ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177...

30 Ağustos 2008 Cumartesi

GOOGLE PORNO BİRİNCİSİ TÜRKİYE


Türkiye pornoda lider!
İşte Google'ın son verileri...

İnternetin en popüler arama motoru Google’da 2008’de en fazla “porno” aramasının Türkiye’den yapıldığı ortaya çıktı.

Google’ın 24 Ağustos’a kadar derlenen arama verilerine göre, 2008’de dünyada arama motoruna en çok “porno” yazılan ülke Türkiye oldu. Türkiye’yi Afrika ülkesi Burkina Faso ile Ermenistan izledi. Geçmiş yıllarda da “porno” araması konusunda ilk sıralarda yer alan Türkiye, bu konudaki dünya sıralamasında 2007’de 3, 2006’da 1, 2005 ‘te 2, 2004’ te de 2. sırada yer aldı.
Türkiye’de 2008’in önemli bir kısmında yasak olan video paylaşım sitesi Youtube çekiciliğini korumaya devam etti. Milliyet Gazetesi'nden Mithat Yurdakul'un haberine göre Google'da, yasal makamların girişimi sonucu Türkiye çapında erişimi yasaklanan Youtube’un Türkiye’deki izleyicileri, Youtube’a başka siteler üzerinden ulaşmaya çalıştı. Yerel yasak uygulanan sitelere ulaşmakta kullanılan internet siteleri de Türkiye’de en hızla popülerleşen sitelerden oldu. Vatandaşların, alacak miktarlarını internet üzerinden öğrendiği KEY ödemelerine ait aramaları da son dönemlerde patlayan internet aramalarından oldu.
Google’ın diğer ülkelerden Türkiye aramalarına ilişkin verileri de dikkati çekti. Buna göre, “Turkey” sözcüğüyle 2008’de en fazla internet araması Azerbaycan’dan yapıldı. Bu konuda Azerbaycan’ı izleyen ülkeler, Rusya ile çatışma yaşadıktan sonra İstanbul Boğazı üzerinden insani yardım alan Gürcistan oldu. “Turkey” sözcüğü ile en çok arama yapılan 4. ülke ise Türkiye ile “Ermeni soykırımı” iddiaları ve Karabağ sorunu nedeniyle gerginlik yaşayan Ermenistan oldu.

3G İLE DÜNYA CEBİNİZDE



Cep telefonlarında üçüncü nesil hizmetler anlamına gelen 3G (Third Generation) ile ADSL'den daha hızlı internet bağlantısı cep telefonlarına gelecek, cep telefonundan görüntülü konuşma ve TV izlemek başta olmak üzere, bilgisayarda yapılan hemen her şey mümkün olacak.

Cep telefonlarında ilk olarak WAP ve GPRS bağlantılarıyla kullanılmaya başlanan internet hizmetleri, Türkiye'de 3G hizmetlerinin GSM operatörlerince verilmeye başlanmasıyla birlikte, yeni bir döneme girecek.

Türkiye'de şu anda kullanılan ve 2G olarak da nitelendirilen WAP ve GPRS bağlantılarında, ancak, ADSL'den önce kullanılan çevirmeli modemlerin (56k modem) hızına ulaşılabiliyor.

GPRS'in biraz daha gelişmişi olan EDGE bağlantısı ise çevirmeli modemden daha hızlı olsa da görüntülü konuşma ya da internette takılmadan sörf için yeterli düzeyde değil. Ancak 3G ile bugünkü ADSL bağlantısının birkaç katı daha hızlı internet bağlantısı (HSDPA) cep telefonlarından kullanılabilir olacak.

3G ile internet kullanımı, cep telefonlarının ayrılmaz bir parçası haline gelecek. Gittikçe bilgisayarların işlevlerini kazanan cep telefonları sayesinde, bilgisayarda internet aracılığıyla yapılan hemen her şey cep telefonlarından yapılabilecek.

SAĞLADIĞI İMKANLAR

Örneğin 3G'nin sağladığı video görüntülerinin internetten aktarımı sayesinde, cep telefonlarından görüntülü konuşma yapılabilecek. Bu, Türkiye'de yaklaşık 1,5 yıldır satılan üst model cep telefonlarının çoğunda bulunan, ön yüzdeki kamera vasıtasıyla olacak.

Geniş bant internet sayesinde, internet üzerinden TV yayınları izlenebilecek, film ve müzik klipleri indirilebilecek, çok oyunculu oyunlar oynanabilecek, videolu mesajlaşma, uzaktan eğitim ve dil eğitimi gibi uygulamalar gerçekleştirilebilecek.

3G sadece cep telefonlarına değil, dizüstü bilgisayarlara da yüksek hızlı internet imkanı sağlayacak. Hatta evlerde dahi ADSL'den daha hızlı olduğu için, fiyatının uygun olması halinde 3G internet bağlantısı tercih edilebilecek.

Kısa süre önce KKTC'de kullanılmaya başlanan 3G'nin, Telekomünikasyon Kurumunca 3G ihalesinin gerçekleştirilmesiyle, Türkiye'de de 2009 yılı içerisinde devreye girmesi bekleniyor.

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

28 Ağustos 2008 Perşembe

OKUL MÜDÜRÜNÜN PORNO MERAKI



İzmir'de bir ilköğretim okulunun müdürü “bazı kız öğrencileri taciz ettiği” iddiasıyla açığa alınırken, evindeki bilgisayarda 3 bine yakın porno içerikli görüntü ele geçirildi.

İzmir'in Buca ilçesine bağlı bir belde ilköğretim okulunda müdür olarak görev yapan E.S'nin okuldaki bazı öğrencileri taciz ettiğine yönelik jandarmaya yapılan şikayetler üzerine, özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Murat Gök tarafından soruşturma başlatıldı.

Savcı Gök, bazı aileler ve çocuklarının bilgisine başvururken, öğrencilerden bazılarının tecavüze uğramış olabileceği iddiasıyla soruşturma derinleştirildi. Olaydan sonra okul müdürü E.S. kayıplara karışırken, evine operasyon düzenlendi.

Savcılık izniyle evde yapılan aramada el konulan E.S'nin bilgisayarında yapılan incelemede 3 bine yakın porno içerikli görüntü bulunduğu, bunlardan önemli bir kısmının çocuk pornosu görüntüsü olduğu tespit edildi. Bilgisayardaki bazı fotoğrafların okuldaki öğrencilere ait olduğu kaydedildi.

Olayla ilgili İzmir Valiliği'ne hakkında verilen bilginin ardından E.S. açığa alındı.Öte yandan, taciz iddialarının beldede uzun süreden beri gündeme geldiği, ancak bir süre önce operasyon kapsamında tutuklanan belediye başkanı M.K'nın ailelere, okul müdürü hakkında şikayetçi olmamaları yönünde baskı kurduğu iddia edildi.
Yetkililer, E.S'nin polis ve jandarma ekiplerice arandığını bildirdi.

27 Ağustos 2008 Çarşamba

KEÇİÖREN BELEDİYESİNİN UYGULADIĞI TERÖRE YARGI EL ATTI


Ankara Keçiören'de içki sattığı için zabıtalardan dayak yiyen büfeci Metin Şahin'in kamera görüntüleri dehşet verici.

Görüntülerde 2 zabıta ellerindeki çivili sopalarla dükkana girip büfeci Metin Şahin'i evire çevire dövüyor. İşte zorbalık tanımını tam anlamıyla dolduran hareketler...
Büfeci Metin Şahin, geçtiğimiz hafta içki sattığı için Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok'un zabıtaları tarafından baskı altında tutulduğunu en sonunda da dayak yediğini ileri sürmüştü.

GÖRÜNTÜLER DELİL OLACAK

Büfeciyi içki sattığı ve saat 23:00'da dükkanını kapatmadığı için dövdüğü iddia edilen zabıtalar hakkında açılan soruşturmada bu görüntüler de incelenecek. Memur Suçlarını Soruşturma Bürosu Savcısı Mehmet Cihan Kısa'nın yürüteceği soruşturma kapsamında, şikayetçi Metin Şahin ile Keçiören Belediyesi Zabıta Müdürlüğünde görevli şüpheliler B.Ş. ve E.G'nin ifadelerine başvurulacak. Soruşturma "kasten yaralama" ve "mala zarar verme" suçlarından yürütülecek.

Kaynak: Kanal 1 Haber

İşte Keçioren Belediyesinin ilçe esnafına layık gördüğü, şeriat düzenlerindeki uygulamaları andıran vahşetin görüntüleri:

SAĞLIKLI DİYET İÇİN ÜZÜM


Üzüm diyeti, vücudun tüm ihtiyacını karşılayacak kadar dengeli bir diyet.

Toksinlerden arınıp bol enerji depolayarak 3 günde 3 kilo verebilir, vücudunuzu değişen hava ve yaşam şartlarına hazırlayabilirsiniz.

Yazdan sonbahara geçişin habercisi Eylül. Güneş ışınları daha az yakar, günler giderek kısalır ve Kent yaşamında gözle görülür bir kıpırdanma başlar. Açık havadan kapalı mekânlara, yazlıklardan şehre dönüş derken, değişen hava ve yaşam şartları sağlığımızı olumsuz yönde etkileyebilir. Bu telaşlı günlerde sağlıklı olmak için beslenmemize özen göstermeliyiz. Akıllı bir beslenme programı olan üzüm ağırlıklı bu diyetle üç günde üç kilo verip sağlık, güzellik ve form kazanın.
Uzmanların "sağlık iksiri" olarak adlandırdıkları üzümün bir diğer adı da ‘bitkisel süt". Yararlarını saymakla bitiremediğimiz Üzümün yüzde sekseni su olduğu için susuzluğumuzu gideriyor. Bileşimindeki zengin maddeler, özellikle sıcak havalarda vücuttan terle atılan minerallerin geri dönüşümünü sağlıyor. Vücut tarafından kolayca özümsenen basit şekerleri sayesinde bol enerji veriyor. Bol lifli olduğu için bağırsakları yumuşatıcı ve idrar söktürücü özelliği ile organizmayı toksinlerden arındırıp temizliyor. Antioksidan özellikli olduğu için serbest radikallere karşı savaşarak cildin yaşlanmasını geciktiriyor. Bol miktarda A ve C vitaminleri, mineraller en çok da demir ile potasyum içeriyor. Kan yapıcı özelliğinin yanı sıra romatizma ve mafsal ağrılarına iyi geliyor, kalp sistemini düzenliyor, bedensel ve zihinsel yorgunlukları gideriyor, selüliti önlüyor.
Üzüm, bu denli yararlı olunca, mevye ağırlıklı 3 günlük diyet programının da yararları saymakla bitmiyor. Üzüm suyu, haşlanmış üzüm ve taze üzüm ağırlıklı bu diyet, enerji veriyor ve vücudu toksinlerden arındırıp yeni bir mevsime hazırlıyor.
Ancak hazımsızlık gibi mide sorunlarınız varsa, üzüm diyeti komple bir beslenme programı olmasına rağmen şikayetlerinizi artırabilir.

Diyetin püf noktaları…
Üzüm diyeti, şok ama komple bir beslenme programı. Mevsim değişimlerinde, organizmanın tüm gereksinimlerini yanıtlıyor. Üzüm diyetini ilk bakışta sıkı bir rejim olarak algılayabilirsiniz. Ancak sürenin çok kısa olması nedeniyle sanıldığı kadar zor değil. Sadece üç gün sürüyor. Biraz fedakarlık etmek yeterli. En zor aşama ilk gün. Çünkü bol sıvı ve taze üzüm suyu içeriyor. İkinci gün, üzüm haşlanarak yeniyor. Üzüm pişince meyvenin içeriğindeki liflerin yumuşatıcı etkisi artıyor. Üçüncü gün ise oldukça doyurucu bir program. Bu diyetin en büyük özelliği, üç gün boyunca bol sıvı alınması. Su, et suyuna çorba ve süt hemen her öğünde yer alıyor. Bu besinler organizmayı temizleyip liflerin işlevini kolaylaştırarak bağırsakların daha hızlı çalışmasını sağlıyor. Yulaf, pirinç ve ekmek, 3 günlük bu kısa diyetin enerji veren akümülatörleri. İçerdikleri zengin karbonhidrat sayesinde, organizmanın besinlerden aldığı enerjinin yavaş yavaş özümsenmesini sağlıyor. Bu da daha uzun süreyle enerjik ve aktif olmamızı sağlıyor. Yulaf zengin demir, magnezyum ve B1 kaynağı. Lipid alımını hızlandırıp toksinlerden arındırıyor ve enerji veriyor. Pirinç, bol nişasta, lif ve vitamin kaynağı. Ekmek ise hem zihinsel, hem de bedensel enerji sağlıyor. Üzümde bulunan bol potasyum kalp sistemini rahatlatıyor, kalsiyum ise kemikleri güçlendiriyor. Kasların yapısı için gereken protein süt, yoğurt, peynir ve üzümde bulunuyor. Tatlı ihtiyacı ise, bin bir derdin devası olan bal ile gideriliyor.

Zeytinyağı miktarı 2. ve 3. gün birer tatlı kaşığı kadar. Bu kısa diyet programında üzümün üç değişik alternatifi yer alıyor; üzüm suyu, haşlanmış üzüm ve taze üzüm.

1.gün
Üzüm diyetini sıkı bir beslenme programı olarak algılayabilirsiniz. Ancak başladıktan sonra sandığınız kadar zahmetli olmadığını siz de fark edeceksiniz. Aşmanız gereken en zor engel, birinci gün.
İkinci ve üçüncü günlerin daha rahat geçeceğinden emin olabilirsiniz.
Uyanınca
1 bardak ılık su
Kahvaltı
1 bardak üzüm suyu+ 1 kase sütlü yulaf ezmesi (30 gr)+ 1tatlı kaşığı bal
Ara öğünler
1 bardak ılık su+ 1 bardak üzüm suyu
Öğle ve akşam
1 bardak üzüm suyu+ 1 kase sütlü yulaf ezmesi+ 1 tatlı kaşığı bal
Yatmadan önce
1 bardak ılık su+ 1 bardak üzüm suyu

2. gün
Kendinizi bugün biraz daha iyi hissedeceksiniz. Çünkü üç ana öğün de oldukça doyurucu. Şişkinlik hissetmemek için, uzun uzun çiğneyerek yemek yemenin tadını çıkarın. Sakın vazgeçmeyin, yolun yarısını aştınız bile, geriye sadece bir gün kaldı. Unutmayın ki sonunda kazanan siz olacaksınız.
Uyanınca
1 bardak ılık su
Kahvaltı
1 kase haşlanmış üzüm+1 kase haşlanmış pirinç+ 1 kase yağsız yoğurt+ 1 tatlı kaşığı bal
Ara öğünler
1 bardak ılık su
Öğle ve akşam
1 kase haşlanmış üzüm+1 kase haşlanmış pirinç+ 1 kase yağsız yoğurt+ 1 kaşık bal
İkindi
1 bardak su
Yatmadan önce
1 bardak ılık su

3.gün
Çetin sandığınız damak savaşınız nihayet bitiyor. İtiraf edin ki o kadar da güç değildi. Sonuçta kilolar eridi, vücudunuz temizlendi ve yeni bir mevsime toksinlerden arınmış olarak giriyorsunuz.
Uyanınca
1 bardak ılık su
Kahvaltı
1 kaset avuk suyuna çorba+ 1 salkım üzüm+ 1 kepekli sandviç ekmeği
Ara öğünler
1 bardak ılık su
Öğle ve akşam
1 kase tavuk suyuna çorba+ 1 salkım üzüm+ 50 gr beyaz peynir+ 100 gr ızgara hindi göğüs eti+ 1 kepekli sandviç ekmeği
Yatmadan önce
1 bardak ılık su

Diyette hazırlanan tarifler:
Haşlanmış pirinç
1 su bardağı pirinci yıkayıp süzün. Tencerede 2 bardak suyu çok az tuz ilavesiyle kaynatın. Pirinci ekleyip kısık ateşte kapağı yarı açık olarak suyunu çekinceye kadar pişirin. Süzgece alıp 1-2 dakika bekletin. 1 çay kaşığı zeytinyağı ekleyip karıştırın. Sıcak ya da ılık olarak yiyin.
Sütlü yulaf ezmesi
1.5 su bardağı yulaf ezmesini bir kaseye alıp 1.5 çay bardağı süt ilave edin. Dilerseniz yulaf ezmesi yerine yulaf unu kullanabilirsiniz. Yulaf unu, süt ve bal ile muhallebi hazırlayıp soğuk olarak da yiyebilirsiniz.
Haşlanmış üzüm
Satın alırken iri ve sulu üzümleri seçin. Bol suyla iyice yıkayın. Süzüp ayıklayın ve bir tencereye alın. Yarısına gelecek kadar su ekleyip orta ateşte 2-3 dakika haşlayın. Dilerseniz üzümü bir gece önceden haşlayıp buzdolabında bekletebilirsiniz.

YANAN ORMANLIK ALANLAR KİMLERE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR?


1999: Antalya'da Topkapı Palace'ın arkasındaki ormanlık alanın tahsisi için başvuru reddedildi. Bir yıl sonra yangın çıktı, o alan MNG'ye verildi.

2006: Bodrum'da MNG'nin iki şirketine ormanlıkta otel izni verildi. Bir yıl sonra yangın çıktı. MNG aynı bölgede koyu toprakla doldurdu.

Turizmin gözbebeklerinden Bodrum'da geçtiğimiz yıl yetkililerin "Kesinlikle orman kalacak" diye açıkladıkları yanan ormanlık alanın, ikisi MNG Holding bünyesinde, toplam 3 şirkete otel için tahsis edildiği ortaya çıktı. Tahsisten bir yıl sonra ormanda yangın çıkması, kafalarda soru işaretlerine neden oldu. MNG bir süre önce aynı yerdeki koyu toprakla doldurmuş ve olay ortaya çıkınca "Cezası neyse öderiz" demişti. MNG'nin 1998'de Antalya'da Topkapı Palace'ı yaptığı alanın arkasındaki ormanlık alanın tahsisi için başvurduğu, ilk anda reddedildiği ortaya çıktı. Bir yıl sonra ise bölgede çıkan yangında ormanlık alanın bir kısmının yandığı ve bölgenin MNG'ye tahsis edildiği belirlendi.

3 AYRI ŞİRKETE TAHSİS
Bodrum'da geçtiğimiz yıl yanan Pina Yarımadası'nda, Güvercinlik köyü çevresindeki ormanlık alanın bir bölümünün turistik tesis için ikisi MNG Holding bünyesinde olmak üzere 3 ayrı şirkete tahsis edildiği ortaya çıktı. Başvuruları üzerine 2006'da, Mehmet Nazif Günal'ın sahibi olduğu MNG bünyesindeki Günal İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ye 85 dönüm ve Güvercinlik Enternasyonal Otelcilik Turizm A.Ş.'ye ise 80 dönümlük alan tahsis edildi. Aynı yıl Erhan Boysanoğlu'nun sahibi olduğu Mesa Holding bünyesindeki MİA Turistik Tesisleri A.Ş.'ye de 95 dönüm alan tahsis edildi.

BİR YIL SONRA YANGIN
Hazırlıklar sürerken, geçtiğimiz yaz Güvercinlik köyü yakınlarında orman yangını çıktı. 238 hektarlık ormanlık alanın yandığı yangının 3 ayrı noktadan başlaması nedeniyle sabotaj iddiaları ortaya atıldı. Ancak yapılan soruşturmada herhangi bir bulguya rastlanmadı. Ormanın turistik tesis yapmak için kasten yakıldığı iddialarını gündeme getiren "Yurtsever Cephe Bodrum İnisitiyatifi", "Tahsisler Dursun" eylemi yaptı. ve yaklaşık 5 bin Bodrumlu'nun imzasının yer aldığı dilekçeyi Kültür ve Turizm Bakanı Günay'ın Bodrum ziyareti sırasında kendisine sundu. Bu bölgedeki otel izinleriyle ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri şu bilgileri verdiler:

* Güvercinlik'te orman mülkiyetinde bulunan 1, 2, 3 ve 4 numaralı tahsisler ilk olarak 11.11.1997 tarihinde tahsis yapıldı.

* Güvercinlik Turizm alanı kesin tahsis işlemi ise 01.06.2006 tarihinde yapıldı.

* Yapılaşma izninde bina yüksekliklerinin 5 kat olacağı kayda bağlandı.

* Daha sonra kıyı kenar çizgisinden itibaren 50 metre park olarak düzeneceği ve 'bu alanların halka açık olması' zorunlu olduğu için planda revizyon yapıldı.

ANTALYA'DA Bodrum'dakine benzer bir tahsis olayının gerçekleştiği ortaya çıktı. Kundu Beldesi'nde MNG tarafından 1998'de Topkapı Palace Oteli yapıldı. Ancak MNG, denize sıfır yaptığı bu turistik tesisle yetinmedi. Holding, tesisin arkasındaki bin dönümün üzerinde alanı kapsayan ve imar planlarında "Kundu Kent Parkı" olarak işlenen 1 milyon 40 bin 955 metrekarelik alanın da kendisine tahsis edilmesini istedi. Ancak tahsis izni çıkmadı. Bu tahsis kavgası sürerken, 1999'da ormanlık alanda büyük bir orman yangını çıktı. Köylülerin o dönemdeki iddialarına göre bu alanı, bu bölgeyi tahsis almak isteyen firma yakmıştı. Yangında ormanlık alanın büyük kısmı tamamen kül oldu. Çok geçmeden MNG, Orman Bakanlığı mülkiyetindeki bu alanı yeniden tahsis almaya çalıştı ve sonunda 18 delikli golf sahası ve tatil köyü yapılmak üzere tahsisini aldı.

DANIŞTAY DAVA AÇTI
Ancak Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Antalya Barosu, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Antalya Şubesi, Kundu Muhtarlığı ile Kundu köylüleri bölgeye ilişkin planların ve tahsisin iptali için Danıştay'a dava açıldı. Danıştay 6. Dairesi, bu alana ilişkin planları Türkiye'ye emsal olacak çok önemli gerekçelerle ve oybirliğiyle iptal etti. Ancak tahsis halen MNG Holding'de.

Kaynak: Sabah

26 Ağustos 2008 Salı

OLİMPİYATLARIN EN SEKSİ SPORCULARI BELİRLENDİ



AskMen.com internet sitesi, Pekin Olimpiyatları'nın en seksi sporcularını seçti.

2008 Pekin Olimpiyatları'nda sporcular hakkında 'çok hızlı', 'çok güçlü', 'çok yetenekli' gibi lafları sıkça duyduk. İnternet sitesi AskMen.com, Olimpiyatlar'a farklı bir açıdan baktı ve Olimpiyatlar'ın en seksi kadınlarını seçti.

Site, Olimpiyat sporcularının bikinileri, sporcu formaları ve şortlarının seyircileri baştan çıkardığını ve insanların dikkatini dağıttığını söylüyor.

Seksi Olimpiyat sporcuları listesinin 1 numarasında 20 yaşındaki Sırp tenisçi Ana İvanoviç var. İvanoviç'in "komşu kızı" tipi hem seksi hem de olgun olarak değerlendiriliyor. Bu, Maria Sharapova'nın tahtına oturacağı söylenen İvanoviç'in ilk Olimpiyat macerası.

Listenin ikinci sırasında, bol madalyalı Amerikalı yüzücü Amanda Beard var. Playboy, FHM, Sports Illustrated gibi dergilere poz veren Beard'ün doğal olarak pek çok erkek hayranı var. Yüksek atlama alanında Olimpiyatlar'da ABD'yi temsil eden Amy Acuff da Playboy'a poz veren isimlerden. 32 yaşındaki güzel sporcu listede üçüncü sırada; kendisi Maxim ve FHM'e de çıplak pozlar vermiş.
Listede ABD'li futbolcu Hope Solo, Rus basketçi Becky Hammon, ikinci defa Olimpiyatlar'a katılan Natalie Coughlin, cimnastikçi Nastia Liukin, İngiliz atlet Kelly Sotherton, muhteşem vücuduyla dikkat çeken Rus sporcu Yelena Isinbayeva ve voleybolcu Logan Tom da yer alıyor.

25 Ağustos 2008 Pazartesi

YOUTUBE TAM BİR BİLMECE


"Youtube açıldı" haberleri internette dolaşmaya başladı. Peki, Youtube gerçekten açıldı mı?

Sadece Çin, Suudi Arabistan gibi baskıcı ülkelerde yasaklı olan Youtube’un, Türkiye’de erişimin engellenmesi büyük tepki topluyor.

Site içinde bir ya da birkaç kullanıcının yayınladığı içerik sebebiyle tüm kullanıcıları cezalandıran bu sistem birçok kişinin tepkisini çekmiş durumda. Ortada tam bir yetki karmaşası söz konusu. Şu ana kadar pek çok site yayına kapatıldı. En son rakam 300 sitenin yayına kapatıldığı doğrultusunda. Fakat bu konuda ne bir yetkili ile konuşabiliyor, ne de bir kaynaktan bilgi alınabiliyor. Siteleri kapatma ile yükümlü Telekomünikasyon Kurumu’ndan hiçbir şekilde bir haber akışı sağlanamıyor. Ayrıca bazı sitelerin, ortada hiçbir sebep yokken kapatıldığı iddialar arasında. Sitelere girdiğinizde ise hiçbir mahkeme kararına dayanılmadan “Bu siteye erişim savcılık kararı ile engellenmiştir” yazısını görüyorsunuz.
Diğer taraftan şu ana kadar hiçbir resmi kaynak tarafından “Youtube’un açıldığı” doğrulanmadı. Bu söylentiler büyük bir ihtimalle dedikodu olarak kalacak. Sebebi ise Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in Haziran ayında yaptığı açıklamada yatıyor.“Youtube, Türkiye’de bir temsilcilik açmadan ve yargıya konu olan videoları Amerika’daki sunucularından silmeden açılmayacak” demesi.
Yapılan araştırmalar ise Türk kullanıcıları hala Youtube’dan vazgeçmediğini söylüyor. Türk kullanıcılar, DNS ayarlarını değiştirerek ve çeşitli siteleri kullanarak yasaklı sitelere girebiliyor. Youtube ile yapılan araştırmanın sonuçları ise çok ilginç. Günde 1,5 milyon Türk kullanıcı hala Youtube’a girip video izledikleri belirlendi.
YouTube'a girmek için tıklayın

23 Ağustos 2008 Cumartesi

Kültür Bakanlığı Yılmaz Güney'i Arşivlerinden Sildi


Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 6 bin 700 filmlik arşivinde Yılmaz Güney'in adı yok.

Kültür Bakanlığı'nın 6 bin 700 film, 45 bin civarında kaset-CD arşivinde bir tek Yılmaz Güney filmi yok.

1960 sonrasında çekilmiş neredeyse tüm filmlerinin saklandığı Kültür Bakanlığı arşivinde, Türkiye’nin dünyada en çok tanınan yönetmeni Yılmaz Güney’in hiçbir filmi yer almıyor. Arşivde yaklaşık 6 bin 700 film, 45 bin civarında kaset-CD var.

Kültür Bakanlığı’nın arşivi, Yeşilçam’dan günümüze Türk filmleri, hayatın her alanından belgeseller ve Türkiye’de çıkmış tüm müzik kasetleriyle, film ve müzikteki gelişime tanıklık ediyor. Kültür Bakanlığı’nın Ankara AKM binasının altındaki arşivde yaklaşık 6 bin 700 sinema filmi saklanıyor ama aralarında hiç Yılmaz Güney filmi yok.

Eski-yeni tüm Türk filmleriyle bir nevi Türk sinema tarihi sunan arşiv hakkında, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik’in verdiği bilgiye göre, bakanlığın arşivinde, bugüne kadar kayıt-tescil işlemine tutulmuş yaklaşık 6 bin 700 civarında 35 mm sinema filminin yanında, 20 bin civarında CD, 22 bin-25 bin civarında da kaset formatında müzik yapımı bulunuyor.

YouTube Nihayet Yeniden Karşınızda


Dünyanın en büyük video paylaşım sitesi Youtube'un erişim yasağı kalktı.

Türkiye'de 109 gündür kapalı olan Youtube, nihayet açıldı. Uzun süreli bu yasak sebebi ile forum ve bloglarda tepkiler yer alıyordu. Yasağa tepki için kendi sitelerini kapatanlar bile olmuştu.
Türkiye'de Youtube yasağı 3.5 ayı geçti!
YouTube.com, içeriğinde Atatürk'e hakaret bulunan videolardan dolayı ilk kez geçen yılın mart ayında yasaklanmıştı. Sitede zararlı içeriğin temizlenmesinin ardından yasak ortadan kalkmıştı. Ardından yine Atatürk'e hakaret ettiği belirtilen videoların bulunmasıyla, site yeniden kapatıldı. Bu kez Youtube'a üç farklı yasak kararı çıktı. 24 Nisan 2008, 30 Nisan 2008 ve son olarak da 5 Mayıs 2008 tarihli mahkeme kararları kapatmaya hükmetti. Bu üç kapama kararının ikisi zararlı içeriğin kaldırılmasının ardından ortadan kalktı. 5 Mayıs'ta Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin aldığı yasak kararı ise bugün itibarı ile kaldırıldı.

Video devi mercek altında!
İçeriğinde milyonlarca videoyu bulunduran Youtube'a uygulanan yasak, dünyanın farklı bölgelerinde de uygulanıyor. Brezilya, Fas, Tayland ve Pakistan'ın da aralarında bulunduğu ülkelerde, çeşitli videolar dolayısıyla giriş yasağı alan Youtube, ilgili ülkelerin zararlı gördüğü videoları içeriğinden temizledikten sonra yayınlarına devam ediyor. Youtube'a konan yasak konusunda daha sert davranan ülkeler de bulunuyor. Zararlı gördüğü içerikten dolayı Youtube'a uzun süreden bu yana engel koyan ülkeler ise şöyle sıralanıyor: Çin, İran, Ermenistan, Tunus, Endenozya, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri. Suudi Arabistan'da ise otomatik engelleme uygulaması var.

Youtube cephesinden neden ses çıkmıyor?
ABD'li yeni ekonomi devi Google'ın satın aldığı video sitesi Youtube, Türkiye'de uygulanan engellemeyle ilgili olarak henüz etkili bir adım atmadı. Önce Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ardından da Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer'in Youtube'un Türkiye'de yetki belgesi alıp, ofis kurararak çalışması gerektiğini açıklamasının ardından konuyla ilgili bir beklenti oluşmuştu. Hatta Youtube'un bazı ülkelerde olduğu gibi, yerelleştirme çalışması yaparak 'youtube.com.tr' adresinden, zararlı içeriği başlangıçta engelleyerek yayın yapacağı belirtiliyordu. Google Türkiye ofisinden konuyla ilgili detaylı bilgi verilmiyor. Telekomünikasyon Kurumu'nun üst düzey yetkililerinden alınan bilgiler ise, Youtube'un kurum tarafına bu konuda henüz bir yanıt vermediğini ortaya koyuyor.

22 Ağustos 2008 Cuma

CEPTE NUMARA TAŞINABİLİRLİK START ALDI


Numara taşınabiliriği uygulamasıyla, aboneler numaralarını başındaki kodu ile birlikte istedikleri operatöre taşıyabilecekler.

Bu doğrultuda 3 operatörün katılımıyla gerçekleşen test çalışmalarında ilk numaranın operatörler arasında başarıyla taşındığı bildirildi.

Avea Regülasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Anık, değerlendirmesinde, yaptıkları testlerin, altyapıları ve merkezi veri tabanı sayesinde taşıma sürecinin başlayacağı 9 Kasım 2008 itibariyle abonelerinin, sorun yaşamadan işlemlerini sağlıklı bir şekilde yaptırabileceğini gösterdiğini kaydetti.

Açıklamada, numara taşınabilirliğinin hayata geçtiği andan itibaren abonelerin 5 aşamalı bir süreçten geçeceği ifade edildi.

TAŞIMA 5 AŞAMADA BİTECEK

Abonelerin telefon numaralarını değiştirmeden operatör değiştirebilmelerine olanak tanıyan sistem olan ‘Numara Taşınabilirliği’ hayata geçtiği andan itibaren aboneler 5 aşamalı bir süreçten geçecekler.

1-Abone, kimliğiyle birlikte bir yetkili satıcıya gelir

2- Numara Taşıma Başvuru Formu ve Abonelik Sözleşmesi’ni dolduran aboneye, numarasını değiştirmeden kullanacağı SIM kartı verilir,

3- Abonenin numarasını yeni operatör'e taşıma talebi diğer operatöre iletilir

4- Diğer operatörün, kimlik bilgilerini kontrol edip taşınma onayını vermesinin ardından, aboneye yeni operatör’den hizmet almaya başlayacağı zaman SMS ile bildirilir

5- Belirtilen tarih ve saatte abone yeni Avea SIM kartını cep telefonuna takarak hizmeti almaya başlar

ANKARA KEÇİÖREN'DE ŞERİATI ANDIRAN UYGULAMALAR!

İçki satan büfeciye zabıta dayağı
Erdoğan’ın da yaşadığı Keçiören’de alkollü içki satan esnafın başına gelenler herkesi şoke etti

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da oturduğu Keçiören semtinde Tekel ürünleri satan Metin Şahin, zabıtalar tarafından dükkanında darp edildi. AKP’li Keçiören Belediyesi dayak olayında zabıtaları, ’şahsi olarak görev sınırları dışına çıkan davranışta bulunmak’la suçladı.

Yalnızca birkaç içkili restoranın kaldığı semtte, gece saat 23.00’ten sonra içki satışına izin verilmiyor. Turgut Altınok’un Belediye Başkanı olduğu Keçiören’de, geçtiğimiz hafta yaşanan vahim olayda, Metin Şahin ’içki sattığı için’ zabıtalarca darp edildi.

Karşılıklı yüzlerce dava açtılar

Dayağın ardından evden çıkamayan Şahin, içki satmak için direnen birkaç esnaftan biri. Bu nedenle belediyeyle 400 ayrı davası bulunan Şahin’in ruhsatı da birçok kez iptal edilmek istendi, ancak her seferinde mahkeme kararıyla yeniden bu hakkı elde etti. Başkan Turgut Altınok hakkında da iki suç duyurusunda bulunan Şahin’in, bu başvuruları kayda alındı ve Altınok hakkında soruşturma yürütülmesi amacıyla İçişleri Bakanlığı’ndan izin istendi. Ankara Savcılığı, izin gelmesi halinde soruşturma açacak. Bu arada, Keçiören Belediyesi de boş durmadı ve Şahin hakkında çok sayıda dava açtı.

Dayağın ardından Keçiören Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamada ise şöyle denildi: “Görevli zabıtaların şahsi olarak görev sınırlarının dışına çıkan davranışları tasvip edilmemekle birlikte, herhangi ihmal olup olmadığıyla ilgili araştırma için konu Teftiş Kurulu’na havale edilmiştir” denildi.



Babası, PROTESTO İÇİN afiş astı...

Dövülen büfeci Metin Şahin’in babası Pirfani Şahin, Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok’a tepkisini dile getirmek için büfenin camına “Keçiören Belediyesi’ne karşı 221 gün daha savaşacağım. Turgut gidecek şehir eşkıyalığı bitecek” ve “Şehir eşkıyalarının başı Turgut Altınok, kararmış ampulün arkasına saklanma. Gel şeffaf ekranda belediyeciliği tartışalım. Kim mat olursa Ankara’yı terk etmeyen namerttir. Varoş, Pirfani Şahin” yazılı iki afiş astı. Şahin, Keçiören’deki bu durumun Melih Gökçek’in başkan olduğu dönemden bu yana sürdüğünü de ileri sürdü.

BÜFECİ DAVA AÇTI

‘Çivili sopayla vurdular!..’


BÜFECİ Metin Şahin, kameralara yansıyan ve kamuoyunda tepki yaratan dayağı VATAN’a anlattı: “Gece saat 01.00’e kadar açık tutma ruhsatı olan tekel bayisine, saat 22.45 sularında gelen sivil ekipte görevli iki zabıta, çivili sopalarla küfrederek saldırdı. İlk darbeyi kafama allınca tezgahın arkasına düştüm. Orada infazımı yaptılar, küfrettiler. ’Seni öldüreceğiz, bu saatte büfe niye açık’ diye bağırdılar. ’Allah rızası için yapmayın, izin verin dükkanı kapatayım’ dedim, dinlemediler. ’Allah’ı da seni de tanımıyoruz’ dediler. Sonra, yara bere içinde dükkanı kapattım. Bu sefer dükkan kapısı önünde, yine vurdular. Günlerdir ağrı, bulantı çekiyorum, kusuyorum, en ağır darbeyi alnıma aldım.”

Kimse yardım etmedi

Dövülürken kimsenin kendisine yardım etmediğini de öne süren Şahin, “Olay günü dükkanda tek başımaydım. Etraftan yardım istedim. ’Allah rızası için yardım edin’ diye bağırdım. Ancak kimse yardım etmedi. Bir ara evlerden birinin perdesi kıpırdadı. Her nedense insanlar korktukları için bana yardım etmek istemedi” dedi.

CHP’li Ateş doğruluyor

Hiçbir yetkilinin ‘Geçmiş olsun’ demediğini de dile getiren Şahin’in tek ziyaretçisi, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş başkanlığındaki üç kişilik heyet oldu. Ateş, Keçiören’de ’terör ve korkunun hakim hale geldiğini’ ileri sürerek içki satanların baskı gördüğünü öne sürdü.

Kaynak: .gazetevatan.com

BATMAN'DA İNANILMAZ SKANDAL!



Batman’da inanılmaz bir olay yaşandı. Avrupa Birliği ülkelerine mensup gençler Türkiye gezisinin Batman durağında tam bir skandala konu oldular.

Gençler Batman’ı gezerken sıra Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) geldi. Batman’da muazzam tesislere sahip olan TPAO’nun kapısına gelen gençler bir süre beklediler. 40 derece sıcak altında bekleyen gençler kısa süre sonra “Sizi içeri alamayız” cevabıyla karşılaştılar.


Neden mi ?


Çünkü 40 derece sıcakta kız öğrenciler tişört ve şortlarla dolaşıyorlardı. TPAO yetkilisi bu kıyafetlerle içeri alamayacaklarını söyledi.

Proje sorumlusu Şeyhmus Özbek, korktukları için Alman gençlerin Batman'a gelmediğini diğer ülkelerden gelen gençlere ise kötü davranılmasının kendilerini üzdüğünü söyledi.

Avrupa Birliğine girmeye çalışan Türkiye’de, Avrupa’dan gelen gençlere bu şekilde davranılması tepki çekti.


İŞTE SKANDAL GÜNDEN FOTOĞRAFLAR


Soru ise şu: Şimdi acaba Türkiye ile ilgili ne düşünüyorlar?


BATMAN'I GEZMEK İÇİN GELDİLER

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları ‘Gençlik Değişim Projesi’ kapsamında Batman'a gelen Litvanya, Letonya ve Romanya’dan 18 öğrencinin, gezmek için götürüldükleri Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tesislerine, kızların kıyafetlerinin ‘fazla açık’ olduğu gerekçesiyle alınmadığı iddia edildi. Projenin Batman sorumlusu Seyhmus Özbek, kız öğrencilere TPAO’nun güvenlik görevlilerinin ‘Nataşa’ yakıştırması yaptığını belirterek, “Bize, ‘aracınızdaki bu Nataşaların işi ne? Tesislerimize Nataşaları almıyoruz’ diye yaklaşım gösterdiler” dedi. TPAO Güvenlik Sorumlusu Necati Adıyaman ise, “Kapıdaki elemanlarımız onları yanlış anlamış olabilir. Sadece AB’li konuklara değil herkese yönelik bu uygulamamız var. Yanlış anlaşılma varsa heyetten özür diliyoruz. Konuklara ‘Nataşa’ denilip denmediğini de araştırıyoruz” diye konuştu.

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları ‘Gençlik Değişim Projesi’ kapsamında 17- 23 Ağustos tarihleri arasında Batman’da ağırlanan Litvanya, Letonya ve Romanya’dan yaşları 18 ile 22 arasında değişen 18 kişilik grupta bulunan 9 kız öğrencinin ‘açık’ kıyafet giydikleri gereçesiyle ‘Nataşa’ yakıştırması yapılarak TPAO tesislerine alınmadığı iddia edildi. Projenin Batman sorumlusu öğretmen Şeyhmus Özbek, Batman Lisesi Tiyatro Grubunun ‘Çirkin Ördek’ adlı projesi kapsamında AB’li gençleri bir hafta süreyle kentte konuk ettiklerinde karşılarına bir dizi problem çıktığını söyledi.

‘NATAŞALARI ALMIYORUZ’

Bir süre önce bazı Alman turistlerin Ağrı’da PKK’lı teröristler tarafından kaçırılmasının ardından Almanların yerine ikinci yedek grup olan Litvanya, Letonya ve Romanyalı öğrencilerin kente geldiğini belirten Özbek şunları söyledi:

“Konuklarımızı buraya davet etmek için her yolu deniyoruz. Buraya geldikten sonra maalesef bazı engel ve yakıştırmalar bizleri de üzüyor. Konuklarımızı Batman’daki TPAO tesislerine götürmek istedik. Ancak kapıda bize, ‘aracınızdaki bu Nataşaların işi ne? Tesislerimize Nataşaları almıyoruz’ şeklinde yaklaşım gösterdiler. Biz de tesislere girmeden ayrıldık.”

TPAO Güvenlik Sorumlusu Necati Adıyaman, tesislere giriş- çıkış yapan herkese yönelik kimlik araştırması yaptıklarını belirterek, “Kapıdaki elemanlarımız onları yanlış anlamış olabilir. Sadece AB’li konuklara değil herkese yönelik bu uygulamamız var. Yanlış anlaşılma varsa heyetten özür diliyoruz. Konuklara ‘Nataşa’ denilip denmediğini de araştırıyoruz” dedi.

‘ÇARŞIDA GENÇLER PEŞİMİZE TAKILDI’

Üniversiteli öğrencilerin sözcülerinden Litvanyalı Liga Andersone, Letonyalı History Student ve Romanyalı Idana Chiriac, ilk kez geldikleri Batman’da en çok tarihi ilçe Hasankeyf’i beğendiklerini söyledi. Rahat giyimi her zaman tercih ettiklerini belirten Liga Andersone yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Çarşı merkezine çıktığımızda rahat değiliz. İlk günlerde dışarıya çıkmayı denedik ama arkamıza bir yığın genç takıldı, rahatsız olduk. Çoğu kişinin gözü üzerimizde, bu da bizi ürkütüyor. Alman grup gelmeyince biz yedek grup olarak Türkiye’nin doğusunu tanımak istedik, fakat gençlerin arasına katılmaktan kaygılıyız. Tacize uğrarız diye kaldığımız yurt binasından çıkamadık. Bir yere gittiğimizde de toplu olarak hareket ediyoruz. Keşke rahat bir şekilde burada dolaşsaydık. Burada kültürlerimizi paylaşmak istiyoruz. Ancak bazen yanlış da anlaşılıyoruz, bu bizi üzüyor.”

Kaynak: hurriyet.com.tr

20 Ağustos 2008 Çarşamba

HÜKÜMET ABD'YE TESLİM OLDU


Türkiye, ABD gemilerine izin verdi

Türkiye, Amerika'nın Gürcistan'a yardım için iki hastane gemisi gönderme isteğini tonaj problemi nedeniyle geri çevirmişti. Bunu üzerine yeni çözümler üzerinde çalışılmaya başlandı. Beklenen çözümü ilk olarak ABD Dışişleri Bakanlığı açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Robert Wood, Türkiye'nin, Gürcistan'a insani yardım malzemeleri taşıyan 2 Amerikan donanma gemisinin Karadeniz'e geçişine onay verdiğini ve bu gemilere bir Amerikan sahil güvenlik gemisinin de eşlik edeceğini bildirdi.

Wood, açıklamasında, “Türkiye, Gürcistan'a insani yardım taşıyacak 3 geminin Karadeniz'den geçişini onayladı. Bu gemiler, 2 Amerikan donanma gemisi ve bir Amerikan sahil güvenlik gemisinden oluşacak” dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Amerikan gemilerinin 22 Ağustos cuma günü, ayrıca yarın 2 İspanyol askeri gemisinin Boğazlardan geçeceğini bildirdi.

Amerikan ve İspanyol askeri gemileri aynı zamanda kargo gemisi olarak görev yapıyor.

MONTRÖ İHLAL EDİLDİ Mİ

Montrö Antlaşması'na göre Karadeniz'e şeridi olmayan ülkeler için Boğazlardan geçmek için gemilerin 15 bin tonu geçmemesi gerekiyor. Hem Amerikan hem de İspanyol gemilerinin tonajları bu kuralı ihlal etmediğinden Montrö Antlaşması'nın delinmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı da bildirildi.

GEMİLERDE NE OLDUĞU SORU İŞARETİ

Amerikan Dışişleri Bakanlığı, gemilerin hangi yardım malzemelerini taşıdığını açıkladı. Yapılan açıklamaya göre gemilerde binlerce battaniye, hijyen kitleri, bebek maması ve çocuk bakım malzemesi var.

Türkiye Dışişleri Bakanlığının konuyla ilgili yarın bir açıklama yapması bekleniyor.

HÜKÜMETTEN EMEKLİLERE BÜYÜK KAZIK


Çalışanlara zam müjdesi veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, meğer zammın kaynağını emeklilerin haklarından keserek bulmuş.

Emekliler altı aylık enflasyon zamlarını eksik hesaplayan hükümete tepkili.

TÜRKİYE İşçi Emeklileri Derneği (TİED) Genel Sekreteri Recep Orhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'e yazıyla başvurarak, "Altı aylık enflasyon yüzde 6. Bize yapılan Ocak zammı yüzde 2. Bu durumda nasıl bir hesaplama yöntemiyle enflasyon farkının yüzde 1.2 olarak tespit edildiğini bilmek istiyoruz" diye sordu. Orhan, Bakan Çelik'e gönderdiği yazıda özetle şöyle dedi:

Yüzde 2 zam yapıldı

"İşçi emeklileri bunların dul ve yetimlerine, Bağkur emeklileri ile dul ve yetimlerine ödenen gelir ve aylıklara, 2008 yılı birinci altı ayı için tahmini enflasyon rakamları doğrultusunda yüzde 2 zam yapıldı.

Ancak enflasyon yüzde 6 çıktı

Ancak, yılın ilk 6 ayında enflasyon yüzde 6 oranında gerçekleşti. Bu durumda, 2008 Yılı Bütçe Kanununun ilgili madde ve fıkraları uyarınca 2008 yılı Temmuz ayı ödeme döneminden geçerli olmak üzere uygulanacak artış oranına ilk altı ayın enflasyon farkının eklenmesi gerekliliği doğdu.

Neden 3.9 değil de 1.2

Sözkonusu hüküm gereği, Bakanlığınızca yapılan hesaplamalar sonucu, basın yayın organları kanalıyla kamuoyuna da yansıyan şekliyle; Bakanlar kuruluna sunulacak bir kararname teklifi hazırlandığı ve bu teklifte enflasyon farkının yaklaşık yüzde 3.9 oranında olduğu biliniyor. Ne yazık ki, Bakanlar Kurulu'nun 16 Temmuz 2008 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan kararında, işçi ve Bağkur emeklileri için sadece yüzde 1.2 oranında enflasyon farkı verileceği açıklandı. Bu, topluluğumuzda şaşkınlıkla karşılandı.

Enflasyona ezdirmeyiz demiştiniz

Hükümetimizin çalışan kesimlere ve emeklilere verdiği söz gereği, bu kesimlerin enflasyona ezdirilmeyeceği iddiasını, memnuniyetle memnuniyetle karşılamıştık. Ama, bugün gelinen noktada, yüzde 6 oranındaki 6 aylık enflasyon karşısında bizlere yapılan yüzde 2'lik Ocak zammının yüzde 4 oranında kayba uğradığı son derece açıkken, nasıl bir hesaplama yöntemiyle sözkonusu enflasyon farkının yüzde 1.2 oranında tespit edildiğini gerçekten bilmek istiyoruz.

Hesaplama yöntemini merak ediyoruz

Uygulanan bu hesaplama yönteminin bizlerle de paylaşılması en büyük dileğimiz. Aksi takdirde ortada ciddi bir hesap hatası olduğu düşüncesine kapılmaktan endişe duymaktayız. Bakanlar Kurulunca alınan yüzde 1.2'lik karara ise hiçbir anlam veremediğimizi bir kez daha ifade ediyoruz."

Bir emekli Bakanlar Kurulu kararına karşı dava açtı

Öte yandan, TİED üyesi emekli vatandaş Seyde Koç, emekliye yüzde 3.9 yerine yüzde 1.2 oranında enflasyon farkı verilmesini öngeren Bakanlar Kurulu Kararı'nın yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay'da dava açtı. TİED Hukuk Danışmanı Cafer Tufan Yazıcıoğlu, dava konusunda, "Ocak 2008'de emeklilere yüzde 2 oranında artış yapıldı. Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı ilk 6 aylık yüzde 6 enflasyon oranına göre kayıp yüzde 4'tür. Yüzde 4 daha enflasyon farkı verilmesi gerekir. Hükümet yüzde 4'ü ya hiç vermeyecek ya da tam verecektir. Bu nedenle kararname Bütçe Kanunu'nun 28. maddesinin 10. fıkrasının (c) bendine aykırıdır" dedi.

19 Ağustos 2008 Salı

BAŞBAKAN İSTEDİ, TÜRK KADINI DOĞUM REKORU KIRDI


Türkiye genelinde 2007 yılındaki çocuk doğum oranı bir önceki yıla göre yüzde 12.55 arttı. 2006 yılında ülke genelinde 906 bin 79 çocuk dünyaya gelirken, 113 bin 800 artış ile bu rakam 2007 yılında 1 milyon 19 bin 879'a çıktı. 2008 yılının ilk 6 ayında ise 293 bin 282 çocuk dünyaya gözlerini açtı.

İller arasında en yüksek artış Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın siyasi yasak aldığı ve milletvekili seçildiği Siirt'te oldu. Siirt'te 2006 yılında 499 doğum olurken, 2007 yılında 3 bin 597 çocuk dünyaya geldi ve yüzde 620'lik artış gerçekleşti.

Siirt'ten sonra en çok artış 24 bin 361'den, 67 bin 278'e çıkarak yüzde 176 artış gerçekleşen Kayseri ilinde oldu. Kayseri'de 2008'in ilk 6 ayında 6 bin 455 çocuk dünyaya geldi. 3 bin 827'den yüzde 96'lık artış ile 7 bin 517'e çıkan Batman ise en çok doğumun gerçekleştiği üçüncü il oldu. Batman'da, içinde bulunduğumuz yılın ilk 6 ayında ise 3 bin 117 doğum meydana geldi.

Doğum oranının en çok düştüğü iller ise sırasıyla Mardin, Erzincan ve Sinop oldu. Mardin'de 2006 yılında 11 bin 44 doğum gerçekleşirken, 2007 yılında bu rakam 5 bin 77'ye düştü. Erzincan'da doğan çocuk sayısı 2 bin 746'dan bin 653'e, Sinop'ta ise bin 479'dan bin 19'a düştü.

ALO DİYEN YANDI


Türk Telekom, 19 Ağustos 2008'den itibaren geçerli olmak üzere konuşma ücretlerine ortalama yüzde 5 oranında zam yaptığını açıkladı. Türk Telekom'dan yapılan yazılı açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Yeni ayarlama ile StandartHATT, YazlıkHATT, HesaplıHATT, KonuşkanHATT ve ŞirkettHATT tarife paketlerindeki 133 aramaları, 11811 Türk Telekom, 11832 Turkcell, 11842 Vodafone, 11855 Avea Bilinmeyen Numaralar Servisleri ile 900'lü numaralara doğru yapılan aramaların ücretleri hariç diğer aramalar ile şehir içi, şehirler arası, uluslararası ve cep aramalarının dakika ücretlerine ortalama yüzde 5 oranında bir artış yapıldı.''

Buna göre StandartHATT tarife paketinde KDV dahil ve ÖİV hariç şehir içi konuşma ücretinin dakikasının, 7,1 YKr, şehirler arası aramanın dakikasının ise, 8,5 YKr olduğu, evden ve işten milletler arası konuşmanın (1. kademe PSTN) dakikasının da 11,2 YKr olarak belirlendiği belirtildi.

Yüzde 50 indirimli görüşme uygulamasının devam ettiği vurgulanan açıklamada, ''Türk Telekom şehir içi aramalarda müşterilerini indirimli görüştüren uygulamasını sürdürüyor. Türk Telekom, pazar günleri ve resmi tatil günlerinde tüm gün, hafta içi (Pazartesi-Cumartesi) ve idari tatil günleri ise akşam 23.00 ile sabah 07.00 arasında yüzde 50 indirimli konuşma imkanı sağlıyor'' denildi.

''Kullanıcı Dostu Tarifeler''in fiyatlarında herhangi bir değişiklik olmadan devam ettiği, Türk Telekom'un, müşterilerini ''Akşam Konuşturan'' paketiyle sabit ücret, KDV ve ÖİV dahil 19 YTL'ye akşam 18.00'den sabah 08.00'e kadar ücretsiz konuşturmaya devam edeceği aktarıldı.

18 Ağustos 2008 Pazartesi

KAPANMAK TACİZE DAVETİYE Mİ?


Önemli olan ne giydiğiniz değil. Çarşaf giyince de altında ne sakladığınızı merak ediyorlar!

Mısırlı kadınlar kara çarşaf ve peçelerle bile olsalar, sokağa çıktıklarında erkeklerin tacizinden kurtulamamaktan yakınıyor: Önemli olan ne giydiğiniz değil. Çarşaf giyince de altında ne sakladığınızı merak ediyorlar.

Peçe ve çarşaf takan kadınların sayısının giderek arttığı Mısır'da örtünmek kötü gözlerden korunmanın bir çaresi gibi lanse edilse de pek çok kadın şaşırtıcı şekilde bunun kendilerini korumak yerine tacizleri arttırdığını söylüyor. 20 yaşındaki Kahireli sokak satıcısı Hind Sayed "Buradaki erkekler hayvan gibi. Dişi köpek görseler ona da saldırırlar" diyerek durumun vahametini anlatıyor.



Siyah bir çarşaf ve peçe takmış olan Sayed'in elleri ve gözleri dışında hiç bir yeri görünmese de bu erkek müşterilerinin tacizlerine engel olmuyor. Sayed, "Türban takan kadın erkekler için daha kışkırtıcı olabiliyor. Ne kadar kapanırsanız o kadar ilgi çekersiniz" şeklinde konuşuyor. Geleneksel İslam kılık kıyafetine uymayı bir süre önce bırakan 60 yaşındaki Zuhair Muhammed, "Çarşaf giydiğinizde altında ne sakladığınızı merak ediyorlar" diye anlatıyor.

Sadece Mısırlı kadınlar değil yabancı ülkelerden gelen kadınlar da Mısır'ın sokakta tacizle en çok karşılaştıkları ikinci ülke olduğunu düşünüyor. Birinci ülke olan Afganistan ise ironik şekilde Taliban'ın tüm kadınları örtünmeye ve evlerinde inzivaya çekilmeye zorluyor.
Amerika ve İngiltere seyahat rehberlerinde bile kadınları Mısır'da tacize maruz kalabilecekleri yönünde uyarıyor. Mısır Kadın Hakları Merkezi'nin anketi iddiaları doğrular nitelikte. Ankete göre yabancı kadınların yüzde 98'i , Mısırlı kadınların da yüzde 83'ü ülkede cinsel tacize uğradıklarını söylüyor. 2 bin 20 Mısırlı erkek ve kadın ile 109 yabancı kadın arasında yapılan ankete göre ülkede kadınların yarısı sokağa çıktıkları her gün tacizle karşılaşıyor.

15 Ağustos 2008 Cuma

YOUTUBE ERİŞİMİ ARTIK MÜMKÜN



Hepimizin bildiği gibi Türkiye‘den YouTube‘a giriş birçok kez engellendi, şu an hala girilemiyor ve uzun bir süre de bu durum değişecek gibi görünmüyor.

YouTube‘a girmek için alternatif birçok yöntem mevcut. Fakat bunların hepsi detay isteyen yöntemler oluyor genelde ve bir süre sonra YouTube alternatifi başka sitelere yönelmeye başlıyoruz.

Burada anlatılan yöntemle kolaylıkla YouTube‘a girebileceksiniz. Tam olarak ne yapıyor bu programcık? Bilgisayarımızdaki hosts dosyasına (C:\Windows\System32\drivers\etc\hosts) (dosyanın uzantısı yok) YouTube ait olan 2859 tane ip yi kaydedip YouTube‘a tam anlamıyla erişmemizi sağlıyor. (Diğer bazı yöntemlerle YouTube‘a girilebiliyor ama video açılmıyor veya YouTube‘a giriyorsunuz fakat üye girişi yapamıyorsunuz ama bu tamamen sorunsuz. Üye girişi de yapabiliyorsunuz videoları da sorunsuzca izleyebiliyorsunuz.) Bilgisayarınıza ayrıca herhangi bir program kurmuyor dolayısıyla bilgisayarınızın hızını da etkilemiyor. Yaptığı sadece hosts dosyasını düzenlemek. Hazırsanız başlayalım.

Öncelikle buradaki İNDİR linkinden YouTube Jacker adlı programı indiriyoruz. (Programı sadece bir kere kuracağız sonra normal bir şekilde youtube.com yazıp gireceğiz yani program sadece ilk başta kurarken işimize yarayacak)

Daha sonra YouTubeJackerKur.exe dosyasına çift tıklayarak kurulumu başlatıyoruz.

İleri‘yi tıklıyoruz . Lisans sözleşmesi koşullarını kabul ediyorum‘u seçtikten sonra İleri‘yi tıklıyoruz.

Yükle‘yi tıklıyoruz.

Son olarak da kurulumun başarılı olduğunu gösteren ekranda Son‘a tıklıyoruz .

Sonra Internet Explorer‘ı ya da Firefox'u açıp http://www.youtube.com adresine giriyoruz ve işte karşınızda YouTube...

Dil:Türkçe
Boyut:620kb
Lisans:Ücretsiz
İşletim sistemi:Windows tümü
Üretici:Ceyka


İNDİR:

http://rapidshare.com/files/132554458/Youtube_Jacker.exe.html

AZİZ YILDIRIM'IN "CENTİLMEN" TARAFTARLARINA AĞIR CEZA


Tribün teröristlerine ceza


İstanbul Valiliği başkanlığında toplanan İstanbul İl Spor Güvenlik Kurulu, Fenerbahçe - MTK Budapeşte maçında olay çıkaran 10 kişiye 1'er yıl sahalara girememe cezası verdi.

Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Genel Başkanı Şaban Gülbahar'ın iki oğlunun ve Fenerbahçe'nin tribün liderlerinden Sefa Kalya'nın da aralarında bulunduğu 10 kişi, Fenerbahçe'nin MTK Budapeşte ile Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynadığı Şampiyonlar Ligi 2. tur ön eleme maçında çıkardıkları olayların ardından stadın güvenlik kameraları tarafından tespit edildi. İstanbul İl Spor Güvenlik Kurulu, kimlikleri tespit edilen 10 kişiye 1'er yıl boyunca statlara girememe ve 1117 YTL para cezası verdi

14 Ağustos 2008 Perşembe

NE POLİS AMA!


Gündüz polis, gece hayat kadını


Genç kadın polis gündüz üniformasını giyerek işe gidiyordu gece ise sıradışı bir hayat yaşıyordu.

İngiltere'de bir kadın polisin hayat kadını olarak çalıştığının arkadaşları tarafından tespit edilmesinden sonra görevden uzaklaştırıldı. 28 yaşındaki kadının internet sayfası üzerinden müşteri bulduğu ve bir saat karşılığı 200 dolar vizite ücreti aldığı ortaya çıktı.

İngiliz polisi fuhuşla mücadele çerçevesinde Manchester'da bazı evlere baskın düzenledi. Ancak polisler hayat kadınları arasında kendi meslektaşlarını görünce şaşkına döndü. Genç kadın hakkında soruşturma başlatıldı ve kadın meslekten uzaklaştırıldı.

Bir polis yetkilisi, "Genç bir polisin fuhuş olayına karışması inanılmaz. Bunun kariyerinin sonu olabileceğini önceden düşünmesi gerekirdi" dedi.

Kaynak: hurriyet.com.tr

11 Ağustos 2008 Pazartesi

YOUTUBE İÇİN FORMÜL BULUNDU

Youtube'a formül bulundu
6 Haziran'dan beri kapalı olan YouTube yakında açılabilir. Peki hangi formül düşünülüyor?

Atatürk'e hakaret eden içerik nedeniyle 6 hazirandan beri kapalı olan video paylaşım sitesi YouTube, yerelleşme sayesinde yasaktan kurtuluyor.

Telekomünikasyon Kurumu yetkilileri ve YouTube temsilcileri arasında yapılan görüşmelerde, sitenin Türkiye'ye özgü bir arama motoru kurması kararlaştırıldı. Siteye .tr ya da com.tr uzantılı adreslerden girildiğinde, İnternet Güvenliği Yasası'na göre suç sayılan Atatürk'e hakaret, porno, müstehcenlik, kumar ve intihara özendirme gibi içeriğe sahip videolar ayıklanacak.

Kurum başkanı Tayfun Acarer, YouTube'un Almanya, Çin ve ABD için de benzer uygulamalara gittiğini belirterek, Türk kullanıcıları YouTube'a "ülke hassasiyetlerini dikkate alan youtube.tr ya da youtube.com.tr adreslerinden giriş yapmaya" davet etti. Ayrıca site Türkiye'ye bir temsilcilik açacak ve bundan böyle Türkiye ile YouTube arasındaki hukuki ve idari işlemler bu vasıtayla yürütülecek.

Kaynak: hurriyet.com.tr

10 Ağustos 2008 Pazar

TÜRKİYE'NİN EN PAHALI TAKIMI GALATASARAY


Transferde sezonunun son döneminde bombaları bir bir patlatan Galatasaray, Türkiye’nin en pahalı takımı oldu.

Türkiye'nin en pahalı takımı Olan Galatasaray'da, Uluslararası değerlendirmelerde 15 milyon euroluk bedelle Arda, 14 milyon euroya mal olan Fenerbahçeli Guiza ve Alex’i geride bıraktı. Meira 10 milyon euro ile 4. sırada yer aldı
Güiza, Emre Belözoğlu, Burak Yılmaz ve geri dönen Tümer Metin, Fenerbahçe’nin değerini ancak 25 milyon euro arttırabildi. Kadrodaki futbolcuların da prim yapmalarına rağmen Sarı-Lacivertliler’in 111.5 milyon euroluk piyasa değeri, Galatasaray’ı geride bırakmaya yetmedi.
Euro 2008’de değerlerini katlayan Arda Turan ve Servet Çetin gibi yıldızlarına ek olarak yaptığı üç transfer Meira, Kewell ve Sanctis ile 112.4 milyon euroya çıktı. Galatasaray’ın toplam maliyette kadrosu ve transferleriyle övünen Fenerbahçe’ye fark atmasını sarı-kırmızılı taraftarlar transfermarkt.de sitesinde gururla takip ettiler. Arda’nın bireysel olarak değeri 15 milyon euro. Guiza ve Emre’nin ise 14’er milyon euro.

KÖPÜK PARTİLERİNE YASAK!


Antalya Valiliği, il genelinde köpük partilerini yasakladı. Yasağa gerekçe olarak Kundu bölgesindeki bir otelde geçen ay düzenlenen köpük partisinde elektrik kaçağı nedeniyle 3 kişinin ölmesi, 2 kişinin de yaralanması gösterildi.

Antalya'nın Kundu bölgesindeki 5 yıldızlı bir otelin helikopter pistinde 22 Temmuz akşamı düzenlenen köpük partisi sırasında köpük makinesindeki elektrik kaçağı nedeniyle İsrailli Nır Hakim ve Shay Hakim kardeşler ile animasyon görevlisi Fikret Şakacı'nın ölümü, cihaz sorumlusu Tuncay Duran ile Kazakistanlı Lanin Gorgi'nin ise ağır yaralanması üzerine Antalya Valiliği'nden yasak kararı geldi.

Valilikten 7 Ağustos'ta yayımlanan genelgede, yaşanacak ikinci bir üzücü olayın ardından turizm sektörünün zarar göreceği hatırlatıldı. Otel ve eğlence yerleri işletmecilerine imza karşılığı tebliğ edilen genelgede şu cümlelere yer verildi:
“Lara Kundu bölgesinde faaliyette bulunan Venezia Palace Otel’de köpük partisi adı altında yapılan uygulamada 22.07.2008 tarihinde 3 kişinin ölümü ve 2 kişinin de yaralanması olayı nedeni ile benzer olayların tekrarını engellemek, can ve mal güvenliğinin sağlanması esas, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca teknik yeterlilik, enerjilendirme sistemleri ve yatırımları itibari ile güvenlik durumları ve kazalara karşı alınacak önlemler bakımından genel ve teknik icra durumları denetlenerek işlemleri tamamlanıncaya kadar, köpük partisi adı altında yapılan eğlence ve uygulamaların Antalya Valiliği’nin 07.08.2008 tarih ve 2447 sayılı yazıları ile durdurulması tebliğ edilmiştir.”
Köpük partileri en sık Kemer gecelerinde düzenleniyordu. İlçede bulunan gece kulüplerinin haftada ortalama 2 kez, otellerin ise 1 kez düzenlediği partilere, özellikle Rus tatilciler büyük ilgi gösteriyordu.

9 Ağustos 2008 Cumartesi

FİLM SETİNDE VAHŞET!


Film setinde atı sürüye sürüye öldürdüler

Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği (DOHAYKO) Çanakkale Temsilcisi Sitare Şahin, ‘Saddam'ın Askerleri Kara Güneş’ adlı filmin çekimleri sırasında, bir kamyonetin arkasına bağlanıp sürüklenen atlardan birinin telef olmasını “Vahşet” olarak niteleyerek, savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Yönetmenliğini Gani Rüzgar Şavata'nın yaptığı, manken Tuğba Özay ve oyuncu Yalçın Dümer'in başrollerini paylaştığı ‘Saddam'ın Askerleri Kara Güneş’ adlı filmin Malatya'daki çekimleri sırasında, kamyonet arkasına bağlanan iki attan biri sürüklenerek telef olması hayvanseverlerin tepkisine neden oldu.
Olayı televizyon ve gazetelerdeki haberlerden öğrenen DOHAYKO Çanakkale Temsilcisi Sitare Şahin, film çekimi sırasında meydana gelen bu olayın Hayvanları Koruma Yasası'na aykırı olduğunu kaydetti. Şahin, AB üyelik sürecinde bulunan ve uygar dünyanın bir parçası olmayı hedefleyen Türkiye'de, bu tip görüntülerin ülke imajı için ciddi sorunlar oluşturduğunu ileri sürerek, şunları söyledi:
“Dernek olarak konuyla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulundum. Filmin yapımcısı, yönetmeni ve oyuncularının 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Yasası'nın ilgili maddelerini ihlal ettikleri gerekçesiyle cezalandırılmalarını talep ettim. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na da dilekçe göndererek, olayla ilgili soruşturma açılmasını istedim. Gereği yapılmadığı takdirde, bu vahşete resmi kurumların da sessiz kalması halinde konu derneğimizce tüm AB ülkeleri nezdinde paylaşılacaktır” diye konuştu.
Kaynak: Hürriyet, Ersan KÜÇÜKKURU/ÇANAKKALE, (DHA)

6 Ağustos 2008 Çarşamba

CUMHURBAŞKANI GÜL'ÜN REKTÖR ATAMALARI ÜNİVERSİTELERİ KARIŞTIRDI


İTÜ'de 2'si profesör 12 öğretim üyesi görevlerinden istifa etti...
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bazı rektör atamaları üniversitelerde tepkilere yolaçtı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) rektörlüğüne Prof. Dr. Hüseyin Faruk Karadoğan’ın atanması İTÜ’de deprem etkisi yarattı. Prof. Dr. Karadoğan’ın rektör olmasına karşı çıkan 12 öğretim üyesi görevlerinden istifa etti. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Dursun da Prof. Dr. Rıza Ayhan’ın rektör atanması nedeniyle istifa etti.

İTÜ’de yapılan seçimlerde 362 oy alarak birinci olan Prof. Dr. Hüseyin Faruk Karadoğan’ın ismi YÖK tarafından da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ilk sırada gönderildi. Dün yapılan atamalarda Cumhurbaşkanı Gül’ün Karadoğan’ı ataması ise üniversitede deprem etkisi yarattı. Rektörlük devir teslimi sırasında Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahir Vardar, görevinden istifa ettiğine ilişkin dilekçeyi Rektör Prof. Dr Karadoğan’a verdi. Rektör yardımcıları Prof. Dr. Erkin Nasuf, Prof. Dr. Fuat Anday ve Prof. Dr. Haluk Karadoğan, Sosyal Bilimler Enstitü Müdürü Prof. Dr. Ümit Şenesen, Prof. Dr. Özgür Turhan, Prof. Dr. Remzi Akkök, Prof. Dr. Mehmet Ali Taşdemir, Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, Doç. Dr. Rahmi Nurhan Çelik, Prof. Dr. Melek Tüter, Fen Bilimleri Enstitü Müdürü Prof. Dr. Sumru Pala ise istifa ettiklerini sözlü olarak açıkladılar.
GAZİ ÜNİVERSİTESİ’NDE 2. İSTİFA SENDROMU
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Prof. Dr. Ayşe Dursun ise Prof. Dr. Rıza Ayhan’ın rektörlük görevini bugün devralmasının ardından istifa ettiğini açıkladı. Gazi Üniversitesi’nde yapılan seçimlerde en yüksek oyu Prof. Dr. Kadri Yamaç almasına karşın YÖK tarafından Yamaç’ın ismi gönderilmemişti. Prof. Dr. Yamaç’dan önceki dönemde Rektörlük görevini yerine getiren Prof. Dr. Rıza Ayhan’ın dün Abdullah Gül tarafından yeniden rektör seçilmesi Gazi Üniversitesi’nde de tepkilere neden oldu.
GAZİ’DE GEÇEN SEÇİMDE DE BENZER İSTİFALAR YAŞANMIŞTI
Gazi Üniversitesi’nde 2004 yılındaki rektörlük seçimi sonrasında, en yüksek oyu Prof. Dr. Rıza Ayhan almasına karşın Prof. Dr. Yamaç’ın rektör olarak atanması sonrasında da benzer bir durum yaşanmıştı. Prof. Dr. Ayhan’ı destekleyen dönemin Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Tokuçoğlu, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Eser Öz, Gazi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Peyami Cinaz ve başhekim yardımcıları Prof. Dr. Şükrü Dumlu, Prof. Dr. Rıdvan Yalçın ve Doç. Dr. Osman Latifoğlu görevlerinden istifa etmişti. Prof. Dr. Rıza Ayhan da devir teslim töreni yapmadan makamını Kadri Yamaç'a bırakmıştı.
ESKİ REKTÖR KONUŞTU
NTV canlı yayınına katılan İTÜ'nün eski rektörü Hüseyin Faruk Karadoğan istifaları şu şekilde yorumladı: 'Üniversitemizin bir geleneği vardır. Üniversitemiz bugüne kadar hep kendi seçtikleri tarafından yönetilmiştir. Bu geleneğe balta vuran bir uygulamayı protesto etmek için bu istifalar gelmiştir. Bugüne kadar siyaset üniversitenize doğrudan böylesine sokulmamıştı'
Çarşaflı tiyatro
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) 2007-2008 yılı akademik yılı doktora törenine kara çarşaflı tiyatro gösterisi damgasını vurmuş, "Aydınlığa örtü" adıyla düzenlenen konserde sözleri Ceyhun Atuf Kansu'ya ait "Dünyanın bütün çiçekleri" şiirinden uyarlanan şarkı eşliğinde kara çarşaf giyen genç bir kadın dansçı sahneye çıkmıştı.
Sırtüstü yere uzanarak ayağa kalkmaya çalışan genç bir kızı canlandıran dansçı şarkının sonunda ayağa kalkmayı başarıp üzerindeki çarşafı atmış ve ardından fonda Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi duyulmuştu.
BİR İSTİFA DA 9 EYLÜL'DEN
Rektör adayı ve 9 Eylül Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Sedef Gidener istifa etti
Prof. Akaydın sürprizi
Gül’ün rektör atamalarındaki en büyük sürprizi, YÖK’ten kendisine gönderilen listede Akdeniz Üniversitesi’nde 1. sırada yer almasına rağmen Prof. Mustafa Akaydın’ı seçmemesi oldu. AKP hükümetinin türbana yönelik Anayasa değişikliği, YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan’ın rektörlere gönderdiği türban genelgesi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sert açıklamalarıyla dikkat çeken Prof. Akaydın, YÖK tarafından yapılan listede birinci sırada yer almıştı. Gül’ün Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Akaydın yerine, listenin 2. sırasında yer alan isim olan Prof. İsrafil Kurtcephe’yi getirmesi kulislerde, “Akaydın’ın türban’a gösterdiği tepkiye Köşk’ten gelen cevap” olarak yorumlandı.
Rektör atanan üniversiteler ve rektörlerin isimleri şöyle:
- Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe,
- Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Cemal Taluğ,
- Atatürk Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hikmet Koçak
- Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Kadri Özçaldıran,
- Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İlyas Dökmetaş,
- Çukurova Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Alper Akınoğlu,
- Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç,
- Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Füzün,
- Ege Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Candeğer Yılmaz,
- Erciyes Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hasan Fahrettin Keleştemur,
- Fırat Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Feyzi Bingöl,
- Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Rıza Ayhan,
- Gaziantep Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. M. Yavuz Coşkun,
- İnönü Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Cemil Çelik,
- İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Muhammed Şahin,
- Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İbrahim Özen,
- Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hüseyin Akan,
- ODTÜ Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Acar,
- Trakya Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Enver Duran,
- Uludağ Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Medet Mete Cengiz,
- Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İsmail Yüksek.

YÜKSEK SESLİ MÜZİK İŞTME KAYBINA NEDEN OLUYOR!


Uzun süreli ve yüksek sesle müzik dinlemenin vücudunuzda ne gibi hasarlara yol açtığını biliyor musunuz?

Uyku bozukluğu, işitme kaybı, huzursuzluğa ve tansiyona neden olabilir
Kulaklıkla uzun süreli ve yüksek sesle müzik dinlemenin işitme kaybına neden olduğu belirlendi.

Prof. İrfan Papila, “Yüksek volümlü ses, iç kulağa hasar vererek gençleri sağır ediyor” diyerek gençleri uyardı.
Teknolojinin gelişmesiyle hayatımıza giren mp3 çalan cep telefonları ve walkmanlar, birçok sağlık problemini de beraberinde getirdi. Kulağın içine takılan kulaklıkla uzun süre ve yüksek sesle müzik dinlemek, işitme kaybına neden oluyor.

İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Papila, “Cep telefonu ve walkman gibi araçların sesini sonuna kadar açtığınızda, yüksek sesi kulak kanalından içeri vermiş olursunuz. Bu durum iç kulağa hasar veriyor” dedi. Gürültüye bağlı işitme kayıplarına ‘akustik travma’ denildiğini ifade eden Prof. Papila, bu alışkanlığın kulak çınlaması, uyku bozuklukları, huzursuzluk ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkları da beraberinde getirdiğini söyledi.

İnsanların gündelik hayatta sürekli gürültüye maruz kaldığını kaydeden Papila, 80 desibelden daha fazla sese maruz kalmanın kulağa zarar verebileceğini ifade etti. Papila, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Fısıltı 30, normal konuşma 60, yol ve trafik 80, walkman ve cep telefonlarının ses çıkışları 60-120 desibel olduğu biliniyor. Bununla birlikte şimşek 120, tüfek 140 desibeldir. Bu oranlara baktığımızda insan kulağının sürekli gürültüye maruz kaldığını söyleyebiliriz. Bu yüzden kulaklarımızı gürültüden uzak tutmamız gerekir.”

Kulakların, gürültüden korunması gerektiğini kaydeden Papila, sesi dışarı veren ve kulağın içine girmeyen kulaklıkların kullanılmasını tavsiye etti. Papila, “Duyabileceğinizin çok üstünde yüksek sesle müzik dinlemenin kulağa zarar verdiğini unutmayın. Ansızın gürültüyle karşılaştıysanız, kulaklarınızı ellerinizle korumaya çalışın. Uzun süre cep telefonu ve kulaklık kullanmaktan kaçının” tavsiyesinde bulundu.

5 Ağustos 2008 Salı

KEY ÖDEMELERİ MAHKEMELİK


Türkiye Kamu-Sen, Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemelerinde üyelerinin hak kaybına uğradığını iddiasıyla yeniden hesaplama yapılması istemiyle Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nde dava açtı.

Türkiye Kamu-Sen Genel Teşkilatlandırma Sekreteri ve Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, mahkeme önünde yaptığı açıklamada, KEY ile 230 bin çalışanın ev sahibi olduğunu, 8,5 milyon kişinin de yaptıkları ödemelerin Emlak Bankasında 6'şar aylık faizlerle değerlendirildiğini hatırlattı.

Emlak Bankasında 1999 yılı sonu itibariyle 396 trilyon lira para biriktiğini ve bu paranın Emlak Bankasının tasfiyesi sırasında Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığına devredildiğini ifade eden Yokuş, bu ortaklığın da 2007 yılında tasfiyesine karar verildiğini söyledi.
Kamu-Sen olarak toplu görüşme masasına ilk oturdukları günden itibaren hükümet ile sendikaların ortak hareketle KEY'lerin ödenmesine başlanmasını talep ettiklerini belirten Yokuş, hükümetin bu teklifi sürekli reddettiğini ve “hükümetin KEY hesaplarını sendikalardan kaçırdığını” iddia etti.
Yokuş, KEY'lerin ilk Mart 2007'de hak sahiplerine ödeneceğinin duyurulduğunu ancak aradan geçen 14 aya rağmen hesapların bir türlü doğru yapılamadığını öne sürerek, 9 yıl sistemde kalan bir kişiye 3 bin 300 YTL civarında ödeme yapılması gerekirken bin 300 YTL ödeme yapıldığını, bunun da hak mağduriyetine neden olduğunu savundu.
“Hükümet, 8,5 milyon işçi, memur ve emeklinin parasını gasp etmiştir” diyen Yokuş, KEY ödemelerindeki hesaplamaların iptal edilerek, yeniden hesaplama yapılması için dava açtıklarını söyledi.
Yokuş, 9 yıl sistemde kaldığını, bin 396 YTL alması gerekirken hesabına 59 YTL yatırıldığını savundu.

4 Ağustos 2008 Pazartesi

ÇİKOLATA DERTLERE DEVA


Yeni dünyanın başlangıcında çikolata yorgunluğu gidermek için kullanılırdı. Tarih boyunca çikolataya sadece tadı güzel bir yiyecek olarak değil anjin ve dolaşım sorunları gibi farklı hastalıkların çaresi olarak bakıldı.

Çikolata ile ne zaman tanıştım hatırlamıyorum, ama hafızamı zorlayınca aklıma hep dayılarım geliyor... İlk hatırladığım dayı Özcan Dayı, yani annemin dayısı. Bakkal dükkânları vardı, ayda 1-2 kez görüşürdük ve benim çekmeceli çikolata dediklerimden getirirdi. Diğeri ise Suphi dayım, annemin küçük kardeşi... Onun da bakkal dükkânı vardı, arada sürprizler yapardı. O zaman hiç aklıma gelmezdi tabii büyüdüğümde beslenme uzmanı olacağım ve her şeyi olduğu gibi çikolatayı bir disiplin ve düzen içinde yiyeceğim.

Sağlığa zararlı mı?

Yeni dünyanın başlangıcında çikolata yorgunluğu gidermek için kullanılırdı. Tarih boyunca çikolataya sadece tadı güzel bir yiyecek olarak değil anjin ve dolaşım sorunları gibi farklı hastalıkların çaresi olarak bakıldı.
Çikolatayla sağlık arasındaki bu olumlu bağlantı, çikolatanın üretiminin endüstriyelleşmesi ve şekerle doldurulmuş çok az kakao içeren şekerlemelerin (ve dolayısıyla daha az polifenol) üretilmeye başlamasıyla 19. yüzyılın sonlarında kayboldu. Çikolata sağlığa zararlı bir madde olarak algılanmaya başlandı.

Yağlı abur cubur yerine bitter çikolata

Kakaonun kardiyovasküler sisteme olan faydalarının antioksidan aktivitesine bağlı olabileceği bildiriliyor. Orta miktarda kakao tüketimi, kanın antioksidan kapasitesinin artmasına ve böylece kan damarlarının içine yerleşerek kan akışını bloke eden plakların oluşumundan sorumlu proteinlerin oksitlenmesinin azalmasına eden oluyor.
Meyve ve sebzelerin içerdiği birçok anti-kanser unsur arasında en önemlisi fitokimyasallardır. Laboratuvar araştırmaları bu bileşenlerin kanser gelişimini engellemede şaşırtıcı bir becerileri olduğunu gösteriyor. Her gün yüksek miktarda fitokimyasal tüketmek kanseri önlemede çok önemli.

Sütle birlikte yemeyin

Kakao bitkisinde tanelerin yüzde 50-57’si yağdan oluşur. Ancak çikolatanın sağlığa yararları içindeki yağ ve şekerden kaynaklanmaz. Çikolatada bol miktarda polifenol bulunur. Küçük bir parça bitter çikolatada bir bardak kırmızı şarabın iki katı kadar veya bir fincan yeşil çaydaki kadar polifenol vardır.
Bir araştırmaya göre çikolata sütle yenildiğinde bu etki polifenol emilimindeki dramatik değişimden dolayı kayboluyor.
Çikolatanın kardiyovasküler sisteme yararlı bir başka etkisi de zararlı kan plateletlerindeki (pıhtı hücresi) azalmadır, bu da pıhtı oluşumu riskini düşürüyor. Kakaodaki bazı maddelerin belli kanserlerin, özellikle akciğer kanserinin gelişimini yavaşlattığı da gözlenmiş. Çikolatanın anti kanser potansiyelinin anlaşılması için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor ama mevcut bulgular çok olumlu ve kesinlikle çikolatanın son birkaç yıldır kazandığı kötü şöhreti doğrulamıyor.

Günde 40 gram bitter çikolata

Günde 40 gram bitter çikolata tüketimi vücuda önemli miktarda polifenol sağlayabilir ve böylece kadiyovasküler hastalıklar ve kanserin önlenmesine yardımcı olabilir. Önleyici etki eğer bitter çikolata tüketimi şekerli ve yağ dolu yiyeceklerin yerini alırsa daha da artacaktır. Çünkü bu abur cubur-larda hiçbir anti kanser bileşen yoktur ve bunların yenmesi kan kolesterol seviyelerinin yükselmesine ve kilo alınmasına neden olur.
Şekerin insanların beslenme alışkan-lıklarının her zaman bir parçası olacağını kabul edersek, bu alışkanlığın hiçbir besin değeri olmayan abur cubur yerine bitter çikolatayla değiştirilmesi kronik hastalıkların önlenmesine önemli ölçüde katkıda bulunabilir. Sağlıklı beslenmenin keyifli olamayacağını kim söylemiş ki?

Kaynak: Milliyet, Dilara Koçak

3 Ağustos 2008 Pazar

AZ KONUŞ, AZ VERGİ ÖDE!


Maliye Bakanlığının yaptığı hesaplamalara göre, GSM faturalarında her 100 YTL'nin 41,77 YTL'si vergi olarak Hazineye aktarılıyor.

AA muhabirinin Maliye Bakanlığından edindiği bilgiye göre, son dönem sık sık yüksek vergiden şikayet edilen cep telefonu faturalarındaki vergi yükü yüzde 41,77 olarak hesaplanıyor. Kamuoyunda ifade edilen yüzde 58'lik vergi yükü rakamları gerçeği yansıtmıyor.
Kanun gereğince mobil telefon aboneliğinin ilk tesisinde (operatör değişiklikleri hariç) 2008 için 27,8 YTL özel iletişim vergisi alınıyor.
Her nevi mobil telekomünikasyon işletmeciliği kapsamındaki (ön ödemeli kart satışları dahil) tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetleri yüzde 25, radyo ve televizyon yayınlarının uydu platformu ve kablo ortamından iletilmesine ilişkin hizmetler yüzde 15, diğer telekomünikasyon hizmetleri ise yüzde 15 özel iletişim vergisine tabi bulunuyor.
GSM operatörlerinin ilave yükümlülükleri de, kanunda ''kurum masraflarına katkı payı yüzde 0,35, Hazine payı yüzde 15 (aylık brüt satış gelirinin yüzde 15'i takip eden ayın 20'inci günü akşamına kadar ödenir)'' şeklinde sayılıyor.
Kurum masraflarına katkı payı ve Hazine payının matrahını ise görüşme bedeli oluşturuyor.
Maliye Bakanlığı yetkililerinin hesaplamalarına göre, cep telefonu faturalarındaki her 100 YTL'nin 41,77 YTL'si Hazineye, 58,23 YTL'si ise GSM operatörünün kasasına giriyor.
TURKSAT Kablo TV hizmetlerinde ise 10,52 YTL'lik matraha, 1,9 YTL tutarındaki KDV ile 1,58 YTL tutarındaki özel iletişim vergisi ekleniyor. Bu şekilde toplam fatura 14 YTL'ye çıkıyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı

BU DEFA FENA YANDIK!


Antalya'daki orman yangını 4. gününe girdi. Serik ve Manavgat ilçelerinde devam eden yangın söndürme çalışmalarında gündoğumu ile birlikte hava araçları yeniden kullanılmaya başlandı.

Rüzgarın sabah saatlerinden itibaren yeniden poyraza döndüğü bildirildi. Beş ayrı noktada devam eden yangın bugün kontrol altına alınmaya çalışılacak.

Türkiye'nin en büyük yangınları arasına giren Antalya'daki orman yangını Manavgat'a bağlı Sağırin, Çardak ve Taşağıl, Serik'in Karabük ile Akbaş köyleri olmak üzere 5 ayrı noktada devam ediyor. Rüzgar gece boyu hafif şiddette esmesine rağmen sabah saat 05:00'ten itibaren yeniden poyraza döndü.

Orman Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kurtulmuşlu, "Hava gece boyu lehimizeydi. Sabah saat 05:00'ten itibaren poyraz etkisini göstermeye başladı. Poyraz maksimum hızına saat 9'da ulaşıyor. Eğer bu saate kadar şiddetli bir rüzgar olmazsa kontrol altına almaya başlarız." dedi. Kurtulmuşlu, gece boyunca orman içlerinde dozerlerle yol açtıkları bilgisini vererek, "Buralara arazözleri yerleştirdik. Gündoğumu ile birlikte hava araçları yeniden kullanılmaya başlandı. Ulaşamadığımız yerlere helikopterlerle müdahale edeceğiz. Karadan da yer ekipleri ve arazözlerle tamamen kontrol altına almaya çalışacağız. Dünkü gibi büyük bir patlama olmazsa büyük ölçüde tehlikenin geçeceğini tahmin ediyoruz." diye konuştu.

Antalya yangınında şu ana kadar Konya, Isparta, Denizli, Mersin, Burdur, Zonguldak, Karabük Çankırı, Eskişehir, Afyonkarahisar, Kütahya, Burdur, Aksaray, Konya, İzmir, Manisa, Muğla, Aydın, Uşak olmak üzere 20 ilden gelen ekipler görev yapıyor. 8 helikopter, 7 uçağın kullanıldığı yangında 200 arazöz södürme çalışmasına katılıyor. Değişik illerden gelen 100'ün üzerindeki tanker ve iş makinası kullanılıyor. 2 binin üzerinde personelle yürütülen södürme çalışmalarına köylülerle birlikte 5 bin kişi devam ediyor.

İşte büyük felaketten çarpıcı kareler: