ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177...

18 Ocak 2012 Çarşamba

TÜRKİYE'DEN REKTÖR PROFİLLERİ


Rektörden isyan: Kendi öğrencime 

gaz kullanacak halim yok ya

'Kendi öğrencime gaz kullanacak halim yok ya'

Hacettepe Üniversitesi yeni rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer, ‘güvenlik gerekçesi’yle gaz bombası, gaz maskesi ve kalkan alınması için ihale yapıldığını görünce bu çalışmaları iptal etti. Tuncer, bir üniversitenin güvenlik ihalesiyle gaz almasını eleştirerek şöyle dedi: “Kendi öğrencime gaz kullanacak halim yok ya.”

RadikalGazetesi'nden Umay Aktaş Salman'ın haberine göre üniversitenin yeni rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer, Uludere katliamını protesto eden öğrencilerin adını isteyen emniyete liste vermedi, bundan sonra da vermeyeceğini söylüyor. Artık eylem ve etkinlikler nedeniyle soruşturma açılmayacak. Afiş asmak, bildiri dağıtmak serbest. Ve, ‘güvenlik’ gerekçesiyle üniversiteye gaz bombası, kalkan ve maske alımı için yapılan ihale de iptal edildi.. Öğrencilerle üç buçuk saatlik bir toplantı yapan yeni rektör, her ay gençlerle buluşacak. Bu umut verici gelişmelerde rektörün inisiyatifi önemli, ama yıllardır sürdürdükleri mücadelenin payını hatırlatan öğrenciler de demokratik ortamın ‘bahşedilmiş’ olmadığını, kararların ısrarlı takipçisi olacaklarını söylüyor.

Uludere katliamının ardından üniversitede yapılan protesto sonrasında emniyet rektörlüğe bir yazı yazarak eylemci öğrencilerin görüntü ve isimlerini istedi. Bu talebi geri çeviren Rektör Prof. Dr. Murat Tuncer ise öğrenci örgütlerinden görüşme talep etti ve 6 Ocak’ta yapılan toplantıda öğrencilere, eylemlerinin demokratik bir hak olduğunu söyleyerek bundan sonra polise ‘eylemci öğrenci listesi’ verilmeyeceğini belirtti. Ayrıca üniversite konseyinde öğrencilere söz ve karar hakkı verilecek; her ayın ikinci haftası öğrencilerle toplantı yapılacaktı.

Gaz bombası ihalesini iptal etti

Bu vaatlerin bazıları hayata geçti bile. Önceden açılmış siyasi soruşturmalar iptal edildi. Yurt giriş saatleri 02.00’ye çekildi. Rektörün öğrencilerle buluşacağı toplantılardan ilki ise 14 Ocak’ta yapıldı, 100’e yakın öğrenci eleştiri ve taleplerini sıraladı. Toplantıya katılan Sosyoloji öğrencisi ve Gençler Meydana İnisiyatifi Ankara Sözcüsü Ayşen Ece Kavas yapılanların olumlu olduğunu anlatıyor: “Bunun için yıllardır soruşturmaya uğruyoruz. Kararların hayata geçmesinde de öğrenciler görev alacak. 4 öğrenci ve genel sekreterlik, kararları düzenleyip tüm okula duyuracak. Öğrencilerin süreçte görev alması kritik bir nokta. Tüm üniversitelere örnek olsun.”

Hakkında geçen yıl 6 soruşturma açılan Öğrenci Kollektifleri’nden Özgür Bozkurt, “Bu ilk adım ve olumlu. Takipçisi olacağız” diyor. Gençlik Muhalefeti’nden 3. sınıf öğrencisi Pınar Alişan ise temkinli: “Özgürlüklerin ve demokrasinin yanında bir rektör yanılsaması yaratılıyor. Afiş asma, bildiri zaten kazandığımız haklardı, bahşedilmiş gibi görünmesin.”

Hacettepe Üniversitesi’nde yeni rektörün yaptığı değişiklikler trajik bir durumu da ortaya çıkardı. Rektör Tuncer, ‘güvenlik gerekçesi’yle gaz bombası, gaz maskesi ve kalkan alınması için ihale yapıldığını görünce bu çalışmaları da iptal etti. Tuncer, bir üniversitenin güvenlik ihalesiyle gaz almasını eleştirerek şöyle dedi: “Kendi öğrencime gaz kullanacak halim yok ya.”

Murat Tuncer kimdir?
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni 1980’de bitirdi. Pediatri Anabilim Dalı’nda uzmanlığını 1984’te, Pediatrik Hematoloji uzmanlığını ise 1990’da aldı. 1987’de doçent, 1994’te profesör oldu. Uzun yıllar Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı yapan Tuncer, rektörlük seçimlerinde 507 oyla ikinci oldu. YÖK tarafından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e iletilen listede birinci sırada yer aldı ve Gül tarafından atandı.

Biber gazı talep eden tek üniversite
Rektörlük bu yıl yeni ihaleye çıkarken önceki yıla ait ihale şartnamesinde gaz bombası, kalkan ve gaz maskesi alımına rastladı. Şartnameden bunlar çıkarıldı. Geçen yıl üniversite biber gazı alımı için Ankara Valiliği’ne başvurmuş. Ankara Valiliği’nin izniyle bir üniversiteye gaz bombası, kalkan ve gaz maskesi alındı. Bu izin ise ilk kez ve sadece Hacettepe Üniversitesi’ne verilmiş.



AKP'Yİ PROTESTO ETMEK İSTEYEN ÖĞRENCİLERE REKTÖRDEN TEHDİT

0  

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bir süre önce Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Rektörlüğü'ne atanan Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli’ye ‘Hayırlı olsun’ ziyaretinde bulundu.

Prof. Dr. Pakdemirli'nin genç yaşta rektör olmasından dolayı büyük bir mutluluk yaşadığını belirten Bakan Arınç, Pakdemirli'nin başarılı olacağına inandığını, 1992 yılında kurulan üniversitenin yeni yönetimiyle bugünkünden çok daha iyi noktaya gelmesini dileğinde bulundu. Üniversitenin bütçesinin birkaç gün önce çıktığını ve 115 milyon lira civarında olduğunu kaydeden Arınç, “İhtiyaç olursa yine takviye ederiz” dedi.

CBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli ise Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı üniversitelerinde ağırlamaktan büyük şeref duyduklarını söyledi. Üniversiteyi geliştirip daha ileri bir noktaya taşımak istediklerini dile getiren Pakdemirli, “Üniversiteler yarışında öne geçmek istiyoruz” dedi.

ÖĞRENCİ YURDUNDAN PROTESTO
Bu arada ziyaret öncesinde rektörlük binası arkasındaki erkek öğrenci yurdundaki kalan Türkiye Gençlik Birliği üyesi olduklarını belirten bazı öğrenciler AK Parti hükümetini protesto etmek isteyince, Rektör Prof. Dr. Pakdemirli ile aralarında sözlü tartışma yaşandı. Grup adına Rektör Prof. Dr. Pakdemirli'ye açıklamada bulunan Türkiye Gençlik Birliği İl Başkanı Erdem Özdemir, “Siz Atatürk'ün Nutku'nun son buklesini okuyun. ‘Cumhuriyeti ilelebet muhafaza ve müdafa edecek güç gençliktir’ der. Türk gençliği devrimlerin ve cumhuriyetin bekçisidir. Size yetkiyi aldığımız yeri açıklıyoruz. Siz diyorsunuz ki, ‘Ben size bu görevi vermedim?’ Ama diyorum ki, ‘Bu görevi sizden değil, Atatürk'ten aldık” dedi.

Bunun üzerine Özdemir'e müdahale eden Rektör Pakdemirli, “Sizler Atatürk'ten görev alamazsınız. Cumhuriyeti savunacaksam ben savunurum. Ben burada rektörüm. Size kalmaz bunu savunmak. Ben, size cumhuriyeti savunmak için görev vermedim. Net bir şey söylüyorum size. Siyasi slogan atarsanız. Kimliklerinizi toplarım.

Üniversiteden atarım hepinizi. Hemen dağılıyorsunuz. Burası benim ve hepinizin üniversitesi. Burada slogan atamazsınız. Eğer atarsanız emniyet görevlileri kimliklerinizi toplayacak” diye karşılık verdi.

Rektör Pakdemirli'nin uyarısının ardından üniversiteli gençler polis ekipleri tarafından rektörlük binasının önünden uzaklaştırıldı.

4 Ocak 2012 Çarşamba

BEKİR ÇOŞKUN YAZDI: ÇAKAL



Bekir Coşkun'un kaleminden: Çakal

Usta kalem Bekir Coşkun bugün kaleme aldığı yazısında "Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'nun yönetimine getirdikleri kişi, 'Atatürkçü olmayı hakaret sayarım' dedi ya..." başladı.


İşte Bekir Coşkun'un yazısı
Çakal...

Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun yönetimine getirdikleri kişi, “Atatürkçü olmayı hakaret sayarım” dedi ya...

Demek ki görevinin bilincinde...

Atatürkçü olsa niye orada olsun?..

*

Ben şaşırmadım...

Dört yıl önce “O benim cumhurbaşkanım değil” dediğim Abdullah Gül’ün, Atatürk kültürünü, dilini ve tarihini “Atatürkçü olmayı hakaret sayan” birisine teslim etmesi çok da normal geldi bana...

İyi ki “O benim cumhurbaşkanım değil” demişim...

Ben Atatürkçüyüm çünkü...

O gün bu gündür Atatürkçüler itilip kakıldılar...

Hapishaneler bizlerle dolu...

Ölenler hücrelerde öldü...

Kalanlar hasta...

Zindanda arkadaşlarımız...

Çocukları gidip sarıldıklarında, babaları küf ve çimento kokuyor...

*

Atatürkçü olsaydı hapisteydi...

Normaldir; Atatürk’ün dil, tarih, kültür mirasını emanet ettikleri birisinin “Atatürkçü olmayı hakaret kabul ederim” demesi...

Şimdi bir Atatürk kurumunun başında oturup, Atatürkçülerden nefret etmek gibi enteresan bir görevi var...

Bu bir yıkımın...

Bir istilanın...

Bir intikamın...

Bir kinin...

Bir nefretin...

Bir yokedişin görevlisi...

*

Geri kalanı sadece çakalın hikâyesidir...

Çakal, ava çıkmış yırtıcıları izler...

Yırtıcı avının peşinden giderken, çakal saklanarak arkasındadır...

Yırtıcı avını parçalayıp yok ederken, o sinip bekler... Kanlı kavgadan geri kalacak atıklarla karnını doyurmaya bakar sadece...

Çakal...

*

Atatürkçülük; bağımsız, özgür, demokrat, saygın, çağdaş, modern, gelişmiş bir ülkenin bireyi olma idealinin adıdır...

Adam olmaktır Atatürkçülük...

Sana hakaret olur...

Sen olma...

Yakışmaz...

4 Ocak 2012
Cumhuriyet Haber Portal

2 Ocak 2012 Pazartesi

BANU AVAR YENİ YIL MESAJI



 Azim Ve Kararlılık Dolu Bir Yıl Dilerim!

Geçen yıla ‘Arap baharı’ ile girmiştik… Aralık 2010'da NATO siber savaş narası attı… Wiki sızıntılar etrafı sardı… Mısır’da din savaşları başladı... Aniden küçük bir Kuzey Afrika ülkesi Tunus, Facebook ve Twitter’la karıştırıldı... Kuzey Afrika’da 2001’den beri beklenen operasyon başladı… Küresel ŞİRKETLER Libya’da paylaşım için düğmeye bastı… Sırtlan payı için birbirlerini de boğazlayacaklardı…

Bazı safdiller tüm olanları HALK HAREKETİ olarak yaftaladı… Öyle ya, Tahrir’de HALK vardı…

Ama o halk küresel çetelerin operasyonunda FİGÜRANDI… İç dinamikle sokakları kaplamamışlardı... Nitekim şimdi Mübarek sonrası Mısır’da, Pentagon uşağı generallerce kurşuna diziliyorlar!

Küresel çetelerin ‘yumuşak güç’ aktörleri, Assange, Esma Mahfuz, Ahmed Maher, Vail Gonim gibi tetikçiler ‘iyi iş’ çıkardıkları için ödülendirildiklerinde de safdillerin pek sesi çıkmadı.

Aralık 2010 itibariyle defalarca, küresel sermayenin tıpkı 2. dünya savaşı sürecinde olduğu gibi birbirleriyle dalaştıklarını, ve ‘Fas’dan Pakistan’a, Çin’e kadar’ olan coğrafyada, orta nokta Türkiye olmak üzere kanlı bir oyuna başladıklarını yazdık. Sert eleştiriler aldık!

2011 Kan Yılıydı! Kaçın Demokrasi Geliyor adlı kitapta anlattık... Gerek Orta Asya’nın ortasında Afganistan ve Pakistan’da, gerekse Kuzey Afrika’da kanlı bir senaryo uygulandı...

Küresel elitin bir kanadı ‘demokrasi darbeleri’ ile operasyon yaparak MİLLİ DEVLETLERİN zenginliklerine el koyma yolunu denedi, diğer kanat, Libya’da olduğu gibi özel ordular ve bombalarla ‘demokrasi’ getirdi!

Tam sıra Suriye ve İran’a gelmişti ki, Rusya savaş gemilerini Doğu Akdeniz’e dizdi. İran ve Suriye füzelerini, ABD’ye ‘bekçi ve kalkan’ olmakla kalmayıp, tetikçileri barındıran, teröristlere dayanak sağlayan Türkiye’ye çevirdi. Çin, Rusya ile omuz omuza savaş tatbikatları yaptı... Dünya 2. SOĞUK SAVAŞIN ortasındaydı ve Türkiye bir kez daha 2 dünya arasında kalmıştı!

Birileri ellerini oğuşturarak, ‘Suriye düştü düşüyor!’ derken, beklenmedik oldu! Birkaç ayda düşeceği ‘müjdelenen’ Suriye etrafına bir zırh ördü ve içerde direniş kaleleri kuruldu...

Küresel çetelerin ABD kanadı, STRATFOR, RAND CORP gibi kuruluşların sitelerinde endişelerini dile getirdiler…

‘Suriye muhalefetini yeterince güçlendiremedik! Lojistik destek (silah) özel ordular için gri bölge oluşturamadık! Türkiye ve Avrupa’yı işin içine tam olarak katamadık!’ gibi açıklamalar yaptılar… İşler planlandığı gibi yürümüyordu, işgal altındaki Irak’da Maliki Suriye ve İran’a göz kırpıyordu… Rusya ve Çin açık destek veriyordu...

Tüm bunlar olurken Dolar Avrasyadan dışlanıyor, Kasım 2011’de Avrasya Birliği kurulduğu açıklanıyor, Türkiye de davet ediliyordu...

Avrupa Birliği mi? O paramparçaydı…

2010-2011 arasında en dikkat çeken gelişmelerden biri de Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerinin ardı ardına KÜRESEL ÇETE ÖDÜLLERİNE boğulmasıydı...

Millete ait tüm zenginlikler bir bir yabancı şirketlerin eline geçerken, yöneticiler, İngiltere kraliçesinden, Wilson Vakfı'na, Chatham House’dan Fransız ordusuna kadar tüm dünya derin yapılarından gelen ödüllere madalyalara garkoldu. ‘Dizbağı nişanları’ üstün hizmet ödülleri ile onurlandırıldılar! Aynı çetelere çalışan silah, medya, uyuşturucu baronları Memed’i vurdular! Siyasiler Memed’i vuran vurduranlarla masaya oturdular!

Bunları gün yüzüne çıkaranların sesleri, bastırıldı, vuruldular, kırıldılar, susturuldular, Silivri’ye tıkıldılar… Ağzını açmaya cüret edenler ağır tehdit altında nefes almaya uğraştılar, uğraşıyorlar! Ve UĞRAŞACAKLAR!

Atlantik ötesi emretti… Aralık ayında ara kapatıldı... AKP’li bakanlar "Kürtlerin ne kadar hakkı varsa hepsini vereceğiz!" diye ekranlara çıktılar…

Terör örgütü mensupları ve Batının has çocukları, gerine gerine ve sırtları İkiz yasalara ve yedi düvele dayalı, ‘Derdimiz Kürt özerk bölgesi, otonomi falan değil, bağımsız devlet olacağız!’ açıklamasını yaptılar!

Küresel medya ‘Kürt baharı!’ yazıları yazdı, ertesi gün PKK/BDP Diyarbakır’daki ‘Tahrir meydanını’ hatırlattı…

Amerikan istihbaratının Türkiye uzmanları uzun zamandır ‘yeni bir anayasa ve federasyon’ çığlıkları atmaktaydı! CIA’den Paul Henze, Türkiye’yi federasyon kalıbına sokmak için mali ve siyasi bunalımın biraz daha derinleşmesi gereğini anlatmıştı!

Yabancılar emrinde çalışan profesörler: Türk milletinin ‘bölünür’ olması gerektiğini taslaklaştırdılar… ‘Bölünmenin önünde hiçbir anayasal engel kalmamalı’, ‘Türk Yurttaşlığı Kavramı kalkmalı!’ dediler... Sözüm ona ‘muhalefet’ ‘TSK, Türkiye Cumhuriyeti'ni koruyup kollama görevinden istifa etsin!’ diye ortaya çıktı...

2011 sonunda Atlantik ötesinin emirleri net ve açıktı... Biden, Panetta ve onlarca uzman Türkiye’yi bu nedenle komşu kapısı yaptı…

Suriye’ye aktif müdahale ve İran’a ambargo derhal planlanmalı, Ermenistan kapısı açılmalı, Kıbrıs’ta istenen adımlar atılmalıydı.

2010’da Cumhurbaşkanı Gül’e Chatham House ödülü verildiğinde yapılan açıklama yukarda saydığımız listeyle birebir aynı.

Ödülün gerekçesi şöyle açıklanmıştı:

‘Irak’ta farklı mezhepler arasında arabuluculukta üstlendiği rol,

Afganistan Pakistan liderlerini bir araya getirmesi ve

Türkiye’nin Ortadoğu ile olan bölgesel işbirliğine yaptığı katkıları,

Bölünmüş Kıbrıs’ın bir bütün haline gelmesi konusunda attığı adımlar,

Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleşmesi için oynadığı rol…’

nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı küresel çetenin en üst organının ödülüne layıktı!

Türk MİLLETİ içerde YENİ ANAYASA ve FEDERASYON kıskacı ile karşı karşıya kalacaktı...

ABD istihbaratının kılavuzluğunda Türkiye, bölünmeye zemin hazırlayan adımlar atacaktı...

Duruma isyan edenler için ‘iletişim teknolojileri’ kullanılacak, eğitimli kesim, televizyondan Twitter'a kadar çeşitli araçlarla yönlendirilecek, gerisini muhalif gruplar, liderler, ABD patentli öğrenci grupları , STK’lar halledecekti. ‘Demokratikleşme’ ana slogan olacaktı.

Bu plan Suriye’de, Venezuela’da, İran’da, Kazakistan’da başarılı olamadı…

Türkiye bu saydığımız ülkeler içinde en fazla benzer deneyimlerle sarsılmış bir ülke...

O nedenle 2012 kan ve ekonomik operasyonların en fazla olacağı yıl olsa da,

her çökertme planı ÇİFT TARAFLI işler!

Ve kusura bakmasınlar ama TARİH kaosun sürekli olamayacağını ve çıkaranların aynı bataklıkta boğulacağını müjdeler!

AZİM ve KARARLILIK DOLU BİR YIL DİLİYORUM!

Banu AVAR, 31 Aralık 2011
banuavar@superonline.com