ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177...

26 Temmuz 2009 Pazar

TOPLAYIN ŞU ZİBİDİLERİ!


Yaygın inanışa göre, eski sosyalist ülkelerde gençlerin Batı müziği dinlemesi bile yasaktı ve Küba’da bugün de öyle... Bunu birilerinden duyup başkalarına anlatanlar, bu kadar baskıcı bir ülkede yaşamadıkları için şükrediyor... Gerçekten de, şükredilecek bir halimiz mi var? Yoksa, sosyalist ülkeler hakkındaki yalanlar, AKP eliyle birer gerçekliğe mi dönüştürülüyor?


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP’nin Ankara 3. Olağan İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, 18 Temmuz günü İstanbul Harbiye Kongre Vadisi inşaatını görmeye giderken yolda gördüğü gençler hakkında şunları söylemişti:
“Dün o tesisleri incelemeye gittiğimde maalesef gençliğimizin bir bölümünün halini gördüm. Gerçekten üzüntü verici. Bu şekilde sınırsız, kontrolsüz ahlaki erozyonun olduğu yapılanma bizi gerçekten dertlendiriyor.” (http://www.ntvmsnbc.com/id/24984920/)
Başbakan, Unirock Festivali’ne katılmak üzere Maçka’da bulunan gençlerden söz ediyordu. Farklı giyimli, kızlı-erkekli, bira içen, garip hareketler (!) yapan Rock’çı/Metalci gençler, Erdoğan’a göre, “sınırsız ve kontrolsüz” bir ahlaki erozyon içindeydi...
Bugünkü Milliyet gazetesinde çıkan habere göre, o gençlerden bazıları, başbakanın araç konvoyunu “metalci işareti”yle selamladıkları için gözaltına alınıp 21 saat boyunca karakolda tutulmuş. Polis, gözaltına aldığı kişilerden bazılarına disko müziği, birine de Türk sanat müziği dinletmiş! Ardından, kelepçelerle savcının karşısına çıkarılmışlar!
Metalci işareti yapanlardan Yusuf Şengül, gözaltına alınma biçimlerini şöyle anlatmış: “Öğle saatlerinde yer kapmak için konser alanının kapısında toplandık. Elimizde bira kutularıyla oturup bekledik. Rock şarkıcılar şarkı söylerken müziğe uyum sağlayıp hem kafa sallıyor hem de parmaklarımızla metalci işareti yapıyorduk. Bu sırada yoldan konvoy geçtiğini gördük. Ancak kimin geçtiğini hiçbirimiz bilmiyorduk. Konvoydaki arabaların birinin camından kafasını çıkaran bir adam ‘Ne oluyor lan’ diye bağırdı. Biz parmaklarımızı sallamaya devam ediyorduk. 5 dakika sonra gözlüklü, siyah takım elbiseli bir adam yanında polislerle geldi. Eliyle gösterdikleri arabaya zorla bindirildik. ‘Niçin alındık?’, diye sorunca, ‘Emniyette görürsünüz’ dediler.” (http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=4&ArticleID=1121281&Date=25.07.2009&b=Konvoya%20metalci%20selami%20verince%20sorgulandilar&ver=89)
21 saat gözaltında tutulan Metalciler, daha sonra, “devlet büyüğüne saygısızlık” iddiasıyla savcının karşısına çıkarılmış: “Hepimiz birden savcının önüne çıktık. Savcı, önce bize siyasi görüşlerimizi sordu. Biz de solcu olduğumuzu CHP’ye oy verdiğimizi söyledik. O da, ‘Başbakan’ı protesto hakkınız var. Ama bunların bir yasal yolu var’ dedi. Sonra, ‘Tamam sizi serbest bırakıyorum’ diye konuştu. Daha sonra çıktık. Bir saat kadar adliyede bekledikten sonra kelepçeleri çıkardılar sonra ayrıldık.”
Şanslıymışlar! Karşılarına AKP’ci bir savcı çıkabilir, gözaltı sürelerini uzattırabilir, hatta tutuklanmalarını isteyebilirdi. AKP’ci bir hakim de onları tutuklatıp üç ay sonrasına duruşma günü verebilirdi.
Türkiye, AKP eliyle, giderek daha karanlık bir ülke haline getirilirken, Küba’nın Rock müziğiyle ilgili yaklaşımı iki gün önceki bir haberimizin konusuydu:
http://www.haberveriyorum.net

DENİZ FENERİ DERNEĞİNE ŞAVŞAT'LILARDAN TEPKİ

Geçen hafta yaşanan sel felaketinden etkilenenlere yardıma geldiğini belirten Deniz Feneri Derneği görevlileri Artvin’in Şavşat ilçesinde tepkiyle karşılandı.

Sefer Selvi'nin 23 Temmuz 2009'da Evrensel'de yayınlanan karikatürü...

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Gülen 26 Milyar Dolara Hükmediyor !


Le Monde Diplomatique'ten Türkiye ile Fethullah Gülen hakkında çarpıcı yorum !

Fransız aylık gazete Le Monde Diplomatique, Türkiye'deki bazı kilit pozisyonları Fethullah Gülen hareketinin konrol altında tuttuğunu ve yaklaşık 26 milyar dolara hükmettiğini iddia etti.

LAİK KEMALİST BÜROKRASİ YERİNE...

Bir Alman gazeteci tarafından kaleme alınmış yorum-analizde, Batı'nın İslamcı kesim üzerinden yeni bir derin devlet kadrosu oluşturduğu ima edilerek "Şimdilerde sürekli olarak güçsüzleşen, ülkeyi yönetmekte yetersizliğini kanıtlayan Laik Kemalist bürokrasi yerine, ekonomik olarak neo liberal eğilimli İslamcılar, Batı'nın yeni ajanları olarak hizmet veriyor" yorumu yapıldı.

AMERİKA'NIN SATRANÇ TAHTASI FİGÜRÜ

Dünyada geniş bir coğrafyada, Fransızca'nın dışında 19 dile daha çevirilerek yayınlanan Le Monde Diplomatique gazetesinin Türkçe versiyonunda "Türkiye'de Üçüncü Güç... Amerika'nın Satranç Tahtası Figürü" başlığıyla manşetten verilen yorum-analizde şu görüşlere yer verildi:

"Gülen, Batı'da, liberal ve reform odaklı bir İslamiyetin en önemli temsilcisi olarak kabul ediliyor. Gülen, aralarında Papa II. Jean Paul'ün de bulunduğu Hristiyan ve Yahudi temsilcilerin yer aldığı "zirve toplantılarına" da katıldı. Eski ABD Başkanı Bill Clinton gibi siyasiler ise onu "dostu" olarak nitelendiriyor.

HEDEF DEVLETİN İÇİNDEKİ GÜCÜ ELE GEÇİRMEK

Gülen taraftarlarının Adalet ve Kalkınma Partisi içinde siyasi nüfuz kazanmasının ardından hareketin şimdi de hedefi devlet içindeki gücü ele geçirmektir. Gülen hareketi özellikle de polis ve istihbarat kanadını belirleyici nitelikte bir güç enstrümanı olarak kendine garanti etti.

OKULLAR CIA'NIN CEPHESİ Mİ ?

Türk siyasi eliti, Gülen kurumlarını benzin ve gaz servetleri dolayısıyla oldukça önemli olan Kafkasya bölgesine kültürel ve ekonomik olarak tam anlamıyla nüfuz edilmesi konusunda bir araç olarak görmüyor. FBI'nın eski çalışanı Sibel Edmonds, ‘Öyle görünüyor ki bu okullar, CIA ve US-State Department çalışanları açısından bu bölgede gizli operasyonlar yapabilmek için bir cephe niteliğinde. ABD hükûmeti Türkçülük ve dinin yardımıyla Orta Asya'da etki kazanabilmek için Türkiye'yi yardımcı olarak kullanıyor’ beyanında bulundu.

YENİ OSMANLI

Fethullah Gülen birçok Kemalistin endişe ettiği gibi Ayettullah Humeyni'nin bir Türk versiyonu değil. Gülen için daha ziyade jeopolitik açıdan önemli olan Balkan, Arap Dünyası, Rus sınırı ve Çin Seddi arasındaki bölgede düzenleyici güç konumundaki bir Yeni Osmanlı hegemonya projesi söz konusu.

TÜRKİYE ZİRVEYE ÇIKACAK

Düşünce kuruluşu Stratfor'un kurucusu George Friedman bunun hiç de gerçek dışı bir düşünce olmadığı kanısında. George Friedman kısa bir süre önce yayımlanan 'Gelecek 100 Yıl' adlı kitabında 'İslami dünyanın organize olması durumunda, Türkiye tıpkı 500 yıldır yaptığı gibi zirvede yer alacaktır' cümlesine yer verdi."

HABER3.COM

21 Temmuz 2009 Salı

Türkiye'deki kurumlar ne işe yarıyor?


Münevver Karabulut'un babası Süreyya Karabulut, Başbakan Erdoğan'ın son zamanlarda işlenen cinayetleri de hatırlatarak, "Kendi başına bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya" sözlerine tepki gösterdi.

Münevver Karabulut'un babası Süreyya Karabulut, Başbakan Erdoğan'ın AKP'nin Ankara il kongresinde son zamanlarda işlenen cinayetleri de hatırlatarak, "Kendi başına bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya" sözlerine tepki göstererek Türkiye'deki kurumların ne işe yaradığını sordu.

Bolu'nun Mengen İlçesi'ne bağlı Kayabaşı Köyü'ndeki kızının mezarını ziyaret eden Süreyya Karabulut, devletin görevinin katilleri bulmak olduğunu söyleyerek Başbakan'ın cinayetlerle ilgili sözlerine tepki gösterdi.

Karabulut "Ben evladımın arkasındayım. Başbakan, Adli Tıp'taki kirli ilişkileri neden düzeltmedi. Benim yavrum gitti. Onun da çocuğu var. Bir ülkenin Başbakanı kalkıp da diyebiliyorsa ki `ya davulcuya ya zurnacıya giderse...' Pekala kurumlar nereye gitti? Adli Tıp'taki rezilliği kepazeliği nasıl görmezlikten gelirsin. Devlet kızımı lekeledi. Leke sürüldü ama temizlendi. Benim kınalı kuzum bitti. Senin vazifen katilleri bulup ortaya çıkartmak. Neden çıkartamıyorsun? Başbakan'dan istediğim şu: Kurumlarını düzeltsin. Kurumları düzelmediği sürece bu ülke düzelmez. Bu ülkenin kurumlarının pırıl pırıl olması lazım. Yoksa insanlar lekeleniyor, zan altında bırakılıyor" dedi.

Tayyip’in serveti = 40 bin çocuğun bakımı


Her dört çocuktan birinin evde doğduğu, saatte beş bebeğin öldüğü, beş çocuktan birinin yetersiz beslendiği için gelişim bozukluğu yaşadığı, okul çağındaki çocukların yüzde 5’inin eğitim hakkına erişemediği Türkiye’de, Başbakan’ın servetiyle 40 bin çocuk tüm temel gereksinimleri karşılanarak bakılabilir.

soL (HABER MERKEZİ) Başbakan Erdoğan, gittiği tüm illerde, yaptığı konuşmalarda “nüfusun korunabilmesi için” üç çocuk yapmanın önemine değinirken, Türkiye’de her dört çocuktan biri evde doğuyor, her geçen saat içinde beş bebek yaşamını kaybediyor. Her beş çocuktan biri yetersiz beslendiği için gelişim bozukluğu yaşıyor. Orta ve yükseköğretim sırasında sistemin öğüttükleri bir yana, her yüz çocuktan beşi hiç okul yüzü görmüyor.

Bu sorunların derinleşmesinde AKP iktidarının sağlık ve eğitim sistemini dönüştürerek hızla paralı hale getirmesinin etkili olduğuna işaret edilirken, araştırmalar özellikle son yıllarda, tablonun daha da kötüye gittiğini yansıtıyor.

SGK’daki değişiklik evde doğumları artıracak
Bebek ve anne ölüm oranlarının Avrupa ülkelerine göre oldukça yüksek olduğu Türkiye’de, her yüz çocuktan 28’inin bir yaşına gelmeden hayatını kaybettiği belirtiliyor. Anne ve çocuk ölümlerinin en önemli nedenlerini hamilelik sırasında ve doğum sonrasında anne ve bebeğin nitelikli sağlık hizmetine erişememesi ile yetersiz beslenme oluşturuyor.

Uzmanlar, bebek ölümlerinin yüzde 75’inin yetersiz beslenmeden kaynaklandığına dikkat çekiyor. Sendikaların 2009 yılı araştırmalarına göre, 0-4 yaş arası bir bebeğin sağlıklı beslenebilmesi için günde yaklaşık 4,7 TL harcanması gerekiyor. Bu durumda, Tayyip Erdoğan’ın 2 milyar dolar civarında olduğu bilinen servetiyle, 437 bin bebek (0-4 yaş arası) ya da 164 bin çocuk (5-16 yaş arası) dengeli ve sağlıklı beslenebilir.

Birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimin zorlaştırılmasının anne ve bebek sağlığı açısından önemine dikkat çeken uzmanlar, SGK’nın gerçekleştirdiği bir uygulama değişikliği ile “sosyal güvencesi bulunmayan annelerin doğum giderlerinin kurum tarafından karşılanması” uygulamasına son verilmesinin “evde doğum”ları artıracağının altını çiziyor. Kentlerde yüzde 25, kırda yüzde 50 civarında seyreden yüksek evde doğum oranları, anne ve bebek sağlığını tehdit eden önemli faktörler arasında kabul ediliyor.

Oysa devlet hastanesinde tıbbi donanım ve personel eşliğinde bir doğumun 110 TL olduğu göz önüne alındığında, Tayyip Erdoğan’ın servetiyle yaklaşık 27 milyon 272 bebeğin devlet hastanesinde doğması sağlanabiliyor.

Halk birini okutamazken, Tayyip 60 bin çocuğu okutabilir
Eğitim–Sen tarafından hazırlanan raporda, 2008-2009 öğretim yılında okullaşma oranının önceki yıla göre yaklaşık binde dokuz geriye gittiği ifade ediliyor. Daha fazla velinin ekonomik nedenlerle çocuğunu okula gönderememesi anlamına gelen bu gerilemenin temel nedenleri, emekçilerin yoksullaşmalarına paralel olarak, öğrenci maliyetlerini velilerin sırtına yükleyen yeni düzenlemeler olarak belirtiliyor.

Rapor, ortaokul düzeyinde ise, okul çağındaki nüfusun yaklaşık yüzde 42’sinin “ailelerin yoksulluğu, çalışmak zorunda bırakılmak ve devletin gerekli kaynakları ayırarak yeterli ve zamanında yatırım yapmamasına” bağlı olarak okula devam edemediğini ortaya koyuyor.

Eğitim–Sen tarafından 2009 yılında hazırlanılan rapor, bir çocuğun 17 yıllık eğitim yaşamı boyunca ailesinin 50 bin TL harcadığını ortaya koyuyor. Bu rakamlara eğitim sistemindeki çarpıklıklardan kaynaklanan dershane ve özel ders giderlerinin de dahil edildiği belirtiliyor. Bu rakam baz alındığında, Başbakan’ın mal varlığıyla 60 bin çocuğu ilk okuldan başlayarak lise sona dek tüm masraflarını karşılayarak okutabildiği ortaya çıkıyor.
Eğitim–Sen’in raporu bir öğrencinin devlet açısından maliyetini de yansıtmakta. Verilere göre, ilköğretimden yükseköğretime kadar yapılan tüm eğitim harcamaları açısından bakıldığında Türkiye’de bir öğrenci için yapılan harcama öğrenci başına 1.527 dolar civarında. Bu durumda, Erdoğan, 2 milyar doları ile 1 milyon 300 bin öğrencinin devlete maliyetini karşılayabiliyor.

AKP hükümeti, sağlık ve eğitim hakkını paralı hale getirerek çocukların eğitim hakkını gasp edip, onları açlığa hatta ölüme mahkûm ederken, “üç çocuk” siparişinden geri basmayan başbakanın ısrarlı tutumu emekçilerden çok farklı bir dünyaya ait olduğunu da kanıtlıyor aslında. Halkımız bir çocuğunu sağlıklı besleyip, okutamazken o, tüm gıda, sağlık, eğitim giderleriyle 40 bin tanesine bakabilir…

soL: http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/tayyip-in-serveti-40-bin-cocugun-bakimi-haberi-15548

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Yeni Zamlar Yolda !


Yeni zamlar yolda !
Zam yağmuru aralıksız devam edecek.. Ehliyet, pasaport, benzin, su, şeker derken şimdi yeni zamlar geliyor...

Maliye bürokratları, yılsonunda bütçe açığını 45 milyar lira seviyesinde tutmanın mevcut ayarlamalarla dahi mümkün olamayacağını öngördü ve gelir tarafını artırmak için arayışa girdi.

ASIL HEDEFLER DOLAYLI VERGİLER

Akaryakıta yapılan esaslı zammın ardından şekere de zam yapılırken, asıl hedef yine dolaylı vergiler olarak öne çıktı. Ekonomi yönetimi, geçen yıl başlayan ve giderek etkisini artıran bütçedeki bozulmayı önlemek ve mali disiplini yeniden sağlamak üzere gelir artırıcı tedbirlere devam edecek.

AMAÇ BÜTÇE AÇIĞINI KAPATMAK

Maliye bürokratları, yılsonunda bütçe açığını 45 milyar lira seviyesinde tutmanın mevcut ayarlamalarla dahi mümkün olamayacağını öngördü ve gelir tarafını artırmak için bir kez daha arayışa girdi.

İLK ZAM ÖZEL İLETİŞİM VERGİSİNE

Akaryakıta yapılan esaslı zammın ardından şekere de zam yapılırken, hedefte yine dolaylı vergiler var. İlk düşünülen önlem olarak özel iletişim vergisine zam yapılması planlanıyor.

Özel iletişim vergisi (ÖİV), 1999 depreminden sonra yaraların sarılması için geçici olarak konmuş ancak kalıcı hale gelmişti.

Yüzde 25 olan özel iletişim vergisinin 5 puan daha artırılması ve yüzde 30’a çıkarılması gündemde.

Şayet ÖİV yüzde 30 olarak uygulanırsa cep telefonu ile ayda 50 liralık konuşma yapan bir kişinin vergiler dahil ödeyeceği tutar, yüzde 4’e yakın zamlanacak ve 76.7 liraya çıkacak.

Maliye, 2009 yılında özel iletişim vergisinden 5.2 milyar TL toplamayı öngörmüştü. Ancak ilk gelen veriler bu hedefin biraz altında kalınacağını ortaya koydu. 5 puanlık artışla gelirlerin 6 milyar TL’nin üzerine çıkarılması hedefleniyor. Çıkış harcı tepkisi 23 Mart 2007 tarihine kadar 70 TL olarak uygulanan yurtdışı çıkış harcı 15 TL’ye indirilmiş buna karşılık tüm istisnalar da kaldırılmıştı.

SIRADA YURTDIŞINA ÇIKIŞ HARCI VAR

Maliye’de süren ‘geliri nasıl artırırız’ çalışmaları sırasında yurtdışı çıkış harcı konusu da gündeme geldi.

Yurtdışı çıkış harcının istisna olmaksızın 50 TL’ye yükseltilebileceği konuşuldu.

Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2009 yılının ilk 3 ayında yurtdışı çıkış harçlarından 9.7 milyon lira gelir elde edildi. Söz konusu gelir 2008’in tamamında 50.1 milyon liraydı. Bu kalemdeki zammın bütçeye yapacağı katkının, çekeceği tepkiye oranla çok az kalacağını düşünen maliye bürokratları şimdilik bu öneriyi rafa kaldırdılar.

MTV'YE DE ZAM GELİYOR

Maliye bürokratlarının gündemindeki bir diğer gelir artırıcı icraat ise motorlu taşıtlar vergisine (MTV) yapılacak ilave zam. Halen 3 yaşına kadar 1.2 cc’lik motora sahip bir binek otomobil 393 TL yıllık harç ödüyor.

Bu tutarın yarısı yani 196.5 lirası Ocak ayında, bir diğer yarısı da şu an içinde bulunduğumuz Temmuz ayında ödeniyor. Söz konusu MTV’ye yüzde 20 zam yapılması gündeme geldi. Maliye bürokratları MTV’ye yapılacak yüzde 20’lik zamma buradan gelecek gelirde en az 550 milyon TL’lik bir artış hesapladılar.

Otomobil satışlarındaki düşüş nedeniyle ciddi gelir kaybı olan Maliye 6 ayda bir ödenen MTV’ye yüzde 20 zam öngörüyor

ELEKTRİK ZAMMI DA YOLDA

Elektrik zammı için sisteme bakacaklar Enerji Bakanı Taner Yıldız, elektrik fiyatlarının artırılıp artırılmayacağına ilişkin, “Şu anda ben de bilmiyorum. Otomatik fiyatlama onu ortaya koyacak” dedi.

MÜSİAD toplantısında konuşan Bakan Yıldız, “Mekanizma işliyor. Zam, siyasi kararın dışında çıplak maliyetle ilgili” dedi.

MALİYE KEMER SIKACAKMIŞ

Reuters’e konuşan bir maliye bürokratı gelir artırıcı önlemlerin yanısıra harcama kısıcı tedbirlerin de gündemde olduğunu söyledi.

Bürokrat Reuters’e, “Şu anda yine gelir artırıcı ve harcama kısımı önlemler üzerinde çalışılıyor. Ancak hareket alanı oldukça sınırlı. Bu yüzden mevcut vergilerde oransal olarak yeni artışlar gündeme gelebilir. Bütçenin gider kalemlerinde bazı kesintiler ve ödenek kaydırmaları da olabilir ” diye konuştu.

HABER3.COM

17 Temmuz 2009 Cuma

Orman kaybetti, Acarkent kazandı


Orman Genel Müdürlüğü'nce Acarkent'teki 1822 gayrimenkulün tapularının iptali istemiyle açılan davada mahkeme, söz konusu alanın niteliğinin yeniden özel orman olarak belirlenmesine karar verdi ancak villaların kat mülkiyeti konusunda da Acarkent lehine karar verdi. Son kararı Yargıtay verecek.

Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin salonunun küçük olması dolayısıyla Beykoz Belediyesi Kültür Merkezi'nin 1 No'lu nikah salonunda yapılan duruşmaya, davacı Orman Genel Müdürlüğü Kanlıca İşletme Şefliği avukatları ile bazı davalılar ve davalılara vekaleten 100'e yakın avukat katıldı.

Duruşmada kararı açıklayan Mahkeme Hakimi Salih Kopan, “Beykoz ilçesi Çavuşbaşı 1/2 Pafta, 6 parsel sayılı Saip Molla Çiftliğine konulan özel orman şerhinin kaldırılmasının yok sayılmasına ve yeniden niteliğinin özel orman olarak belirlenmesine hükmedildiğini” bildirdi.

Hakim Kopan, ayrıca “Yüzde 6'lık izin sahası dışında kalan kısma yönelik olarak men'i müdahale, kal ve diğer talepler için açılan davanın husumet nedeniyle reddine ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 52. maddesine aykırı olarak tapu sicil kayıtlarında özel ormanın tamamı üzerinde kurulan kat mülkiyetine yönelik işlemin iptali için açılan davanın reddine” karar verildiğini açıkladı.

DAVA DİLEKÇESİ

Orman Genel Müdürlüğü Kanlıca İşletme Şefliği Avukatı Elmas Erdem tarafından Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesine verilen dava dilekçesinde, Beykoz Çavuşbaşı Beldesi sınırları içerisinde bulunan Saip Molla I Özel Ormanı ile ilgili genel müdürlüğün, Modaköy Şehircilik İşletmeleri A.Ş'ye, 1987 yılında 137 bin 531 metre kare alan için “Ormanda hiçbir ifraz yapmamak, yatay alanın yüzde 6'sından fazla yer işgal etmemek şartı ile izin verdiği” anlatılıyor.

Dilekçede, bu alanda 117 A tipi villa, 835 adet B tipi villa, 500 adet C tipi villa ile sosyal tesisler için izin verildiği belirtiliyor.

Müfettişler tarafından yapılan incelemede, orman alanının tamamı üzerinde kat irtifakı kurulduğu, bilahare bunların kat mülkiyetine dönüştürüldüğü belirtilen dilekçede, “Saip Molla I Özel Ormanı'nda aşım yapılarak tesis edilen kat mülkiyeti tapularının tamamının iptali, yüzde 6'lık izin sahası dışındaki kısımların özel orman vasfı ile tevhit ve tescili, yüzde 6'lık kısım için arsa paylarının yeniden tashihen tescili ve bu kayıtlarda da özel orman vasfının belirtilmesi ile ruhsatı olmayan yapıların kal'i gerekmektedir” deniliyor.

Dilekçede, “orman alanı üzerine kurulu 1822 gayrimenkulün kat mülkiyeti tapularının tamamının iptali, ruhsatı olmayan yapıların ortadan kaldırılması, karar kesinleşinceye kadar taşınmazların iyi niyetli 3. kişilere devir ve temliki ile üzerinde ayni hak tesisinin önlenmesi amacıyla tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir konulması” talep ediliyordu.

ŞİMDİ GÖZLER MİMARLAR ODASI'NIN AÇTIĞI DAVADA

Mahkemenin Acarkent lehine verdiği kararın ardından gözler Mimarlar Odası'nın 1402 villa, ikiz kuleler ve ticaret merkezinin iptali için açtığı davaya çevrildi.

16 Temmuz 2009 Perşembe

DEVLETİN MALI DENİZ

Bakana 20 bin dolara villa kiralandı

Bakana 20 bin dolara villa kiralandı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Dışişleri Konutu'nu boşaltmayınca Dışişleri Bakanı Davutoğlu için 20 bin dolarlık villa kiralandı.

Konutun mülkiyeti bakanlıkta kalacak, bütçesi ise Çankaya Köşkü’ne dahil edilecek. Dışişleri, Davutoğlu için aylık 20 bin dolara Hattatlar’ın villasını kiraladı.

Vatan'dan Hale Gönültaş'ın haberine göre Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, görev süresinin bitimine kadar ikametgah olarak Dışişleri Konutu’nu kullanacağı kesinleşti. Çankaya Köşkü ile Dışişleri Bakanlığı arasında geçen hafta “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresi bitine kadar Dışişleri Konutu’nun Cumhurbaşkanlığı’na ait olmasına” ilişkin geçici protokol imzalandı.

Dışişleri konutu Cumhurbaşkanlığı’nın

Vatan'ın edindiği bilgiye göre Cumhurbaşkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı arasındaki protokol geçtiğimiz hafta içerisinde Çankaya Köşkü’nde imzalandı. Söz konusu protokolün imzalanmasını bizzat Cumhurbaşkanı Abdullah Gül istedi.

Protokolü Cumhurbaşkanlığı adına Genel Sekreteri Mustafa İsen; Dışişleri Bakanlığı adına da Müsteşar Ertuğrul Apakan imzaladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresinin bitimine kadar geçerli olacak “geçici protokol” gereği, Dışişleri Konutu Cumhurbaşkanlığı’na tahsis edildi. Yine protokol gereği, Dişişleri Konutu’nda çalışan personelin giderleri de Çankaya Köşkü bütçesine dahil edildi. Konutun mülkiyeti ise Dışişleri Bakanlığı’nda kaldı.

Davutoğlu’nun ailesi ile birlikte yerleşeceği konut, temsil düzeyi ve güvenlik boyutu gözetilerek belirlendi. Çankaya’daki Pembe Köşk’ün koruma altında olması nedeniyle tadilatın uzaması üzerine Cumhurbaşkanı Gül’ün buraya taşınması gecikti.

Davutoğlu için yüzme havuzlu villa

Söz konusu protokol, Cumhurbaşkanı Gül’ün, Dışişleri Konutu’ndan Çankaya Köşkü’ne taşınmayacağını da kesinleştirmiş oldu. Çankaya Köşkü’ndeki tadilatın uzaması, Gül’ün 6 yıldır kullandığı Dışişleri Konutu’nda ikamete devam etmeye karar vermesine neden oldu.

Protokolün ardından Dışişleri Bakanlığı, halen bir kamu kuruluşunun misafirhanesinde kalan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu için ikametgah arayışına girdi. Dışişleri Bakanlığı, Kayserili İşadamı Ahmet Hattat’ın Kırlangıç Sokak’taki dört katlı olan ancak kot katlarıyla birlikte 7 katlı olduğu belirtilen yüzme havuzlu ve özel güvenlikli villasını kiraladı. Davutoğlu’nun ailesi ile birlikte yerleşeceği konut, temsil düzeyi ve güvenlik boyutu gözetilerek belirlendi.

Dışişleri Bakanlığı’nın söz konusu villa için ayda 20 bin ABD Doları kira ödeyeceği öğrenildi. Davutoğlu’nun 1 Ağustos tarihinde yeni evine taşınacağı belirtildi. Hattat’ların villadan taşınma faaliyeti de sürüyor. Dün villadan antikalar çıkarıldı. Evlerini Dışişleri Bakanı’na kiraya veren Hattatlar’ın Beysukent’te bir villaya yerleşecekleri bildirildi.

12 Temmuz 2009 Pazar

3G HAKKINDA NELER BİLİYORSUNUZ?


3G'nin hayatımıza katacağı 10 yenilik

30 Temmuzda her cep telefonu dünyaya açılan bir kapı olacak. İşte birkaç yıldır en çok konuşulan gündem maddesi 3G ile ilgili akıllara takılan soruların cevapları...

Turkcell, müşterilerinin ilgisini çekebilmek için www.meraketmiyormusun.com isimli bir sitede ödüllü bir yarışma düzenliyor. Üç operatör de bu yeni teknolojiyle birlikte müşterilerine çok hızlı bir şekilde internete girilebilme imkânı sunacak. Görüntülü konuşma bu sayede hayal olmaktan çıkacak.

İnternetin kesintisiz ve hızlı bir şekilde cep telefonunda kullanılması hayatımızda pek çok şeyi değiştirecek. 3G teknolojisi sadece cep telefonunda değil, dizüstü bilgisayarlarda ve güvenlik kameralarında da kullanılacak. Kısacası her cep telefonu dünyaya açılan bir kapı olacak. Birkaç yıldır en çok konuşulan gündem maddesi 3G ile ilgili akıllara takılan soruların cevabını araştırdık.

Televizyon cebinize girecek

Şebekenizin çektiği her yerde cepten televizyon izleyebileceksiniz. Bu teknoloji sayesinde cebinizdeki görüntüyü televizyonunuza da aktarabiliyor, istediğiniz programı ya da futbol maçını rahatça izleyebiliyorsunuz.

3G ile artık herkes kameraman olacak!

3G teknolojisiyle birlikte istediğiniz bir görüntüyü anında başka bir cep telefonuna ya da televizyona aktarabiliyorsunuz. Hem hızlı hem de kaliteli bir görüntü imkânı sunan 3G teknolojisi sayesinde sıcak bir gelişmeyi binlerce kişiyle paylaşabileceksiniz.

Tıp dünyası, mobil internetle erken teşhis yapacak

Dünya genelinde uygulanan 'teletıp' yöntemi 3G teknolojisiyle Türkiye'de de hayata geçecek. Hastalardan elde edilen veriler ve görüntüler çok hızlı bir şekilde sağlık merkezlerine aktarılacak, görüntü aktarımı sayesinde teşhis ve tedavi süreçleri daha da hızlanacak. Erken müdahale ile hayat kurtarılabilecek.

Mobil iletişim, iş dünyasının yükünü hafifletecek

Mobil iletişim, 3G teknolojisiyle birlikte iş dünyasının yükünü çok hafifleteceğe benziyor. İş dünyasına hız ve verimlilik sağlayan hızlı mobil internet ve mobil e-posta gibi uygulamalar bu yeni teknolojiyle birlikte sosyal ve ticari hayata önemli katkılar sağlayacak. Bankacılık, medya, sanayi, tarım ve ticaret gibi sektörler, hızlı mobil iletişim sayesinde hem zamandan hem de işgücünden tasarruf etmiş olacak.

Öğrenciler kütüphaneye cepten girecek

Uzaktan eğitim uygulamalarıyla birlikte eğitimde fırsat eşitliği sağlanması planlanıyor. Öğrenciler aradıkları bilgi ve görüntülere sadece sabit bir noktadan değil her yerden, her zaman ulaşabilecek. 3G sayesinde, telefonlar eğitimin bir parçası haline gelecek, verimlilik artacak. Öğrenci, elde ettiği verileri arkadaşlarıyla anında paylaşabilecek.

Saat değil, görüntülü cep telefonu!

İlk bakışta şık bir saate benzeyen bu cihaz aslında 3G teknolojisiyle çalışan ve görüntülü konuşma özelliğine sahip bir cep telefonu. Yüksek çözünürlükteki görüntüsü ile yakınlarınızla keyifli bir telefon görüşmesi yapmanıza imkân sağlıyor.

Hayatımıza katacağı 10 yenilik

-Hangi çantayı ya da ayakkabıyı alacağınızı arkadaşınıza görüntülü görüşme sayesinde sorabilirsiniz.
-3G hızı ile web sitelerinin açılma süreleri çok daha kısalacak. Şehir haritalarını rahatlıkla görüntüleyebileceksiniz.
-İşten eve giderken, otobüste, dolmuşta, serviste televizyon seyredebilirsiniz.
-Gezip gördüğünüz yerlerin videosunu anında herkesle paylaşabilirsiniz.
-Cep telefonlarınız çok daha az enerji tüketecek.
-Şehir hatları vapurundayken internete girip gazete okuyabilirsiniz.
-Yeni güvenlik önlemleri sayesinde mobil ticaret çok daha güvenli bir hale gelecek.
-Aile büyüklerine video ile bayram mesajı gönderebilirsiniz.
-Cep telefonunu çok daha aktifi olarak kullanabileceksiniz. Arkadaşlarınıza internet üzerinden kendi müziklerinizi yollayabileceksiniz.

3G teknolojisi nasıl kullanılacak?

İlk aşamada sadece 3G uyumlu bir cep telefonuna sahip olmanız yeterli. Operatörler 3G aboneliği için ek bir ücret talep etmiyor. Ama göz önünde bulundurmanız gereken bir durum var: İnternet hızınız artacağı için cep telefonu üzerinden daha fazla işlem yapacaksınız. Bu da faturalarınıza yansıyacak.

Turkcell, 3G teknolojisine 1500 kişilik bir ekiple hazırlanıyor

3G ihalesinde en yüksek rakamı vererek en geniş bant hakkına sahip olan Turkcell, 30 Temmuz'dan sonra herhangi bir sıkıntı yaşamamak için 1500 kişilik bir ekiple gece gündüz çalışıyor. Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Lale Saral Develioğlu, 81 ilin altyapısını tamamlamak üzere olduklarını söylüyor. Develioğlu, "3G teknolojisi Türkiye'de çok fazla bilinmiyor. Müşterilerin çoğu bu teknolojinin sadece görüntülü görüşme imkânı sağladığını sanıyor. Oysa 3G, hayatımıza hız katacak." diyor.

Vodafone'un 3G altyapısı hazır

Vodafone, uzun bir süredir laboratuvar ortamında aldığı başarılı sonuçları kısa bir süre aboneleriyle paylaştı. Firma, 3G ağı denemelerinde veri indirme hızını 21,1 Mbsp'ye (megabit/saniye) kadar indirdi.



Avea, genç aboneleri müzikle etkileyecek

Dijital müzik pazarına getirdiği yeniliklerle adından söz ettiren Avea, gençlerin dikkatini çekmeye çalışıyor. Cep üzerinden abonelerine lisanslı müzik parçaları satan Avea, 3G teknolojisiyle birlikte çok uzun bir müzik parçasını bile saniyeler içerisinde abonelerinin telefonuyla buluşturacak. Böylelikle şarkıların dinlenmesi, cep telefonuna ve bilgisayara indirilmesi, paylaşılması her zamankinden daha kolay olacak.

Güvenlik kamerası ile evinizi her an izleyin

Bu kamera sayesinde evinizi ya da işyerinizi dışarıdan izleyebiliyorsunuz. İçerisine sim kart takılan kamera, cep telefonundan kumanda ediliyor. Numarayı arayınca güvenlik kamerasının görüntüsü cep telefonunuza yansıyor. Tuşlarla kamerayı sağa ve sola yönlendirebiliyorsunuz.


3G teknolojisi ortalama 70 kat daha hızlı

Müzik ve video gibi içerikleri cep telefonumuza çok kısa sürede yükleyebileceğiz. Ortalama 700 MB'lık bir sinema filmini, bugün yaklaşık 6,5 saatte indirirken 3G teknolojisi ile birkaç dakika içerisinde cep telefonumuzdan izleyebileceğiz.



Mobil gözlük, bilimkurgu filmlerini andırıyor

3G teknolojisine uyumlu mobil gözlük sayesinde cep telefonunuzdaki filmi ya da herhangi bir televizyon programını izleyebiliyorsunuz. Mobil gözlük, ilginç görüntüsüyle adeta bilimkurgu filmlerini andırıyor.

11 Temmuz 2009 Cumartesi

MHK'DEN KADINLARA İKİNCİ SINIF MUAMELE


Kadın hakemleri “yok” sayan Oğuz Sarvan başkanlığındaki Merkez Hakem Komitesi, skandal bir karara daha imza attı.

2008 yılında erkek meslektaşı Emre Düz’le aynı soyunma odasını kullandığı iddiası üzerine savunması istenen Beden Eğitimi Yüksek Okulu mezunu Ece Güneş, o tarihten bu yana Kocaeli İl Hakem Kurulu tarafından adeta “aforoz” edildi. Buna karşılık Güneş’le aynı odayı kullandığı savlanan Emre Düz, tartışmalı maçlara imza attığı halde üst klasmana terfi ettirildi.

Ece Güneş ve ailesi, bu durumun laik Atatürk Türkiyesi’ne yakışmayan bir tutum olduğunu savunup, olayı mahkemeye taşıdı, Merkez Hakem Komitesi ise kadın hakemlerin hakkının gasp edilişine ses çıkaramadı. Anımsanacağı gibi Sarvan başkanlığındaki MHK, kadın hakemleri seminerlere davet etmeyip kadınlara 2. sınıf insan muamelesi yapmıştı.

Suçlusun savunma ver!
Eğitimini alıp uzmanlaştığı spor alanında hakemlik de yapmak isteyen Ece Güneş‘in şanssızlığı 2008 yaz ayındaki klasman seçmelerinde başladı. O günlerdeki antrenmanlardan birinde, soyunma odasını erkek meslektaşı Emre Düz’le paylaştığı iddia edilen kadın hakem Güneş‘ten Kocaeli İl Hakem Kurulu ‘savunma’ istedi. Güneş, bir suç oluşturacak eylemde bulunmadığı için savunma vermeyeceğini belirtirken Emre Düz Kocaeli İl Hakem Kurulu Başkanı Yusuf Say’a ayrıntılı bir savunma yazdı. Bu aşamada olay medyaya yansırken kadın hakemin fotoğrafları yerel medyada gözü bantlanarak yayımlanınca Ece Güneş, adının karalanmak istendiği gerekçesiyle olayı mahkemeye taşıdı. Bu tarihten itibaren Oğuz Sarvan başkanlığındaki MHK’nin de bilgisi dahilinde Ece Güneş’e maç verilmedi. Buna karşın Emre Düz, hemen her ay en az 2-3 maç alıp bölgesinin en aranan ismi haline getirildi ve Yusuf Say tarafından TFF Genel Sekreteri Ahmet Güvener’in de onayı alınarak üst klasmana terfi ettirildi.

Hakemler: Onlar ablamız
Ece Güneş’in yolunun kesilişi birçok hakem tarafından “taliban zihniyeti” olarak değerlendirilirken Kocaeli bölgesinin önemli bir ismi, “Kadın ve erkek hakem yeri gelir aynı soyunma odasını kullanır. Biz onların abisi, onlar bizim ablamızdır. Demek ki MHK ve onların illerdeki uzantıları kadını farklı gözle görüyor. Kadınları evinde oturtmaya meraklı iktidara şirin görünme adına kadın hakem kardeşlerimizin yolunun kesilmesi Atatürk Türkiyesi’ne ihanettir” dedi. Bu arada MHK, kadın hakemlere takındığı tavrın kamuoyundan tepki görmesinin önüne geçmek için FIFA bayan yardımcı hakem Seçim Demirel’i Süper Lig klasmanına davet etti.

Önce çağırmadılar sonra davet çıktı
Geçen sezon yapılan devre arası seminere bayan hakemler ilk kez davet edilmemişti. Antalya’da düzenlenen uluslararası hakem seminerine 7’si FIFA kokartlı olmak üzere 27 bayan hakemin çağrılmaması tepkileri beraberinde getirmişti. ‘Dedikodu çıkabilir’ gerekçesiyle kursa davet edilmeyen bayan hakemler tepki göstermiş ancak MHK, bu ilginç kararından geri adım atmamıştı. MHK Başkanı Oğuz Sarvan’ın bayan hakemlerin, Süper Lig ve TFF 1. Lig’de görev almadıkları için davet edilmedikleri, uygulamanın bu yıla özel olduğu şeklinde yaptığı açıklama da büyük tepki toplamıştı. Bu yıl ise MHK’nin tepkiden çekinerek kadın hakemleri seminerlere davet edeceği öğrenildi.
Arif Kızılyalın, Cumhuriyet

10 Temmuz 2009 Cuma

FACEBOOK'TA LİDER GALATASARAY

Facebook'da büyük derbi

Dünyanın en yaygın sanal sosyal aktivite sitesi Facebook'da Galatasaray ile Fenerbahçe taraftarları arasındaki büyük rekabet devam ediyor.

Facebook'a kayıtlı kullanıcıların üye olarak tuttuğu takımları üst sıraya taşığı sitede Galatasaray liderliğe yükseldi.

Dünya üzerinde birçok takım ve sporcunun hayranlarının üye olmasıyla oluşan sıralamada Galatasaray, uzun süredir bu konuda lider olan Fenerbahçe'nin bu liderliğine son verdi. Uzun bir süredir iki takım taraftarı arasında tatlı bir rekabete de sahne olan sıralamada Galatasaray taraftarları son haftalarda yaptığı atakla Fenerbahçe'yi geride bıraktı.

Facebook'da Galatasaray Kulübü'ne üye taraftar sayısı 1 milyon 364 bin 634'e ulaşırken, Fenerbahçe Kulübü'ne üye taraftar sayısı ise 1 milyon 326 bin 685'de kaldı. Fenerbahçe'den uzun süre sonra sıralamaya katılan Galatasaray taraftarları, böylelikle dünyanın sayılı internet sitelerinden Facebook'da ezeli rakiplerine şu anda yaklaşık 40 bin kişi fark attı.

Uzun süre 'Facebook'daki en büyük spor kulübü' sloganını kullanan Fenerbahçe taraftarlarının, Galatasaraylı taraftarların bu atağına nasıl cevap vereceği merak konusu oldu. Galatasaray'ın dünya çapında liderliğe oturduğu sıralamada İngiltere'nin Manchester United kulübü üçüncü, İspanya'nın Barcelona kulübü dördüncü ve İtalya'nın Juventus kulübü ise beşinci sırada bulunuyor.

EMRE ULAŞ ÇİZDİ

Emre Ulaş'ın 9 Temmuz 2009 tarihli "Cilalı Taş Devri" çizgi bant karikatürü...

GALATASARAY'DA YENİ KAPTAN ARDA


İşte G.Saray'ın yeni kaptanı
Galatasaray Futbol Şube Sorumlusu Haldun Üstünel, takımın yeni kaptanını açıkladı.

Galatasaray Kulübü Futbol Şube Sorumlusu Haldun Üstünel, takımın yeni kaptanının Arda Turan olduğunu ve genç futbolcunun yeni sezonda 10 numaralı formayı giyeceğini söyledi.

Üstünel, Sarı-kırmızılı takımın Almanya'daki kampında basın mensuplarıyla sohbet gerçekleştirdi. Üstünel, basın mensuplarıyla yaptığı sohbette, takımın yeni kaptanının Arda Turan olduğunu belirtti.

Arda'nın kaptan olmasının takımda olumlu karşılandığını vurgulayan Üstünel, "Arda, herkes tarafından çok seviliyor. Karizmatik ve iyi özellikleri olan bir futbolcu. Ayrıca herkes ile de dialoğu müthiş derecede. Futbolcularımıza da bunu açıkladığımız zaman olumlu tepkiler aldık" dedi.

Üstünel ayrıca, Arda'nın dün takım arkadaşlarıyla bir toplantı yaptığını ve toplantı sonrası arkadaşları tarafından alkışlar eşliğinde tebrik edildiğini sözlerine ekledi.

LİNCOLN'ÜN 10 NUMARALI FORMASI DA ARDA'NIN

Öte yandan Sarı-kırmızılı yönetici, Brezilyalı futbolcu Lincoln'ün 10 numaralı formasını, artık Arda'nın giyeceğini açıkladı.

Bir gazetecinin, "Lincoln'ün forması Arda'ya mı verildi? sorusu üzerine Üstünel, "O Lincoln'ün forması değil, Metin Oktay'ın formasıydı. Lincoln o formaya layık olamadı" yanıtını verdi.

FACEBOOK'UN KURULUŞ AMACI SEKS

Facebook'u grup seks için kurmuş

Facebook'u grup seks için kurmuş
Dünyanın en çok ziyaret edilen sitelerinden olan Facebook'un kuruluş öyküsü olay yaratacak.

Dünyanın en çok tıklanan internet sitelerinden Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg'in tuvalette grup seks yaptığı ve siteyi kızları bulabilmek için kurduğu kaydedildi. Sabah'ın haberine göre, ABD'de bu hafta piyasaya çıkacak olan "Kazara Milyarder Olanlar: Facebook'un Kuruluş Öyküsü" (Accidental Billionaires: The Founding of Facebook) başlıklı kitapta, Zuckerberg hakkında birçok iddia ortaya atıldı.

ÖZELLİKLE ASYALILAR
Ben Mezrich'in kaleme aldığı kitaptaki iddiaların, Zuckerberg'in internet sitesini kurma çalışmalarında kendisine yardımcı olan Harvard Üniversitesi'ndeki bir arkadaşının verdiği bilgilere dayandığı kaydediliyor. Kitaba göre Zuckerberg, yaklaşık 5 yıl önce kurduğu 'Facebook' sitesini aslında kız arkadaş bulmak için oluşturdu. 25 yaşındaki ABD'li bilgisayar programcısının, özellikle Asyalı kadınlara büyük ilgisi olduğunu iddia eden Mezrich, tuvalet kabinlerinde birçok kadınla birlikte grup seks yaptığını da öne sürdü. Sansasyon yaratması beklenen kitaba göre, Zuckerberg bir gece ünlü iç çamaşırı markası Victoria's Secret defilesine giderek bir mankenle tanıştı. Ardından da çift mekânı birlikte terk etti.

FİLME DE ÇEKİLECEK
Kitabın yayın hakkını elinde bulunduranlar, kitabın yakın sürede filme çekileceğini de kaydetti. Filmi The Curious Case of Benjamin Button ve Se7en filmlerini de yöneten ABD'li yönetmen David Fincher'ın yönetmesi bekleniyor. Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg'i ise "Transformers" filmiyle tanınan genç oyuncu Shia LaBeouf'un canlandıracağı tahmin ediliyor.

BİLGİSAYAR HASTA EDİYOR

Bilgisayar başında çalışanlar dikkat!
Bilgisayar başında çalışmak 9 binden fazla rahatsızlığa sebep oluyor...

Bilim adamları, bilgisayar başında geçirilen uzun ve sağlıksız saatlerin 9 binden fazla rahatsızlığa sebep olduğunu bildirdi.
ABD'nin Ohio eyaletindeki Nationwide Çocuk Hastanesi doktorlarının yaptığı araştırma sonucunda, 9 bin hastalıktan bir kısmının acil servislerde tedavi edildiği ortaya çıktı. Araştırma ekibinden doktor Lara B. McKenzie, başlıca rahatsızlıkların, sırt ağrıları ile bileklerde karıncalanma, uyuşma gibi belirtilerle ortaya çıkan 'karpal tüneli sendromu' olduğunu söyledi. McKenzie, zaman zaman kesikler, incinmeler, şişlikler, kırık ve çıkıklarla da karşılaşıldığını dile getirdi.

Bilim adamları, bilgisayara bağlı hastalıkların 1994 yılında sadece 1267 olduğunu, ancak geçen 15 yılda bu sayının hızla arttığına dikkat çekti. Kırıklarla karşılaşılan vakaların yüzde 50'sinin, bilgisayarı bir yerden başka bir yere taşırken gerçekleştiği kaydedildi.

Son 13 yılda sadece ABD'de, yaşları 1 ile 83 arasında değişen 75 bin kişi, bilgisayar kullanımından kaynaklanan rahatsızlıklar nedeniyle hastanelerin acil servislerinde tedavi gördü.

Bilgisayardan en fazla çocukların olumsuz etkilendiğinin altını çizen Lara B. McKenzie, küçük yaştaki kullanıcıların kendilerine göre büyük koltuklarda oturmamaları ve riskli elektrik aksamdan da uzak tutulması gerektiğini aktardı.

8 Temmuz 2009 Çarşamba

3G İLE TANIŞMAYA HAZIR OLUN

3G ile tanışmamıza 22 gün kaldı

GSM operatörleri üçüncü nesil mobil iletişim sistemleri konusunda hazırlıklarını tamamladı

Cep telefonundan hızlı ve zengin içerikli veri akışına imkan sağlayacak Üçüncü Nesil Mobil İletişim Sistemleri (3G), Türkiye'de 30 Temmuz 2009'da hizmete geçecek.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, geçen yıl Aralık ayında ihalesi yapılan ve teknik adı ''IMT-2000/UMTS'' olan 3G hizmet ve alt yapılarına ilişkin A tipi lisansı alan Turkcell, B tipi lisansı alan Vodafone ve C tipi lisansı alan Avea, teknik hazırlıklarını tamamladı.

''İmtiyaz sözleşmelerinin imzalanmasından en az 3 ay sonra 3G hizmeti sunulabileceği'' şeklindeki yasal düzenleme gereği, 30 Nisanda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile sözleşme imzalayan operatörler, bu sürenin dolacağı 30 Temmuzda 3G hizmeti sunmaya başlayacak.

Teknik hazırlıklarını tamamlayan operatörler, bu süreden önce teknik hazırlıklarını tamamlamış olsalar dahi hizmet veremeyecekleri için bu tarihte 3G'yi hizmete geçirecek.

Bu arada, Türkiye'deki GSM operatörleri, 3G test çalışmalarında, dünya çapında erişilen hızlara ulaşmayı başardı.

3G ile şu anki internet bağlantı hızının 10 katı hızda erişim mümkün olacak. Bilgisayardan bir film EDGE hızında 7,5 saatte indirilebilirken, 3G'de bu işlem, 7.2 megabyte hızla 6,5 dakikada mümkün olabilecek.



-TÜRKİYE'DE MOBİL TELEKOMÜNİKASYON SÜRECİ-



Türkiye'de mobil telekomünikasyon sektörünün ilk uygulamasını oluşturan 1G sistemleri üzerinden sadece ses hizmetleri sunulabilirken, 2G sayısal sistemlerinde daha kaliteli ses hizmetlerinin yanı sıra SMS gibi basit veri hizmetleri de verilmeye başlandı.

Türkiye, 2.5G olarak adlandırılan geçiş döneminde ise mobil şebekeler üzerinden internete erişim imkanına kavuştu. Böylece veriye dayalı hizmet türlerinde artış yaşandı.

Mobil telekomünikasyonun her nesilinde ses hizmeti sunulabilirken, 3G, daha kaliteli ses hizmetinin yanında daha hızlı ve zengin içerikli veri iletişimine imkan sağlıyor.

3G, 2 Mbps hıza ve bir sonraki teknolojiyi oluşturan HSDPA'de (High Speed Downlink Packet Access-3.5G) 14 Mbps veri iletim hızlarına teorik olarak ulaşabiliyor.

3G, bu hızlarla alışılan ''bilgiye erişim'' kavramına yeni bir boyut getirecek. Mobil ortamda görüntülü telefon hizmetleri, e-posta alıp gönderme, bankacılık hizmetleri, yüksek hızlarda internet erişimi, etkileşimli oyunlar, canlı radyo TV yayınlarına erişim gibi pek çok hizmet 3G mobil terminal cihazlarıyla rahatlıkla sağlanabilecek.

3G şebekeleri üzerinden ses hizmeti sunulacak olsa da ağırlık hızlı ve zengin içerikli veri uygulamaları olacak. Bu şebekelerin faaliyete geçmesiyle cep telefonundan internete hızlı erişimin yaygınlaşması, e-Devlet uygulamalarına önemli bir ivme kazandırması, sağlık hizmetleri, uzaktan eğitim, mobil-kütüphane, internet üzerinden bilimsel laboratuvarlara erişim, internet üzerinden dil eğitimi gibi uygulamalarla eğitime katkı sağlanması öngörülüyor.
Kaynak: Haberturk

GÜLERKEN...

SEFER SELVİ ÇİZİYOR

DİSK eski genel başkanı Kemal Türkler’in öldürülmesiyle ilgili 29 yıldır devam eden davanın duruşmasına Sanık Ünal Osmanağaoğlu “ödenek yokluğu” gerekçesiyle getirilemedi.

Sefer Selvi'nin 4 Temmuz 2009 tarihinde Evrensel gazetesinde yayınlanan karikatürü...

EMRE ULAŞ ÇİZİYOR

Emre Ulaş'ın Mizahhaber'le de paylaştığı, 3 Temmuz 2009 tarihli "CİLALI TAŞ DEVRİ" adlı çizgi bant karikatürü...

Kaynak: Mizahhaber

7 Temmuz 2009 Salı

KURTLAR VADİSİ STAR TV'DE

İşte Kurtlar Vadisi'nin yeni kanalı !

Show TV'den ayrılan Kurtlar Vadisi dizisinin yeni kanalı belli oldu..

Ekranları reyting rekortmeni dizisi Kurtlar Vadisi Show TV ile ipleri koparttı. Her bölümü olay olan dizi yeni yayın döneminde Show TV'de olamayacak.


Dizinin yapımıcısı Pana film daha önce de bir çok televizyon kanalıyla anlaştığı iddia edilen Kurtlar Vadisi'nin yeni yayın dönemiyle birlikte Star TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacağını açıkladı.

Öte yandan Kurtlar Vadisi'nin eski bölümleri de yaz boyunca Kanal 7 ekranlarında yayınlanmaya devam edecek.