİ, MİLLET VE DEVLET İŞLERİYLE KARIŞTIRMAMAYA ÇALIŞIYOR, KASDE VE FİİLE DAYANAN TAASSUPKAR HAREKETLERDEN SAKINIYORUZ. MÜRTECİLERE ASLA FIRSAT VERMEYECEĞİZ”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



YETMİŞ YEDİ YILLIK CUMHURİYET TARİHİMİZDE, ATATÜRKÇÜLÜĞÜN TEMELİ OLAN İLKELERİN HERBİRİ HAKKINDA, TÜRKİYE İÇİNDE VE DIŞINDA ÇOK ŞEY YAZILMIŞ VE SÖYLENMİŞTİR. BU İLKELER ARASINDA LAİKLİK, KİTAP VE MAKALE OLARAK YOĞUN BİR YAYINA, KONFERANS, SEMPOZYUM VE PANEL OLARAK DA TARTIŞMAYA KONU OLAN İNKILAP İLKEMİZDİR. LAİKLİK İÇİN AÇIKÇA ATATÜRK İLKELERİ İÇERİSİNDE ENÇOK TARTIŞILAN FAKAT EN AZ ANLAŞILAN, TÜRK TOPLUMUNUN SÜREKLİ GÜNCEL KONUSUDUR DİYEBİLİRİZ.

LAİK TERİM OLARAK, DİN İLE DÜNYA, ÖZELLİKLE DİN İLE DEVLET İŞLERİNİN AYRILMASI ANLAMINI TAŞIR. FAKAT ATATÜRK LAİKLİĞİNİN DAHA GENİŞ VE KENDİNE ÖZGÜ BİR ANLAMI VARDIR. BUNA GÖRE LAİKLİK; “DİNİ FAALİYETLERİN DEVLET, FİKİR VE EKONOMİK HAYATTAN AYRILARAK ELE ALINMASINI, DEVLETİN DİNİ ESASLARA VE GÜCE DAYANMAMASINI, DÜNYEVİ İŞLERİ VE OTORİTEYİ, DİNİ İŞLER VE OTORİTEDEN AYIRARAK, DİNİN DİĞER DÜNYA KURUMLARINI KONTROL ETMEMESİ VE YALNIZ GERÇEK DİNİ KONULARLA İLGİLENMESİNİ SAĞLAYAN, DÜNYA SORUNLARINA AKILCI VE BİLİMSEL AÇIDAN BAKMAYI ÖNGEREN, DİNİN HAKKINI DİNE, DEVLETİN HAKKINI DEVLETE VEREN BİR KAVRAMDIR”. YANİ LAİKLİK SADECE, DİN VE DÜNYA İŞLERİNİ AYIRARAK, KİŞİLERE VİCDAN VE İBADET ÖZGÜRLÜĞÜNÜN VERİLMESİ DEĞİL, AYNI ZAMANDA DÜNYA SORUNLARINA BİLİMSEL AÇIDAN BAKMAYI ÖNGEREN BİR HAYAT TARZI, BİR DÜNYA GÖRÜŞÜDÜR.

LAİKLİK İLKESİ, TÜRK DEVLETİNİN DİĞER İLKE VE ESASLARINI BÜTÜNLEYEREK GÜÇLENDİRİR. DİNİN, DİNİ OLMAYAN KONULARDAN AYRILMASINI SAPTAYACAK ESASLARIN UYGULANMASINI GERÇEKLEŞTİREREK, DİNİN ÖZÜNE DÖNMESİNİ BU SURETLE KİŞİLERİN BÜTÜN SADELİĞİ İLE DİNDAR OLMALARINI SAĞLAR. DİĞER BİR İFADE İLE ATATÜRK, AKILCILIĞIN DİNE YANSIMASININ SONUCUNU, LAİKLİKTE GÖRMÜŞTÜR. İNKILABIN TEMELİNDE YATAN AKILCILIK İLKESİ LAİKLİKLE UYGULAMA ALANI BULMUŞTUR

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNDE DİN; TOPLUMSAL, SİYASAL, EKONOMİK, EĞİTSEL, SANATSAL KURUM VE KURALLARI BELİRLEYİCİ BİR KONUMDA OLAMAZ. TOPLUMLAR BU ALANLARI BİLİMSEL VERİLERİN YARDIMIYLA, DEMOKRATİK SÜREÇ İÇİNDE VARACAKLARI DEĞİŞMEYE DE AÇIK UZLAŞMALAR YOLUYLA ÇÖZÜMLEME GEREĞİNE İNANMAKTADIRLAR. HERHANGİ BİR DİNİN BU ALANLARI DÜZENLEYEN DEĞİŞMEZ, KUTSALLIK NİTELİĞİNİ TAŞIYAN HÜKÜMLERİ ÇEVRESİNDE İLERLEME DE, TOPLUMSAL UYUŞMA, TOPLUMSAL BİRLİK VE DAYANIŞMA DA TOPLUMSAL BARIŞ TA SAĞLANAMAZ. DİNLERİN TOPLUMLARI YÖNETTİKLERİ DÖNEMDE BİLE BİRÇOK MEZHEPLERE BÖLÜNMÜŞ OLMALARI BOŞUNA DEĞİLDİR. ÜSTELİK YENİ VE YAKIN ÇAĞLARDA YAŞAMIN BİLİMSEL OLARAK BİLİNEBİLİR ALANLARI DURMADAN GENİŞLEMİŞTİR. BU ALANLARDA ÖZGÜR TARTIŞMAYA VE ARAŞTIRMA VERİLERİNE DAYALI ÇÖZÜMLER, ÖNERİLER ÇOĞUNLUK KARARINA DÖNÜŞTÜRÜLEREK TOPLUMSAL DAYANIŞMA İÇİNDE UYGULAMAYA GEÇİRİLEBİLİR. BU OLANAK ORTAYA ÇIKTIKTAN SONRA KİMSE NE TÜRLÜSÜ OLDUĞU KESTİRİLEMEYEN (“İMAN İLE PARANIN KİMDE OLDUĞU BİLİNMEZ” SÖZÜ BİNLERCE YILLIKTIR) DİNİ İNANÇLARIN ZORLAMASIYLA DÜZEN KURMADA DİRENMEK TOPLUMA UYUM DEĞİL, UYUMSUZLUK, DAYANIŞMA DEĞİL ÇÖZÜLME, BARIŞ DEĞİL KAVGA GETİRİR

PROF.DR.TURHAN FEYZİOĞLU’NA GÖRE: ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNDE LAİKLİK, SADECE DİN VE DEVLET İŞLERİNİN AYRILMASINDAN İBARET BİR DEVLET YÖNETİMİ PRENSİBİ DEĞİL,AYNI ZAMANDA BİR HAYAT TARZI, DÜNYA VE TOPLUM SORUNLARINA AKILCI VE BİLİMCİ BİR BAKIŞ AÇISIDIR. BUNDAN DOLAYIDIR Kİ LAİKLİK, TÜRKİYE’NİN ÇAĞDAŞLAŞMASI TEMEL HEDEFİNDEN AYRILMAZ VE ONUN ZORUNLU BİR PARÇASINI OLUŞTURUR

ATATÜRK’ÜN LAİKLİK ANLAYIŞI BAZI KİŞİLERİN İDDİA ETTİKLERİ GİBİ DİNE KARŞI DEĞİL, DİNİN SÖMÜRÜLMESİNE, DİNDEN ÇIKAR SAĞLANMASINA KARŞIDIR. “LAİKLİK ASLA DİNSİZLİK OLMADIĞI GİBİ SAHTE DİNDARLIK VE BÜYÜCÜLÜKLE MÜCADELE KAPISINI AÇTIĞI İÇİN GERÇEK DİNDARLIĞIN GELİŞMESİ İMKANINI TEMİN ETMİŞTİR. LAİKLİĞİ DİNSİZLİKLE KARIŞTIRMAK İSTEYENLER, İLERLEME VE CANLILIĞIN DÜŞMANLARI İLE GÖZLERİNDEN PERDE KALKMAMIŞ DOĞU KAVİMLERİNİN FANATİKLERİNDEN BAŞKA KİMSE OLAMAZ”

ATATÜRK LAİKLİĞİ, DİNE AKILCI YOLDAN YAKLAŞIR. BÖYLECE İNSAN AKLININ SORACAĞI SORULARA YİNE İNSAN AKLININ BULACAĞI CEVAPLARI BENİMSER. BÖYLE BİR YAKLAŞIM DİNDE TAASSUBU VE HURAFELERİ ÖNLER. KENDİ DİNLERİNDEN BAŞKA DİNLERE, İNANANLARA VEYA İNANMAYANLARA KARŞI, İNSANLARDA HOŞ GÖRÜYÜ GELİŞTİRİR.

BU AÇIKLAMALARDAN ORTAYA ÇIKAN GERÇEK ŞUDUR Kİ, ATATÜRKÇÜLÜKTE İFADE EDİLEN LAİKLİĞİ DİNSİZLİK MANASINDA ANLAMAK ÇOK YANLIŞTIR. ATATÜRKÇÜLÜKTE LAİKLİK, DİNİN HAKKINI DİNE, DEVLETİN HAKKINI DEVLETE VEREREK, DİN İLE DEVLETİ BİRBİRİNDEN AYIRIP, DEVLET İŞLERİNDE AKLIN GÖSTERDİĞİ YOLDAN YÜRÜMEYİ GERÇEKLEŞTİRİR

SAMİMİ DİNDAR KİŞİ İLE, ÇIKARCI YOBAZ FARKINI GAYET İYİ DEĞERLENDİREN ATATÜRK, LAİKLİKLE DİNİN, DİN DUYGUSU İLE İNANÇ VE İBADET ALANININ ASLA ZEDELENMEYECEĞİ, TERSİNE MANEVİ BAKIMDAN İÇTENLİKLE YÜCELİK KAZANACAĞINI İYİ BİLİYORDU. BUNDAN DOLAYIDIR Kİ ATATÜRK, PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BİR İÇERİĞİ OLAN LAİKLİĞİ AÇIKLARKEN BU NOKTAYI ŞU SÖZLERİYLE TİTİZLİKLE BELİRTİYORDU. “LAİKLİK PRENSİBİNDE İSRAR EDİYORUZ. ÇÜNKÜ MİLLİ İRADENİN, İNSANLIĞA MAL OLMUŞ DEĞERLERİN, BELKİ DE EN KUTSALI OLAN DİN HÜRRİYETİ,ANCAK LAİKLİK PRENSİBİNE BAĞLANMAKLA KORUNABİLİR”.

LAİKLİK, SİYASAL OLDUĞU KADAR, KÜLTÜREL YAŞANTIYA DA YÖN VEREN BİR ROLE SAHİPTİR. ULU ÖNDER ATATÜRK’ÜN ÖNDERLİĞİNİ YAPTIĞI BU BAŞARILI GİRİŞİM İLE TÜRK MİLLETİ KİŞİ VE TOPLUM BAKIMINDAN AÇIK VE AYDINLIK BİR DÜZEYE ÇIKARILMIŞTIR. BÖYLECE TÜRKİYE’DE, CUMHURİYET REJİMİNİ NİTELEYEREK ONDAN AYRILMAZ BİR BÜTÜNLÜK GÖSTEREN BU İNKILAP İLKESİ, DİĞER İNKILAPLARIN HEM TABANI HEM DE GARANTİSİ OLMUŞTUR. LAİKLİĞE BU BAKIMDAN, CUMHURİYETİMİZİN EN ÖNEMLİ TARİHİ OLGUSUDUR DİYEBİLİRİZ. ÇÜNKÜ BU BAŞARILI GİRİŞİM İLE, TEOKRATİK VE ÇÖKMÜŞ BİR ORTAÇAĞ İMPARATORLUĞU YERİNE, ÇAĞDAŞ BİR DEVLETİN DOĞUŞU, DİNİ BİR EĞİTİM YERİNE, VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜ KAVRAMI GETİREN ZİHNİYETİN KANUNLARLA PERÇİNLEŞMESİ MÜMKÜN OLABİLMİŞTİR. YANSIZ VE TARAFSIZ OLARAK TÜM BU BELGELER ARASINDA BİZ ATATÜRK’ÜN DİN VE DİNE İLİŞKİN YAPTIĞI KONUŞMALARI BİRARAYA GETİRDİĞİMİZDE AÇIKÇA ŞUNU GÖRMEKTEYİZ. ATATÜRK’ÜN BİR YURT SORUNU OLARAK EN ÇOK ÜZERİNDE DURDUĞU VE AÇIKLAMALARDA BULUNDUĞU ALAN, DİN VE LAİKLİK ALANIDIR. BUNUN GERÇEK NEDENLERİNİ DE BİZZAT KENDİ SÖZLERİNDE BULMAKTAYIZ.

DÜŞÜNCE VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ DEMEK OLAN LAİKLİK İLKESİ, ATATÜRK’ÜN DÜNYA GÖRÜŞÜNÜN KİLİT ÖNEMİNDEKİ ÖGESİ, BÜTÜNÜYLE ATATÜRK İNKILAPLARININ GENEL KARAKTERİNİ BELİRLEYEN ÖZELLİĞİDİR

ATATÜRK, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ ÇAĞDAŞ TEMELLER ÜZERİNE KURARKEN, TÜRK TOPLUMUNU, ÜMMET ÇAĞI TUTUM VE ANLAYIŞLARINDAN, ÖZGÜR DÜŞÜNCE VE İNANCA SAHİP BİR TÜRK MİLLETİ OLMANIN BİLİNCİNE KAVUŞTURMAK İSTEMİŞTİR. BUNUN TEK YOLU DA LAİKLİĞİ UYGULAMAK VE UYGULATMAKTIR. BÖYLECE ATATÜRK’ÜN LAİKLİĞE VERDİĞİ ÖNEM, BU İLKENİN TÜM İNKILAPÇI DÜŞÜNCENİN TEMELİ DURUMUNDA OLUŞUNDADIR

SONUÇ OLARAK DİYEBİLİRİZ Kİ; BUGÜN LAİKLİĞE KARŞI ÇIKANLAR TAVİZ BULURSA, YARIN ATATÜRK’ÜN DİĞER İLKE VE İNKILAPLARINI YANLIŞ DEĞERLENDİRİP, TÜRK TOPLUMUNU GEÇMİŞE, GERİYE GÖTÜRMEYE ÇALIŞIRLAR. ATATÜRK CUMHURİYETİNİ EN İYİ KAREKTERİZE EDECEK NİTELİK, ONUN LAİK NİTELİĞİDİR. LAİKLİK GERÇEKLEŞMEZ, DEVAMLI VE TİTİZ BİR SAYGI GÖRMEZSE, KEMALİST İNKILABIN HEDEFİ OLAN; DEMOKRATİK VE BAĞIMSIZ CUMHURİYETİN VARLIĞI TEHLİKEYE DÜŞECEĞİ GİBİ, BİR DİĞER HEDEF OLAN TÜRK TOPLUMUNU ÇAĞDAŞLAŞTIRMA ÇABASI DA İFLASA UĞRAR VE TOPLUMUMUZU YENİDEN ORTAÇAĞIN KARANLIĞINA GÖMÜLÜR (27). BİZE DÜŞEN GÖREV; DIŞTAKİ VE İÇTEKİ LAİK VE DEMOKRATİK CUMHURİYET DÜŞMANLARINA ARADIKLARI FIRSATI VERMEMEK İÇİN, ATATÜRK’ÜN DÜŞÜNCE SİSTEMİNİ İYİ BİLİP KAVRAYARAK, TOPLUMUMUZDA İKİLİĞE YOL AÇMAMAK, ÖZELLİKLE ATATÜRK’ÜN LAİKLİK İLKESİYLE İSLAMİYETE EN BÜYÜK HİZMETİ YAPMIŞ OLDUĞUNU ANLATARAK, İÇ VE DIŞ DÜŞMANLARIN ATATÜRK’Ü DİNSİZLİKLE SUÇLAYIP, CUMHURİYETE VE ATATÜRK’E KARŞI OLAN KIŞKIRTILMALARINI ETKİSİZ HALE GETİRMEK VE ATATÜRK’ÜN BİZLERE EMANET ETTİĞİ LAİK CUMHURİYETİ, ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ İÇİNDE KORUYUP, SONSUZA KADAR YAŞATMAK İÇİN SÜREKLİ UYANIK BULUNMAKTIR.



Baba Beni Okula Gönder



Gazeteniz Milliyet, 'Okumayan kız kalmasın' diye çıktığı yolda kız çocuklarının okutulması için gerekli altyapıya katkıda bulunmak adına ilk adımı atıyor ve 1 milyon YTL ile kampanyayı başlatıyor. Haydi Türkiye, sıra sizde...

Türkiye'de 640 bin olan okula gidemeyen kız sayısı, 'Haydi Kızlar Okula Kampanyası' ile 570 bine indi. Ama iş bununla bitmiyor, hepimize daha büyük görevler düşüyor.

Dünyadaki tek çocuk bayramına ev sahipliği yapan Türkiye'de ilköğretim çağındaki yaklaşık 1 milyon çocuk okula gidemiyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın verilerine göre, bu çocukların 570 binini kız çocukları oluşturuyor. Sivil toplum kuruluşları ise kayıt dışıyla birlikte okula gidemeyen kız çocuk sayısının bir milyona yaklaştığını belirtiyor. 2003 yılında başlatılan 'Haydi Kızlar Okula Kampanyası'yla kız çocuklarının okula döndürülmesinde önemli bir adım atıldı. Kampanya öncesinde Milli Eğitim Bakanlığı'nın verilerine göre, yaklaşık 640 bin okula gönderilmeyen kız vardı. Kampanyayla birlikte bu sayı 570 bine düşürüldü. Ancak hedeflere ulaşılması için daha çok çaba harcanması gerekiyor.


10 ilde 250 bin kız

UNİCEF'e göre de okula gönderilmeyen kızların sayısı Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki illerimizde yoğunlaşıyor. Sadece Batman, Diyarbakır, Muş, Siirt, Ağrı, Bitlis, Şırnak, Hakkâri, Şanlıurfa ve Van'da okula gönderilmeyen 250 bin civarında kız çocuğu bulunuyor.UNICEF'in "Dünya Çocuklarının Durumu 2004" raporunda, dünyada zorunlu eğitim çağında olduğu halde okula gitmeyen 121 milyon çocuk bulunuyor. Bunların 65 milyonunu ise kız çocukları oluşturuyor.Herkes İçin Eğitim 2003/2004 Küresel İzleme Raporu'na göre de, Türkiye ilk ve ortaöğretimde toplumsal cinsiyet eşitliğini gerçekleştiremeyen ve 2015'e kadar gerçekleştirememe riski olan 12 ülke arasında yer alıyor. Bu ülkelerden bazıları da şunlar: "Etiyopya, Hindistan, Moğolistan, Fildişi Sahilleri, Burkina Faso, Irak."Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği'nin yaptığı araştırma, Türkiye'nin eğitim haritasını bir başka açıdan ortaya koyuyor. Kız çocuklarının ortaöğretime gitme oranı Türkiye'de yüzde 45'ken, İran'da yüzde 69, Mısır'da yüzde 70'e çıkıyor. Üniversite sınavına girenlerin yüzde 60'ı yerleşemiyor, eğitim harcamalarının GSMH içindeki payı Meksika ve Yunanistan'ın altında.

Eğlenceye para var ama...
Prof. Dr. İsa Eşme, Prof. Dr. Adnan Kulaksızoğlu ve Prof. Dr. Ruhi Kaykayoğlu tarafından hazırlanan "Ortaöğretim ve Yük-seköğretime Geçişte Yeniden Yapılandırma Çalışması"nın sonuçlarından bazıları şöyle:
6 - 14 yaş grubunda kızların okullaşma oranında Türkiye (63.4), Nikaragua (80), Mısır (75.7) ve Bangladeş'in (73.8) bile altında.
Eğitimde öğrenci başına yapılan yıllık harcama Türkiye'de 380, Zimbabwe'de 768, Tunus'da ise 891 dolar.
Ailelerin zorunlu harcamalarında eğitim 1.4'le son sırada bulunuyor. Eğlenceye harcanan para 2.3'lük oranla eğitimden yüksek.

Çocuklar okula değil, işe gönderiliyor

Milli Eğitim Bakanlığı ve UNICEF desteği ile yürütülen "Haydi Kızlar Okula" Kampanyası'na destek sağlamak için yapılan "Kız Çocuklarının Okullaşmalarını Etkileyen Faktörler" araştırması ilginç sonuçlar ortaya çıkardı.Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ayşe Gündüz Hoşgör'ün danışmanlığında gerçekleştirilen araştırma, kız çocuklarının okullaşamadığı en yoğun merkezler olan İstanbul, Edirne, Şanlıurfa ve Van'da yapıldı.

Kültürel özellikler
YİBO ve taşımalı eğitim kapsamındaki öğrencilerin de yer aldığı ve 174 kişiyle görüşülerek yapılan araştırmaya göre, aile geçmişinin sosyo-ekonomik, coğrafi, demografik ve kültürel özelliklerine göre temel eğitime katılımda farklılıklar var.Aileleri daha düşük sosyo-ekonomik konuma sahip, anneleri Türkçe konuşamayan, daha fazla geleneksel değerleri savunan, babaları işsiz, altyapı sorunları bulunan yeni yerleşim merkezlerinde ve daha geç kentleşmiş bölgelerde yaşayan, fazla kardeşe sahip ve ailedeki ilk doğan çocuk olma özelliğini taşıyan çocukların eğitime katılma şansları daha düşük.

Ekonomik nedenler!
Araştırmanın nedortaya koyduğu sonuçlara göre; İstanbul'da aileler tarafından ekonomik neden diye öne sürülen sorun aslında kitap - defter, forma gibi okulla ilgili donanımları maddi yetersizliklerden karşılayamamaktan öte ailenin çocuk emeğine muhtaç olması.Şanlıurfa'da çocuk emeğine tarımda mevsimlik göç sürecinde ihtiyaç duyulması "ekonomik neden" olarak tanımlanıyor. Ancak, Van'da 'ekonomik yetersizlik' kız çocukların kitap - defter, forma gibi okul ihtiyaçlarının karşılanamaması anlamına geliyor.

TEMA’yla 2 köy daha kurtuldu


Köyden kente göçü tersine çevirmek için TEMA tarafından başlatılan ’El Koyun’ kampanyasına katılan Evyap, Erzurum’un Çat İlçesi’ne bağlı Bozyazı ve Göbekören köylerine destekçi oldu.

475 bin 905 YTL tutarındaki çalışma kapsamında bu köylerde yem bitkileri yetiştiriciliği, büyükbaş hayvancılığın geliştirilmesi ve arıcılığa yönelik çalışmalar yapılacak. Toplanan bağışlarla, 2’si Ülker, son 2’si de Evyap’ın desteğinde toplam 5 köy kurtuldu. Son 5 köy de kendilerine sahip çıkacak sanayici ve işadamlarını bekliyor.

YENİDEN DOĞACAKLAR

Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan haberler sonrası çalışmaya destek kararı aldıklarını belirten Evyap şirketinin sahibi Ahmet Fikret Evyap, girişimin örnek olacağını söyledi. Evyap İcra Kurulu Üyesi ve Tedarik Zinciri Grup Başkanı Bekir Kılıç da, şirketin sosyal sorumluluk bilinciyle bu çalışmada yer almaya karar verdiğini belirterek, "Bölge ihmal sonucu sürekli fakirleşmiş ve erozyon had safhada. Bu çalışmada TEMA ile örnek işler yapacağız" dedi. Hazırlanan çalışmanın göçü durdurmaya yardımcı olacağını söyleyen Bekir Kılıç, 2 köyde bitkisel ve hayvansal üretimin geliştirilmesine yönelik çaba harcanacağını anlatarak, "Alt yapı faaliyetleri ve ek geçim kaynaklarına da yönelik çalışmalarımız olacak" diye konuştu.

Eğitilmiş köylü bilinçli çiftçilik

TEMA Kaynak Geliştirme ve Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Yeşim Beyla, Evyap’ın katkılarıyla gerçekleşecek çalışmayla Bozyazı ve Göbekören köylerinde doğru tarım yöntemlerinin kullanılacağını belirtti. Her iki köyde eğitilmiş köylülerin bilinçli çiftçilik yapmaya başlayacağını anlatan Beyla, şöyle konuştu: "Tarımsal ve hayvansal üretimde verim ve kalite arttırılacak. Mevcut kaynaklar daha etkin kullanılmaya başlanılacak. Arıcılık, doğal nohut ve mercimek ekimi gibi ek geçim kaynakları sağlanmasıyla da Bozyazı ve Göbekören köylerinde yaşayanların gelir seviyelerinde önemli bir değişim ve iyileşme olacak."

22 Eylül 2006 Cuma

Maria Sharapova



Tenisin yenilmez ismi Serena Williams'ı korttan silen, 17 yaşında Wimbledon'ın yıldızı olan Rus Maria Sharapova'nın hazin bir öyküsü var. Anne karnında Çernobil faciasını yaşadı, annesi onu Sibirya'ya kaçırdı, babası cebinde bin dolarla ABD'ye taşıdı...
Çernobil'den kaçtı tenise merak sardı


Henüz 17 yaşında. Wimbledon'ı kazanan ilk Rus bayan tenisçi. Üstelik çok güzel. Sharapova'nın hayatı ise tam bir başarı öyküsü.
O, Wimbledon Turnuvası'nı kazanan ilk Rus bayan tenisçi... Ayrıca dünyaca ünlü İsviçreli raket Martina Hingis'ten sonra bu turnuvada yarışan en genç tenisçi unvanının da sahibi.. İngiltere'de düzenlenen 118'inci Wimbledon Tenis Turnuvası'nda, iki kez üst üste Grand Slam şampiyonu olan Amerikalı Serena Williams'ı adeta korttan silip atan, 'Tek Bayanlar Şampiyonu' Maria Sharapova'dan bahsediyoruz.



Gerçek Başarı Hikayesi
Ancak son günlerde başarısıyla olduğu kadar güzelliğiyle de dünya basınının gündeminden düşmeyen Rus yıldızın bugünlere gelişi hiç de kolay olmamış. O'nunki "gerçek" bir başarı hikayesi. 1986 yılında meydana gelen nükleer facianın yaşandığı Çernobil'den 320 kilometre uzaklıktaki bir köyde oturan Sharapova'nın ailesi, küçük kızları Maria'nın doğumunu bekliyorlardı. Nükleer kazadan sonra kızlarının sağlığını düşünen aile, herşeylerini bırakarak Sibirya'ya taşındı. Ardından 19 Nisan 1987'de Maria Sharapova dünyaya geldi. Ailesiyle birlikte 1989 yılında Rusya'ya geri dönen Maria'nın hayatı 4 yaşında değişmeye başladı. Dünyaca ünlü Rus tenisçi Yevgeny Kafelnikov'un Maria'nın babasına hediye ettiği tenis raketi, Sharapova'yı Wimbledon şampiyonu yapacak yolun ilk adımı oldu. Sharapova o günden sonra raketini bir daha elinden düşürmedi ve tenis onda bir tutku haline geldi. Ancak işçi olan babasının çocuklara göre raket alacak parası yoktu. Çareyi büyükler için olan raketi küçültmekte bulup, Maria'yı tenis okuluna gönderdi.

Navratilova ile Tanıştı
İki yıl sonra ise bir başka dünyaca ünlü tenis yıldızı Martina Navratilova, Sharapova'nın bugünlere gelmesini sağlayan ikinci adımı attı. Moskova'da bir tenis okulunda Sharapova'yı gören Navratilova, babasına giderek kızını Amerika'daki Bollettieri Tenis Akademisi'ne götürmesini istedi. Rusya Tenis Federasyonu Başkanı da babasına aynı tavsiyede bulununca, baba Sharapova kararını verdi. Maria Sharapova, 7 yaşındayken, cebinde bin dolardan az bir parası olan babası, kızıyla beraber Amerika yollarını tuttu. Bulunan bir sponsor yardımıyla Sharapova yatılı olarak akademiye girdi. Çok kısa zamanda İngilizcesi'ni ilerletti ve arkadaşlarına ayak uydurdu.

İki Yıl Annesini Göremedi
Babası da Amerika'da bir iş bularak çalışmaya başladı. Güzel tenisçi vize alamayan annesine ise ancak iki yıl sonra kavuşabildi. 2001 yılında ise resmi tenis kariyerine başladı. Küçükler turnuvasında 25 maç kazanırken sadece üç maç kaybetti. Daha sonra galibiyetler ardı ardına geldi.

Anna'dan Farkı Başarısı
Ve bugün... Sharapova, ailesinin kendisi için yaptığı fedekarlıkları unutmayarak, zafer sonrası ilk olarak, tribündeki babasına koştu. Daha sonra ise cep telefonunu alarak maça gelemeyen Amerika'daki annesini aradı.

Sharapova ilk çıktığı zaman güzelliği ile dillere destan olan, ancak üst üste aldığı yenilgiler yüzünden kortlara veda eden bir başka Rus tenisçi, Anna Kournikova'ya benzetilmiş, "inşallah sonları aynı olmaz" yorumları yapılmıştı. Ancak Sharapova, genç yaşında aldığı bu başarıyla kendisi hakkındaki tüm söylentilere en güzel cevabı vermiş oldu. İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden Guardian'da yer alan bir habere göre, ünlü cep telefonu, giyim ve kozmetik firmaları şimdiden Sharapova'yla reklam anlaşmaları imzalamak için kıyasıya bir rekabete başladı.


Tebrikler Maria Sharapova..!

21 Eylül 2006 Perşembe

MANİSASPOR'U YIPRATMAK İSTEYENLERE TOKAT GİBİ CEVAP

Vestel farkı

Yanal’ın talebeleri, Erciyes ve G.Birliği’nin ardından İstanbul’a da 5 gol atıp gruplara adını yazdırdı. Goller Metin (2), Zelenka ve Sezer’den geldi.

TURKCELL Süper Ligi’nin lideri Vestel Manisaspor, kupada da coştu. Ersun Yanal’ın talebeleri, Erciyesspor ve G.Birliği’nin ardından dün Fortis Türkiye Kupası 2. kademesinde konuk olduğu İstanbulspor’a da 5 gol atıp gruplara adını yazdırdı: 5-0. Maça fırtına gibi giren siyah beyazlılar, 27. dakikaka Zelenka’nın golü ile öne geçti: 1-0. 30. dakikada Metin ceza alanına girer girmez vurdu ve farkı 2’ye çıkardı: 2-0. Bu, ilk yarının da skoruydu.İkinci yarıda da üstün olan taraf konuk Vestel Manisaspor’du. 70. dakikada Rafael’in nefis pasında topa dokunan Metin kendisinin ikinci, takımın üçüncü golünü İstanbulspor ağlarına bıraktı: 3-0. 73. dakikada Sezer’in kullandığı serbest atıştta top kalecinin bakışları arasında ağlara gidince durum 4-0 oldu. Maçta son süzü Uğur İnceman söyledi. Uğur ceza sahası dışından sert bir vuruşla maçın skorunu ilan etti: 5-0

HAKEMLER: Özgür Yankaya (6), Mustafa Sönmez (6), Neşet Mardin (6)

İSTANBULSPOR: Volkan (4)- Serdar (4), M.Ali (5), İbrahim (4), Mustafa Cevahir (5)- Mehmet Yılmaz (5), İsmail (5), Fatih (5) (Volkan Yılmaz 4), Abdullah (5) (Dk.46 Uğur 5)- Şevki (5), Barış (4) (Dk.60 Ercan 4)

VESTEL MANİSA: Fevzi (6)- Ümit (7) (Dk.74 Adem 5), Metin (8), Caner (5), Hakan Balta (5)- Selçuk (7), Sezer (7), Şener (7), Zelenka (6) (Dk.46 Burak 6)- Uğur İnceman (8), Rafael (6)(Dk.74 Ahmet 5)

GOLLER: Dk.27 Zelenka, Dk.30-70 Metin, Dk.73 Sezer, Dk.87 Uğur

SARI KARTLAR: Mehmet Yılmaz, İsmail

20 Eylül 2006 Çarşamba

FENERBAHÇE'NİN KİRLİ OYUNLARI ENGELLENMELİ

100. YILINDA NE PAHASINA OLURSA OLSUN ŞAMPİYONLUĞU HEDEFLEYEN, BUNUN İÇİN MİLYONLARCA DOLAR HARCAYIP BİR YIĞIN YABANCI FUTBOLCU TRANSFER EDEN, BUNA RAĞMEN LİGDE ŞİMDİYE KADAR UMDUĞUNU BULAMAYAN FENERBAHÇE, MANİSASPOR'U YEŞİL SAHALARDA DURDURAMAYACAĞINI ANLAYINCA TEKNİK DİREKTÖRÜ ERSUN YANAL'A KANCA ATARAK, RAKİBİNİ KLASİK PİS OYUNLARI İLE DURDURMAYA ÇALIŞIYOR.

TÜM FUTBOL KAMUOYU FENERBAHÇE KULÜBÜNE VE BAŞKANI AZİZ YILDIRIM'A "DUR!" DİYEREK MANİSASPOR'A ŞAMPİYONLUK YOLUNDA DESTEK VERMELİDİR.

HAYDİ SAĞDUYU SAHİBİ SPORSEVERLER, YORUMLARINIZ VE MAİLLERİNİZLE FENERE "DUR!" DİYEREK MANİSASPOR'U TÜM GÜCÜNÜZLE DESTEKLEYİN, FENERBAHÇE'NİN SÜPER LİGİMİZİ DAHA FAZLA KİRLETMESİNE İZİN VERMEYİN!

MANİSASPOR'U TÜM FUTBOL KAMUOYU DESTEKLEMELİDİR.

ÜÇ BÜYÜKLERİN ÇEVİRDİĞİ DOLAPLARA DUR DEMEK İÇİN BAŞTA MEDYA OLMAK ÜZERE, TÜM FUTBOLSEVERLER, ANADOLU KULÜPLERİ VE SAĞDUYU SAHİBİ HERKES MANİSASPOR'A SAHİP ÇIKMAK, İLK ADIMLARINI LİDERLİĞE OTURARAK ATTIĞI ŞAMPİYONLUK YARIŞINDA ONA DESTEK OLMAK ZORUNDADIR. ÜÇ BÜYÜKLERİN HEGAMONYASI SÜRDÜKÇE, LİGLERİMİZDEKİ KAOS BİTMEYECEK, ŞAİBE SÖZCÜĞÜ DİLLERDEN DÜŞMEYECEKTİR.

YORUMLARINIZLA VE SPOR SİTELERİ İLE MEDYANIN SPOR SAYFALARINA VE ONLARIN TANINMIŞ SAĞDUYU SAHİBİ SPOR YAZARLARINA ATACAĞINIZ MAİLLERLE HERKESİ MANİSASPOR'A DESTEK OLMAYA ÇAĞIRIYORUM.

**SpilNet**

Süper Ligin Yeni Yıldızı Manisaspor


Vestel'de liderlik keyfi...
Turkcell Süper Ligi'nde 6. hafta sonunda liderlik koltuğuna oturan Vestel Manisaspor'da liderlik keyfi yaşanıyor. Fenerbahçe'nin Sivas deplasmanında takılmasıyla, 5-0'lık Gençlerbirliği galibiyeti sonrası maç fazlasıyla oturduğu liderlik koltuğuna bu kez puan farkıyla yerleşen Vestel Manisaspor'da Başkan Haluk Çubukçu, elde ettikleri başarının tesadüf olmadığını belirterek, "Tesadüf anlıktır. 6 haftalık tesadüf olmaz. Bulunduğumuz noktaya bileğimizin hakkıyla geldik. Kolay kolay da bırakmayız" dedi.
Samsunspor'dan transfer ettikleri Rafael'in, forma giydiği iki maçta attığı 4 golle futbol dünyasının konuştuğu isim haline geldiğini vurgulayan Başkan Çubukçu, şöyle devam etti:
"Sadece Rafael değil. Gündem oluşturacak pek çok futbolcumuz var. Futbolseverler önümüzdeki dönemlerde bu isimleri tek tek öğrenecekler. Çok yakında Türkiye Vestel Manisaspor'u konuşacak. Bu takımın tek hedefi var, önümüzdeki yıl Avrupa'da oynamak. Bunu başaracağız."
Fortis Türkiye Kupası'nda Çarşamba günü deplasmanda İstanbulspor ile karşılaşacak Siyah-Beyazlı ekip tura odaklandı. Geçen sezon gruplara kalamadıklarını hatırlatan Futbol Şube Sorumlusu Semih Vardarer bu kez kararlı olduklarını söyledi. Şampiyonluk için konuşmanın erken olduğunu kaydeden Vardarer, "Böyle bir iddiamız yok. Ancak zirve mücadelesi verecek ekiplerden biri olacağımızdan kimse kuşku duymasın" dedi.