ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177...

28 Kasım 2009 Cumartesi

4, 5, 6 DUBAİ BATTI!


Dış borcu 100 milyar doları bulan Dubai Emirliği, kontrol ettiği büyük holdingler Dubai World ve Nakheel için altı aylık borç erteleme istedi.

Bu talep sonrasında emirliğin ihraç ettiği borçlanma araçlarından bir kısmının notu, önde gelen derecelendirme kuruluşları tarafından "batık" seviyesine indirildi.

Bu kuruluşlardan biri, borç erteleme talebinin bir "iflas" olarak değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı. Bu iki holdingin toplam konsolide borcu 80 milyar doları buluyor. Batığın büyüklüğü ve dolaylı etkilerinin tehlikeleri nedeniyle borç erteleme talebinin piyasaların Şükran Günü ve Kurban Bayramının çakışmasıyla girdiği tatil rehavetine denk getirildiği söyleniyor.

Ölçüsüz borçlanma, büyük batış getirdi
Denize palmiye şeklinde dolgu kentler, deniz üstüne yapılan havaalanları, Burj el Arab adlı dünyanın en pahalı oteli, Burj Dubai adlı dünyanın en yüksek yapısı gibi, "ölçüsüzlük," "görgüsüzlük," "zevksizlik," "sonradan görmelik" türünden kavramların çoğunun sınırlarını zorlayan projeler, Dubai'nin 2002 sonrası büyük çıkışının sembolleri oldu. El Maktum ailesi yönetimindeki Dubai, Doğu-Batı arasındaki ön önemli geçiş noktası ve sınırsız sermaye serbestliği ilkeleriyle, başta AB mali kuruluşları olmak üzere tüm petrolcü sever dünya sermayesi tarafından ölçüsüzce fonlanmaya devam etmişti. Günde 240 bin varil civarında hampetrol üreten Dubai'nin rezervlerinin önümüzdeki yirmi yıl içinde tükenmesi bekleniyor.

Palmiye şeklindeki deniz villaları için yapılan 3,5 milyar dolarlık borçlanmanın 14 Aralık'ta geri ödenmesi bekleniyordu. Ortaya çıkan şok dalgası, Abu Dabi, Suudi Arabistan ve Katar bonoları üzerinde de etkili oldu. Daha önce Suudi Arabistan'ın iki büyük holdingi de toplam 22 milyar dolarlık borç erteleme talebinde bulunmuşlardı. Ortaya çıkan batıkların dünyanın birçok büyük banka ve finansman kuruluşunu zincirleme bir şekilde etkilemesi bekleniyor.

Ülkede son iki yıldır emlak sektörü gerilemeye devam ediyor. Özellikle içinde bulunduğumuz yıl içinde emlak fiyatlarındaki düşüş hızlanmış ve zirve seviyelere göre yüzde 60 oranını geçmişti. Ancak düşüşün hâlâ alınacak yolu olabilir. Çünkü örneğin yıl başında açılacak olan dört milyar dolarlık 818 metre yüksekliğindeki 162 katlı Burj Dubai'nin ofis alanları metrekare başına 43 bin dolardan satılmaya çalışılıyor.

AKP ne buluyor?
"Çok hukuklu, batı sermayesiyle barışık ve islamcı" yönetimin prototipi olarak gösterilen emirlik, sık sık AKP'nin önde gelenleri tarafından şehircilik, belediyecilik, hukuk gibi alanlarda örnek gösterilmişti. Ölçüsüz gayrımenkul yatırımları ve sermayeye sınırsız özgürlük modelinin Dubai'yle birlikte çökmekte olduğu düşünülüyor.

BAE'nin başbakanlığını da El Maktum ailesinin bir ferdi yürütüyor. Dubai'nin bir kısım siyasi nüfuz devri karşılığında komşu emirlik Abu Dabi tarafından kurtarılabileceği iddia ediliyor.

AKP'lilerin cenneti, emekçinin cehennemi
Nüfusu 2,5 milyona dayanan Dubai, Birleşik Arap Emirliklerinin en kalabalığı. Nüfusun sadece yüzde 17'si emirlik vatandaşlarından oluşuyor. Asya kökenli işçilerin nüfustaki oranı yüzde 70'in üzerinde. Örneğin Hintli, Pakistanlı ve Afganların nüfus içindeki toplam oranı yüzde 63. Kentte musluklardan para aktığı imajı hakimken, en az 250 bin kişinin günde 10 doların altında çalıştırıldığı biliniyor. Ortalama sekizer kişinin kaldığı bekâr odalarında temel ihtiyaçlarını gidermekten yoksun olarak yaşayan bu emekçiler, karın tokluğuna çalışarak kazandıklarını evlerine göndermeye çalışıyor ve ailelerini yıllarca göremiyorlar. 2006 yılında Burj otelinin inşaatında çalışan işçiler, ağır çalışma koşulları nedeniyle ayaklanmıştı. Kentin hapisaneleri, çalışma koşullarına isyan eden yabancı işçilerle dolu.
(soL - Ekonomi)

14 Kasım 2009 Cumartesi

OROSPULUĞUN ZERAFETİ

“Bir genç kızın yaşamın zorlukları karşısında boşluğa yuvarlanışını konu alan Zarife, toplumsal değerleri, kişisel ilişkileri sorgulayan önemli bir çağdaş roman.” Klasik hatta pek bir klasik arka kapak tanıtım yazısı, Semih Gümüş’ün kitap ile ilgili yazdığı incileri ise pas geçeceğim. “Önemli çağdaş roman” saptaması herhalde her yıl çıkan bir çok romanın arka kapağını süsleyen bir pazarlama klişesidir. Allahtan kitabın arka kapağını çok sonra okudum yoksa Deniz Kavukçuoğlu’nun bu güzelim uzun öykümsü romanından mahrum kalabilirdim.

Orospuluk, özgür irade ile yapıldığında gücü, köşeye sıkıştırılarak yaptırıldığında düşkünlüğü anlatır. Orospu, feleğin çemberinden geçmiş, görmüş geçirmiştir. Öyle şeyler yaşamıştır ki hiç bir şey şaşırıtıcı değildir artık. Orospu,isterse sizi dünkü yeni yetme gibi hissettirir, isterse yenilmez bir kral edasıyla yolcular yanından. Orospu, mutlaka bir kez aşık olmuştur hayatında ama artık aşk yasaktır ona. Orospu dişidir, erkeğine katlanmak zordur. Orospuluğun raconu vardır, meslek edinenler için birbirlerine karşı mertlik esastır.

Zarife’nin ağzından dinlediğimiz öykü ise bizi orospuluğun çeşitli yüzleriyle karşı karşıya bırakıyor. Racona ters düşenlere uzak hissederken Zarife’nin orospuluğunu seviyorsunuz. Zarife’ninki orospuluk ise işini kişiliğinin bir parçası haline getirmiş Orhan'a ne demeli diye düşünüyorsunuz. Aslında bunlardan ne çok var diye düşünüyorsunuz, hem de hergün karşınıza çıkacak kadar. Orhan’ın korkak erkekliğinin arkasına sakladığı orospuluğun başka bir adı olmalı... Zarife gözünü kaçırmadan ben seçtim orospuluğu, bedelini de ben öderim diyorsa kendi çıkarları için satmayacakları hiç bir şey olmayan küçük taklitlerinin başka bir adı olmalı... Sıradan, korkak, sinik bir kız yıllar sonra evine kendine güvenen, güçlü bir kadın olarak dönüyorsa orospuluğun gücünü küçümsememek gerekir.

Zarife adını seçerken belli ki yazar taraf tutmamızı istemiş, bu davete uyuyorum yaşasın orospuluğun zerafeti diyorum... Diğerlerinin adını da siz koyun artık!

Tunç Tatoğlu

MELEKLER KORUSUN NEYE HİZMET EDİYOR?


Melekler Korusun dizisinin "Paralı Eğitime Hayır" bölümünde öğrencilere "bir daha bu işlere bulaşmamaları" mesaj olarak veriliyor.

Dün akşam Show Tv'de yeni bölümü yayınlanan 'Melekler Korusun' dizisinde başrolde oynayan öğrenciler harç protestosuna katılıyor.

Harç protestosuna katılan öğrenciler gece evlerinden toplanarak gözaltına alınıyor. "Paralı eğitime hayır" bölümü olarak gösterilen bölümde öğrencilerin gözaltına alınması "normal" bir prosedür olarak gösteriliyor.

Gözaltına alınan karakter İpek'e arkadaşları sahip çıkmaya çalışırken "Yapmayın memur bey bu kızın eylemle, protestoyla ne işi olur baksanıza nasıl masum" benzeri ifadeler kullanıyor. Daha sonra "Bir eyleme katıldı diye nasıl alırsınız" diyen arkadaşlar da polis tarafından gözaltına alınıyor.

Kızını görmek için karakola gelen anne komisere "şimdi ne olacak hapise mi atacaksınız? Onların isyanları devlete değilki bir iki bağırıp çağırmışlar" diyor. Sabah serbest bırakılan öğrenciler için komiser aileleri sıkı sıkı tembihliyor, bu sefer serbest bıraktık ama bir dahaki sefer bu kadar kolay kurtulamazlar" diyor.

Senaryosu Eylem Canpolat ve Sema Ergenekon tarafından yazılan dizide eylem yapan öğrenciler sürekli olay çıkaran "teröristler" olarak lanse ediliyor.

Türkiye'de birçok öğrenci harç parasını ödemek için çalışmak zorunda. Oldukça yüksek olan harç paralarına karşı protesto eden öğrenciler polisin şiddetli müdahalelerine maruz kalırken bir taraftan da bu tür dizi ve programlarla birlikte kamuoyuna "asi genç", "düzen bozan", "etrafa zarar veren" kişiler şeklinde lanse ediliyor. Ve gençlere ince mesajlar veriliyor: Bu işlere bulaşmayın!
(soL - Haber Merkezi)

STAR ve KANAL 24'E YENİ PATRON




Tamince AKP iktidarı sayesinde 10 yılda 12 otel sahibi oldu.

Bir süredir Star TV ve Kanal 24'ün sahibi Ethem Sancak'la ortaklık üzerine görüştüğü bilinen Fettah Tamince sonunda medya patronluğu için imzasını attı.

Rixos oteller zincirinin sahibi turizmci Fettah Tamince Star Medya Yayıncılık, STR Medya Ajansı, Star Matbaacılık ve Dinamik Radyo TV'nin en büyük hissedarı oldu. Hisse satışı 4,5 ve 6 Kasım Ticari Sicil Kayıtları'na yansımasına rağmen künyede henüz ismi bulunmayan Tamince, künyede isminin geçmesiyle ilgili olarak "Henüz erken" dedi. Adı geçen yayın organlarında yüzde 50'nin üzerinde payı bulunan Tamince, Ethem Sancak ile bundan sonra nasıl bir yayın politikası izleyecekleri üzerine görüşme yaptıklarını belirtti.

Halıcılıktan turizm patronluğuna hızlı bir yükseliş yağan Tamince medyayı öğrenmeye çalıştığını belirtti. Tamince yaptığı açıklamada medya ve patronluk ilişkisine dair şunları söyledi: "Bana tamamen yabancı bir iş, halen öğrenmeye çalışıyorum. Ancak medya patronluğu ile otel patronluğu farklı değil. Nihayetinde bir ticaret, bir iş yapılıyor."

Star gazetesi ve Kanal 24’ün hisselerini Tamince'ye satan Ethem Sancak, medyadaki en büyük Fethullahçı girişime imza atmış oldu. Fethullah Gülen cemaatinin parlayan isimlerinden olan patron Tamince, 10 yılda 12 otel açarak kendi alanında bir rekorun sahibi. Kimi 7 yıldızlı olan bu otellerden normal koşullarda bu kadar hızlı dönüş alması mümkün olmayan Tamince’nin, cemaat paralarının aklanmasında önemli bir pozisyona sahip olduğu iddia ediliyor.

(soL - Haber Merkezi)

13 Kasım 2009 Cuma

DOMUZ GRİBİ YAYILIYOR


Domuz gribi salgınında 20 kişi daha hayatını kaybetti. Sağlık bakanlığının gün içerisinde yaptığı açıklama şöyle:

Pandemik grip nedeniyle çeşitli illerimizde 20 vatandaşımız daha maalesef hayatını kaybetmiştir. Bu vefatlarla beraber Pandemik gripten kaybedilen vatandaşlarımızın sayısı 60 olmuştur.

Halen pandemik grip sebebiyle hastanelerde yatan hasta sayısı 202’dir. Bunların 40’ının takip ve tedavisi yoğun bakımlarda sürdürülmektedir. 11 hasta solunum cihazına bağlı olarak takip edilmektedir.

Aşılama çalışmalarının başlamasından bu yana hacı adayları ve sağlık çalışanlarından (güvenlik ve temizlik hizmetlerinde çalışan sözleşmeli personel, idari işlerde çalışan personel, eczacılar, serbest çalışan diş hekimleri de dahil olmak üzere) tüm sağlık çalışanlarından toplam yaklaşık 250 bin kişi aşılanmıştır. Aşılananlar arasında hayatı tehdit edici ciddi yan etkilere rastlanmamıştır. Sağlık kuruluşlarında çalışan bazı personelin aşılama kapsamına alınmadığına dair yapılan açıklamalar ve haberler gerçeği yansıtmamaktadır.

Çok sayıda vatandaşımızın hastanede, bazı vatandaşlarımızın yoğun bakım ünitelerinde takip edilmesine ve bu hastalarımızın da bir kısmının maalesef hayatını kaybetmesine neden olan pandemik gripten korunmanın bilinen en etkili yolu aşılanmaktır.

16 Kasım 2009 Pazartesi gününden itibaren 6 ay–5 yaş arası çocuklarımızın ve tüm yaş gruplarındaki kronik hastalığı olan vatandaşlarımızın aşılanmalarına tüm illerimizde başlanacaktır.

Kamuoyuna duyurulur.


DOMUZ GRİBİNDEN KORUNMA YOLLARI

Domuz gribine bağlı ölüm sayısı giderek artıyor. Ancak bu konudaki endişeler ölüm sayısından daha da fazla artıyor. Şu sıralar televizyon, radyo ve basın organlarının çoğunda domuz gribi konuşuluyor. Çoğu kimse bu griple ilgili detayları bilmiyor ama en azından sadece endişe etmenin dışında da bu hastalıktan korunmak için yapabileceğiniz bazı şeyler var.

Düzenli, uyku!
Bu gribi kontrol edemeyeceğinizi kabul edin.
Ne sıklıkta ve nasıl yayıldığını kontrol edemezsiniz. Stres bağışıklık sisteminizi zayıflatır ve bu da grip gibi birçok hastalığa davetiye çıkartır.

Ellerinizi yıkayın!
Biriyle tokalaştığınız zaman ellerinizi yıkayın. Her hangi bir şeye temas ettiğiniz zaman ellerinizi yıkayın. Özellikle yemekten önce ve sonra ellerinizi sabunla yıkayın.

Öksüren insanlardan uzak durun.
Eğer bir hastanede veya sürekli öksüren insanların bulunduğu bir ortamda çalışıyorsanız, doktorunuzla görüşüp soğuk algınlığı ve gribe karşı bir ilaç yazmasını isteyin.

Kalabalıklarda ve uçaklarda dikkatli olun.
Toplu taşıma araçlarında dikkatli olun. Bu tür mekanlar yüksek grip riski taşır.

Bağışıklık sisteminizi güçlendirin.
Her gün en az yedi buçuk veya sekiz saat uyuyun. Her gün bir kadehten fazla alkollü içki içmeyin. Her gün multivitamin ve D-3 vitamini alın. Tuzlu olmamak kaydıyla tavuk suyu çorba için.

Çantanızda her zaman alkollü ıslak mendil taşıyın.
Sadece elleriniz mikrop taşımaz. Hanımlar, çantalarınızın da temiz olmasına özen gösterin.