ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177...

27 Mart 2016 Pazar

SİGARAYI BIRAKMANIZA YARDIMCI OLACAK İPUÇLARI

Canınız sigara istediğinde yakmadan önce bir bardak süt ya da küçük bir fincan meyve suyu için (Portakal, Greyfurt, Vişne…). Ağız içi PH ne kadar asidik olursa nikotin isteği ve emilimi o kadar yavaş olur.

Hedeflediğiniz bırakma gününden 2 hafta önce, katran ve nikotin içeriği düşük bir markaya geçin.

Bu, sigara içme davranışınızı değiştirmenize yardımcı olacaktır.

Her bir sigaranın sadece yarısını için.

Her gün ilk sigaranızı yakmayı bir saat geciktirin.

Günün yalnızca tek ya da çift saatlerinde içme kararı alın.

Yeme alışkanlığınızı, sigarayı azaltmanıza yardımcı olacak şekilde değiştirin. Örneğin süt 
için. (çoğu kimse sütün sigarayla gitmediğini düşünür)

‘Kafanızı toplamak’ istediğinizde sigara yerine bir bardak meyve suyu için.

Kültablalarınızı boşaltmayın. Bu her gün kaç sigara içtiğinizi size hatırlatacak, izmaritlerin görüntü ve kokular hoş olmayacaktır.

İçtiğiniz her bir sigaranın farkına varın. Ters elinizi kullanarak, sigarayı farklı bir cebinize ya da her zaman koyduğunuzdan başka yerlere koyarak otomatik olarak sigaraya uzanma davranışınızı kırın.

ÇOCUĞUNUZ TERÖRDEN KORKUYORSA...

Terör olaylarının çocuklarda korkuya, kaygıya ve güven kaybına yol açabileceğine dikkat çeken uzmanlar, özellikle terör kaygısının bazı önlemlerle aşılabileceğini söyledi. İşte bu önlemlerden bazıları: Terör ve şiddet haberlerinden çocuğunuzu uzak tutun, çocuğun endişe ve korkularını ifade etmesine izin verin.
Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Polikliniğinden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Algun Tüfekçi, toplumu derinden etkileyen terör olaylarının çocuklar üzerinde pek çok olumsuzluğa neden olduğunu belirterek bu gibi olayların çocuklarda en çok güven duygusunu zedelediğini söyledi. Algun Tüfekçi, şöyle konuştu:

“Çocuğun ruhsal gelişimindeki en önemli faktörlerden birisi de ‘’güven’’ duygusudur. Çocuğun geleceğe ve yaşama dair olumlu bir bakış açısı geliştirmesinde güven duygusunun yeri tartışılamaz. Çocuk yaşadığı çevrede kendini güvende hissetmelidir. Son terör saldırıları ile ilgili haberler çocuklarda bu güven ve emniyette olma hissine zarar verebilir.
Çocuklar yaşadıkları çevrede bu gibi olayların olmasından ve sevdiklerine zarar gelmesinden, onları kaybetmekten korkarlar. Güven hissinin kaybolmasıyla her an kötü bir şey olacakmış endişesi oluşmaya başlar. Bu nedenle yetişkinler tarafından bu konuda bazı önlemler alınması yararlıdır.”

Bu önlemleri alın
Dr. Algun Tüfekçi, alınabilecek önlemleri de şöyle sıraladı:
- Terör ve şiddet içeren haberlerden çocuğunuzu mümkün olduğunca uzak tutmaya çalışın.
- Başınıza gelme ihtimali olan tehlikeler konusunda çocuğun korkularını ve endişelerini ifade etmesine izin verin.
- Çocuğun bu konudaki sorularına ayrıntılı değil genel hatları ile cevap verin.
- Bu türlü olayların nadiren olduğunu ve yaşadığınız çevrenin güvenli olduğunu belirtin.
- Onu korumak için elinizden gelen her şeyi yapacağınızı ve bu konuda aldığınız önlemleri anlatın.
- Çocuğunuzun korkusuna kulak verin, ilgi ve güven ihtiyacı artıyorsa, onu rahatlatmak için her zamankinden daha fazla ilgi ve yakınlık gösterin.
- Aile içinde birbirinize yakın durmanız rahatlatıcı, güven verici olur. Aile içindeki iletişimin güçlenmesi ve şiddet içeren konuşmalardan uzak durulması, terör ve şiddetin olumsuz etkilerine karşı çocukların ve ebeveynin ruh sağlığını korumaya yardımcı olacaktır.

Kaygı ve korkuları geçmiyorsa uzman desteği almalı
Tüm bu önlemlere rağmen eğer çocuğunuzun aklı sürekli bu konularla meşgul olursa bu konulardan bahsediyorsa, korku, endişe, ümitsizlik, karamsarlık duygularına kapılabilir. Bu gibi bir olayla karşılaşmaktan korktuğu için kendini günlük faaliyetlerden soyutlama, aşırı tedirginlik, abartılı korkular ve kaygılar oluşmaya başlamışsa çocuk ve ergen psikiyatrisi alanındaki bir uzmandan destek almanız yararlı olacaktır.” 

19 Mart 2016 Cumartesi

YAĞMURLU BİR GÜNDÜ...

15 fotoğrafla yağmurlu havalarda şehirlerin muhteşem görünümü

Dünyanın farklı şehirleri yağışlı havalarda objektiflere böyle yansıyor.
Fransız fotoğrafçı Christophe Jacrot, yağmurlu havada şehirlerin nasıl göründüğünü fotoğraflamış. Dünyayı dolaşarak farklı hava durumlarında romantik kareler yakalamaya çalışmış.
1.

2.

3.

4.

5.

6.

7.

8.

9.

10.

11.

12.

13.

14.

15.



5 Mart 2016 Cumartesi

OTOMATİK VİTES POZİSYONLARI


OTOMATİK VİTESLİ ARAÇLARDA VİTES  POZİSYONLARI AÇIKLAMALARI

( P ) : Park. Bu pozisyonda şanzıman kilitilidir. Kullanım yeri : Park halinde dururken, uzun süreli beklemelerde, aracı ilk çalıştırmalarda kullanılır.
( R ) : Geri vites. Geri gitmek için kullanılır.
( N ) : Boş. Manuel araçlarda ki vites boşta pozisyonuyla aynıdır. Duraklamalarda kullanıla bilir. Araç hareket halindeyken bu pozisyona alınmamalıdır. Yetersiz yağlamadan dolayı şanzıman hasarlanır.
( D ) : Sürüş. İleri gitmek için kullanılan vitestir. Bu pozisyonda aracın hızına göre otomatik olarak vitesler değişir.
( D4 ) : Sürüş. ( D ) pozisyonuyla aynıdır. İleri gitmek için kullanılan vitestir. Bu pozisyonda aracın hızına göre otomatik olarak vitesler değişir.
( D3 veya 3 ) : Sürüş. İleri gitmek için kullanılan vitestir. Bu pozisyonda aracın hızı max.100 km. ye kadar kullanılmalıdır. Şehiriçi kullanım bu pozisyonda olabilir.
( 1 ) : Sürüş. İleri gitmek için kullanılan vitestir. Bu pozisyonda aracın hızı max.30 km. ye kadar kullanılmalıdır. Bu km. ye kadar düşük hızlarda kullanım bu pozisyonda olabilir. Şanzımanın bu pozisyonda geri kayma kilidi vardır. Dik yokuşlarda geri kaymayı önler.
( 2 ) : Sürüş. İleri gitmek için kullanılan vitestir. Bu pozisyonda aracın hızı max.60 km. ye kadar kullanılmalıdır. Bu km. ye kadar düşük hızlarda kullanım bu pozisyonda olabilir. Şanzımanın bu pozisyonda geri kayma kilidi vardır. Dik yokuşlarda geri kaymayı önler.
( L ) : Sürüş. İleri gitmek için kullanılan vitestir. Bu pozisyonda aracın hızı max.30 km. ye kadar kullanılmalıdır. Bu km. ye kadar düşük hızlarda kullanım bu pozisyonda olabilir. Şanzımanın bu pozisyonda geri kayma kilidi vardır. Dik yokuşlarda geri kaymayı önler.
( S veya O ) : Speed, Overdirive. Hızlı kullanım veya Spor kullanım. Bu butonlar devredeyken aracın normal vites değiştirme, devir aralığı yükselir. Hızlanma ve akselerasyon artar. Yakıt sarfiyatı maksimuma çıkar.
( KAR BUTONU ) Kaymayı önleme. Aracın devirsiz kalkmasını sağlar. Karlı, buzlu, yağmurlu ve kaygan zeminde kalkış için kullanılır.

GEDİZ NEHRİ YOK OLMASIN

GEDİZ NEHRİ
Uşak'ın Gediz ilçesinde doğan ve İzmir'in Menemen ilçesinde Ege Denizi'ne kavuşan Gediz Nehri, 401 km uzunluğunda günümüzde. Önce Kütahya il sınırları içinde akan GedizUşakmerkez ilçeye bağlı Emirfakı Köyü'nün kuzeyinde Uşak topraklarına girer. Irmak, merkez ilçeninGüre Bucağı'na kadar kuzey-güney yönünde akar. Bu bucağın yakınlarında batıya döner ve Salihliilçesinin kuzeydoğusundan Gediz Ovası’na girer ve güneyden Kemalpaşa Ovası’ndan gelen Nif Çayı ile Turgutlu'dan gelen Irlamaz Çayı'nı da yedeğine alarak, Foça tepelerinin güneydoğusundan İzmir Körfezi’ne dökülür. Irmağın kaynağı olan Murat Dağı'ndan Ege Denizi'ne ulaştığı noktaya kadarki uzunluğu 401 km olup, su toplama havzası ise 17.500 km²'dir. Taşkın dönemlerinde sık sık yatak değiştiren Gediz Nehri, yaklaşık 40.000 ha’lık bir delta oluşturmuştur. Zaman içerisinde İzmir Körfezi’ndeki bazı adalar da kara ile birleşmiş ve delta ovası içerisinde kalmıştır.

Bu nehir, mitolojik çağlardan beri bölgemizin en önemli hayat kaynağı olarak, buradaki yaşamın bir sembolü, önemli bir akarsu olarak bugüne dek varlığını sürdürdü.
Gediz Nehri'nin mitolojik çağlardaki adının"azgın, öfkeli, taşkın" anlamını çağrıştıranMemaniomenos veya Mainonemos olduğunu bilmek, bu nehri anlamaya yeterli.  Şairlerin babası Homeros'un ünlü eseri İliada Destanı'nda "Maionia" diye anılan Gediz Nehri'nin buradaki anlamı ise "Kutsal Ma Nehri" veya "Kutlu Akarsu"dur. Halikarnas Balıkçısı'na göre, ondan önceki ismi Paktalosolan Gediz Nehri için, pek çok öykü ve hikayeler de anlatılır. Gediz NehriBelkıs Efsanesi'nde olduğu gibi de efsanelere bile konu olmuştur. 
Yunanlıların tarihte Ermos adını verdikleri bu nehire, Romalılar latin yazımına uydurarak Hermosdemişlerdir. Perslerin Serabad dediği, o zamanki halk dilinde ise Sarabad'a dönüşen bu nehir, günümüzde ise çıktığı yere göre Gediz olarak adlandırılmış.  Zaman zaman taşması nedeniyle"Cadı Gediz" adı da takılan Gediz'e, yöremizde ise bu nedenden dolayı çamurlu suyu ve toprağı dolayısıyla köylüler tarafından "Sarıkız" da denmiştir.

Yerleşik yaşama geçiş, insanların hayvancılıktan tarıma yönelmesiyle birlikte başlar. Yerleşik yaşama geçerek tarıma yönelen topluluklar için bu nedenle yerleşilen bölgelerin yeşil ve sulak alan olması bu seçimde öncelikli tercih oldu. Yüzyıllar öncesinde atalarımızın bu topraklara gelip yerleşmesindeki sır da, toprağın bereketidir. Tüm Türkiye'nin en verimli topraklarını barındıran Ege Bölgesi, ama özelikle de Gediz Havzası, dünyanın da 1. sınıf tarım arazileri arasındadır. Gediz havzası, dünyanın 7 tarım cennetinden biri olarak bilinir. Bu bölge toprağının bereketi, bire bin veren cömertliği ile üreticinin her zaman yüzünü güldürmüş, verimliliği ile de çağları doyurmuştur.
Yalnızca tarımda değil, sanayide de bir hammedde olarak kullanılan, çok yönlü bereketi olan bir hazine gibidir bu yöre toprağı. Bölgemizin toprağının bereketi anlatmakla bitirilemez. Ama bu bereketin sırrını merak edip araştırdığımızda, alacağımız yanıt: GEDİZ NEHRİ'dir. Bol ve bereketli suyuyla tüm Ege'nin en önemli hayat kaynağı olarak çağlardır toprakları besleyen, bulunduğu havzayı sadece ülkemizin değil, dünyanın en verimli toprakları ve 1. sınıf tarım arazileri arasına sokan Gediz Nehri...
 
Bu nehrin çağlardır sulayarak, adeta yeşili cömertçe sunarak yeşillendirdiği Gediz Ovası da, verimi ve bereketi ile dünyada isim yapan bir yer haline gelmiştir.

Gediz Ovası, ortalama 1 milyon 800 bin hektarlık alanıyla yalnız Ege Bölgesi'nin değil, Türkiye'nin ekonomisi açısından da çok önemli bir bölge. Ekonomik değer, tarım ürünlerinin yanı sıra, havzada bulunan irili ufaklı sanayi kuruluşlarından da sağlanıyor. Ama tarım ürünlerinin ekonomideki ağırlığı, ihracat boyutu da göz önüne alındığında, hiç de azımsanmayacak ölçü ve düzeyde. 

Üzüm diyarı
 olarak da bilinen Gediz Ovası'nın bu bereketi sayesinde, Türkiye dünyada her zaman çekirdeksiz kuru üzüm üretiminde birinci sırada yer almıştır. Gediz Ovası yalnızca yakın tarihte değil, mitolojik çağlardan bu yana hep bir üzüm diyarı veya üzümün merkezi olmuş ve hep öyle bilinmiştir. Örneğin Romalılar döneminde, Gediz Ovası "şarap merkezi" olarak bilinir.

Gediz Havzası'nın birinci kalite tarım toprağı olduğu düşünülürse, bölgenin önemi Ege ve Türkiyeekonomisi bakımından bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu özellikleriyle dünyada da az bulunur kalitede bir tarım bölgesidir Gediz Ovası.
Peki bugün Gediz Nehri ne halde?
Gediz Nehri günümüzde can çekişiyor artık!
Bir türlü çevreci bir toplum olmayışımız, cahil ve duyarsız insan faktörümüz ve de korkunç bir şekildeki çarpık sanayileşme anlayışımız yüzünden.

2 Mart 2016 Çarşamba

TÜRKİYE ÇÖLLEŞİYOR

NASA'nın bulguları Türkiye’de 900 yılın en kötü kuraklığına işaret ediyor

NASA'nın yeni bilimsel araştırmasının bulguları, 1998 yılında başlayan kuraklığın Kıbrıs, İsrail, Ürdün, Lübnan, Filistin, Suriye ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu Doğu Akdeniz ülkelerinde son 900 yılda yaşanan kuraklığın en kötüsü olduğunu ortaya koydu.

Bilim insanları Akdeniz'deki bölgedeki iklim değişikliklerini ve suların değişimini anlayabilmek için ağaçların gövdesindeki halkaları analiz etti. İnce ağaç halkaları susuz yılları işaret ederken, kalın halkalar ise verimli yılları gösteriyordu.

NASA'daki bilim insanlarının hazırladığı yer altı sularının miktarını gösteren kuraklık haritasındaki 2012 yılının verilerine ait koyu kahverengi işaretli alanlar 2002-2015 arasında ortalama olarak santimetre kare başına suyun en fazla azaldığı yani en kurak bölgeleri gösteriyor. Veriler NASA Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü GRACE (Gravity Recovery and Climate Experiment) ve Alman Uzay Ajansı ortak çalışmasıyla elde edildi.

Kurak yılların tespiti için ağaç-halka tekniğini kullanılırken, bir çeşit bölgenin parmak izi de denilebilecek haritada, coğrafi dağılım hazırlanırken, Akdeniz'de doğal iklim koşullarının getirdiği kuraklık ve insan etkisinin neden olduğu küresel ısınma arasındaki farklılıklar da ortaya konuldu. Bu araştırma modeli aynı zamanda gelecekte iklim değişikliklerini öngörebilen bilgisayar simülasyonlarında da model oluşturacak.

NASA, Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü ve Kolombiya Üniversitesi'nde görevli iklim bilimci, araştırma takımının lideri Ben Cook, "İklim değişikliğinde insan faktörünün büyüklüğü ve önemi, doğal iklim değişikliği tam ve kapsamlı olarak anlamamız gerektiğini bize kanıtladı" diyerek, bozulmada insan faktörünün önemine dikkat çekti.

"Son yıllarda doğal değişkenlerin ortalamasındaki anomalilere (olağan durumdaki anormal değişiklikler) baktığımızda, bunun insan faktörü kaynaklı iklim değişikliğinin neden olduğunu söyleyebiliriz” diyen Cook ve ekibi, Eski Dünya Kuraklık Atlası'na bakarak Afrika, Yunanistan, Lübnan, Ürdün, Suriye ve Türkiye'de kuraklığın ne sıklıkla ve ne şiddette değiştiğini kuru ve yaş ağaç halkalarına bakarak analiz etti.
Aynı zamanda İspanya, Fransa'nın güneyi, İtalya'daki kuraklığın ne şekilde seyrettiği konusunda geçtiğimiz bin yılın verilerini bu verilerle birleştirdi. Analizlerde 1100 ve 2012 yılları arasında ağaç halkalarının analizlerinden faydalanılarak hazırlanan tarihi dokümanlar incelendi.

Cook'a göre 1998-2012 yılları arasında Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz kuraklığı, son 500 yılın kuraklık ortalamasından yüzde 50 daha şiddetli ve kurak geçti. Etkileri devam eden günümüz kuraklığı ise son 900 yılın en kuru döneminden yüzde 10 ila 20 oranıyla, daha kötü durumda.

Araştırma sadece zaman içerisindeki değil bölgedeki coğrafi kaynakları değişiklikleri de gösteriyor. Yani Akdeniz’deki kuraklığın zaman içindeki oluşumu aynı zamanda batı için de veri oluşturuyor. Araştırma sonuçları, Amerikan Jeofizik Birliği’nin ‘Geophysical Research-Atmospheres’ dergisinde yayınlanacak.

Arizona Üniversitesi’nden Kevin Anchukaitis “Hem modern toplulukları ve antik toplumların ikisi için de şu anlama geliyor eğer bir bölge kuraklıktan etkileniyorsa, şartlar Akdeniz çanağı boyunca görülme eğiliminde. Bir bölgenin diğerinden daha iyi durumda olduğu bulgulara güvenmek mutlak olarak mümkün değil, dolayısıyla su kaynakları ve gıda sistemleri üzerinde büyük ölçekli bir bozulma potansiyelinin yanı sıra bir çelişki de mevcut”

Buna ek olarak Akdeniz’in Kuzey kısmında yer alan ülkelerin Yunanistan İtalya, Fransa ve İspanya kıyıları, Kuzey Afrika’da kuraklık durumunun iyileşmesine nazaran, daha fazla kuraklık gösterme eğiliminde. Bu da araştırmada iklim koşullarının önemini gösteriyor.