ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177... ALO ORMAN YANGINI: 177...

16 Ağustos 2017 Çarşamba

SİGARAYI BIRAKIN KANSER RİSKİNİ AZALTIN

Genetik miras olarak alınan hasarlı DNA'ların oluşturduğu kanserlerin oranı tüm kanserler içinde küçük bir bölüm oluştururken, başta sigaranın bırakılması olmak üzere yaşam değişiklikleriyle kanserden korunmak mümkün oluyor.

Medicana International Ankara Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tek, 17 Kasım Dünya Akciğer Kanseri Günü nedeniyle yaptığı  açıklamada kansere bağlı ölümlerin en sık nedeni olan akciğer kanserinde sigara kullanımıyla çok sıkı bir ilişki olduğunu hatırlatarak, hastalığın tipik bulgusu olmayıp şikayetlerin çoğunlukla sigara kullanımına bağlanarak ihmal edildiğini belirtti. Hastalığın erken evre tanısının yüzde 25'i geçmediğine işaret eden Dr. Tek, "Genellikle ve ne yazık ki hastalar bize lokal ileri ve ileri evrede başvurmakta" dedi.

Prof. Dr. İbrahim Tek, "Akciğer kanserinin tipik bir bulgusu yoktur. Genelde ileri dönemlerde kanlı balgam, kan tükürme, öksürük gibi şikayetlerle doktora başvurulur. Bunun dışında açıklanamayan kilo kaybı, ateş gibi genel bulgular dışında eğer metastaz varsa etkilediği organa özgü şikayetler olabilir. Örneğin beyin metastazında baş ağrısı, denge kaybı, nöbet geçirme; kemik metastazında kemik ağrısı, kendiliğinden kemikte kırılma gibi" ifadesini kullandı.

 

“Yeni ilaçlar sağ kalım oranını artırabiliyor”


Akciğer kanserinin türüne göre tedavide kemoterapi, cerrahi ve radyoterapi uygulamalarının tercih edildiğine işaret eden Tek, çoğunlukla ileri evrede teşhis konan bu kanserin öncelikli tedavisi olan kemoterapinin ise yan etkilerinden dolayı hastalarca zorlukla tolere edilebildiğini aktardı. Prof. Dr. Tek, şöyle devam etti:

"Onkolojik alandaki ilerlemelere bağlı olarak son birkaç yılda küçük hücre dışı akciğer kanserinde tedavi alanındaki yeni ilaçlar sağ kalım oranlarını arttırmaktadır ve yan etkileri kemoterapiye göre daha azdır. Bu tedavilerdeki en büyük sorun ilaç maliyetidir. Kemoterapi tedavilerine göre maliyetleri daha yüksektir. Tedavinin devam edeceği süre belirsiz olup, hastaya göre karar verilir. Tedavinin başlarında bağışıklık sistemi aktive olduğu için hastalık bölgeleri büyümüş, hastalıkta artış varmış gibi görülebilir. Hastanın genel durumu iyiyse tedaviye genellikle devam edilmektedir. Tedavinin devamında bu durum genellikle normale döner."

Tek, kanserden korunmanın tedavi olmaktan daha kolay, rahat ve ekonomik olduğuna işaret ederek, "Sigara içmek bu hastalığın en büyük sebebidir. Sigarayı hayatımızdan çıkarırsak daha sağlıklı günlerin bizi bekleme ihtimali yüksektir" dedi.

“İçilen 15 sigara bile kansere dönüşebilir”


"Genetik miras olarak bize geçen hasarlı DNA'ların oluşturduğu kanserlerin oranı, tüm kanserler içinde küçük bir bölümü oluşturmakta" diyen Medicana International Ankara Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Kaan Oysul ise, şunları kaydetti:

"Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre sigara içenlerin sayısı artmaya devam ederse sigara 21. yüzyılda 1 milyar ölümden sorumlu olabilecek. Her sigara DNA'ya zarar verir, fakat çalışmalar içilen 15 sigaranın kanserli hücreye dönüşebilecek kadar yoğun hasara yol açtığını göstermiştir. DNA hasarının kansere dönüşmesi 10 ila 20 yıl alır. Bedenimiz bir miktar hasara dayanabilir fakat hasar miktarının artması vücudun sınırını da aşar ve kanser ortaya çıkar. Tedavi imkanı az olan ve ülkemizdeki kanser ölümlerinin başında gelen akciğer kanserlerinin 5'te 4'ünden sorumludur. Akciğer kanserinin yanı sıra en az 13 farklı kansere daha neden olduğu çalışmalarda gösterilmiştir. Bu nedenle yol yakınken sigarayı bırakmak sizi kanserden kurtarabilir. Sigarayı bırakmak için önce karar verin, daha sonra hekiminize danışın."
Kaynak: mynet

15 Ağustos 2017 Salı

TENİSÇİ DİRSEĞİ NEDİR, NASIL TEDAVİ EDİLİR


Tenisçi dirseği nedir?



Dirseğin dış kısmındaki lateral epikondil adı verilen kemiğe yapışan tendonların dejenerasyonu sonucu oluşan ağrıya tenisçi dirseği denir. İlk olarak tenis oynayanlarda tanımlanan bir hastalık olduğu için tenisçi dirseği ismini almıştır.



Hangi sıklıkta görülüyor?

35 yaş üstü tenisçilerin %50' si, 50 yaş üstü tenisçilerin ise %60'ı spor yaşantılarının bir döneminde bu sorunla karşılaşmaktadır. Profesyonel sporcularla karşılaştırıldığında amatör oyuncularda görülme sıklığı ile oyun süresi arasında direkt bir ilişki vardır. Son yıllarda görülme sıklığında artış vardır

tenisci dirseyi

Kimler Risk Altında?

Daha çok mesleki olarak uzun süre bilgisayar kullanmak zorunda olan kişilerede üst ekstremite kas iskelet hastalıkları, dolayısı ile tenisçi dirseği görülme sıklığı artmaktadır.  (Aydeniz A ve arkadaşlarının 2008 yılında yaptıkları çalışma “Turkish Journal of Medical Sciences” dergisinde yayınlandı). Karşılaşma sıklığı açısından 40-50 'li yaşlar için kadın-erkek farkı yoktur.



Tenisçi Dirseği Nasıl Ortaya Çıkıyor?

Tenisçi dirseği çoğunlukla aktivite sonrasında dirseğin dış kısmından başlayıp ön kola yayılan künt ağrı ile ortaya çıkar. Lateral epikondil adı verilen dirsek dış kenarındaki kemiğe yapışan tendonlar üzerinde mikro yırtıklar ile başladığı bilinmektedir. Bu mikro yırtıklar zaman içerisinde düşük şiddetdeki travmaların sık tekrarlanması sonucunda ortaya çıkmaktadır.

tenisci dirseyi



Hangi Hareketler Buna Neden Oluyor?

Özellikle yumruk sıkılı iken bileğin dışa doğru dirençli olarak çevrildiği hareketler ile ortaya çıkar; Erkeklerde tornavida kullanmak bayanlarda ise elbezi sıkma hareketleri ile en fazla görülür. Son yıllarda bilgisayar kullanımının yaygınlaşması ile uzun süreli klavye veya mouse kullanan kişilerde daha sık görülmektedir. Kısa sürede çok fazla kişi ile tokalaşmak bile tenisçi dirseğine neden olabilmektedir.

 Özellikle hastalar diş ağrısına benzer sabit ve sürekli künt ağrıdan şikayet ederler. Sürekli ağrı hayat kalitesini düşürüp kişiyi mutsuzluğa işinde verimsizliğe sürüklemektedir.

Nasıl Tanı Konuluyor?

Genellikle muayene ile tanı konulur; dirsek dış çıkıntı kemiğinin 5 mm kadar alt kısmına baskı uygulandığında ağrı ortaya çıkması spesifiktir. El bileğinin yukarı doğru kaldırılmasına karşı kuvvet uygulandığında dirsek dış kemiği civarında ağrı ortaya çıkar, ayrıca ön kolu dirence karşı dışa çevirmekte ağrıyı artırır. Bazen dirsek eklemini ilgilendiren başka hastalıklardan ayırmak için  röntgen- MR gibi radyolojik görüntüleme yöntemlerine baş vurulur. Özellikle dirsek eklemine yakın bulunan “Posterior interosöz” sinir olarak isimlendirilen sinir sıkışması tenisçi dirseği ile karışabilmektedir. Detaylı muayene ile ayırıcı tanı yapılabilir. Tenisçi dirseği ve sinir sıkışması %5 hastada birlikte bulunabilir

tesnisci dirseyi

Tenisçi Dirseğinden Korunmak Nasıl Korunulur?

Tenisçi dirseğinden korunmak için özellikle sık tekrarlanan hareketlerden kaçınmak en önemli çözüm yoludur. Geçmişte ev hanımlarının temizlik sonrasında uzun süre ara vermeden bez sıkmaları, erkeklerin uzun süre tornavida kullanması en önemli nedenler arasında yer alırken; günümüzde uzun süreli mouse kullanılması ve bu mouse’un çok sıkı kavranarak tutulması en önemli nedenlerden biri halini almıştır, ayrıca tenis sporuna olan ilginin her geçen gün artması sonucu amatör sporcuların uzun sure uygun olmayan raket ile vuruş yapılaması günümüzde en önemli nedenler arasında yer almaktadır.

Korunmak için özellikle Mouse kullanımı sırasında ; 1- Mouse un çok sıkı tutulmaması, 2-

Küçük Mouse kullanımından kaçınılması, hatta avuç içini dolduracak büyüklükte Mouse kullanılması, 3- Yapılan işe belirli periyotlar halinde ara verilmesi.

Amatör sporcularda: 1- Kolay kavranabilen , 2-Çok sert olmayan kaliteli raketlerin kullanılması tenisçi dirseğine yakalanma sıklığını azaltmaktadır.

Nasıl Tedavi Ediliyor?

Tenisçi dirseği %95 oranında ameliyat dışı yöntemler ile tedavi edilebilmektedir.

Ağrılar yeni başlamış ise; ilaç- buz ve istirahat tedavisi oldukça başarılıdır. Eğer bu yöntemler ile tedavi sağlanamaz ise özel dirseklik kullanımı- Atelleme yöntemleri- Fizik Tedavi uygulamalar(ESWT, masaj, ultrason vb.) veya enjeksiyon yöntemlerinden birisi ve birkaçı birlikte kullanılabilir. En az 6-8 ay süren tedavi sonrasında hastaların %5-10 u bu tedavi yöntemlerinden fayda görmediği için ameliyat edilmektedir. İlaç ve istirahat tedavisinden fayda görmeyen hastalara enjeksiyon tedavisi uygulanmaktadır. Enjeksiyon tedavisinde 2 yöntem ön plana çıkmaktadır. Birincisi steroid(kortizon)  enjeksiyonu yapmaktır. Bu yöntem çok uzun yıllardır kullanılmaktadır. Bu yöntemin başarı oranı %40-60 aralığındadır. Bu yöntem aynı dirseğe 1-3 kez denenmektedir. İkinci enjeksiyon yöntemi ise PRP enjeksiyonudur.

tenisci dirseyi

PRP Nedir?



PRP İngilizce kökenli Platelet Rich Plasma (zenginleştirilmiş plazma) kelimelerinin baş harflerinden oluşur. PRP kişinin kendisinden alınan kandan elde edilen iyileştirici faktörlerin yoğun olarak bulunduğu sıvıdır.

PRP poliklinik şartlarında hastadan kan alınması ile başlar. Kullanılan cihaza göre 8 cc ile 30 cc arasında kan alınır. Bu kan özel steril kaplara konularak , özel cihazlarda santirfüj edilir. Bu aşamada bu kanın içerisine hiçbir katkı maddesi veya ilaç konulmaz. Cihaz tarafından kan ayrıştırılarak iyileştirici faktörlerin yoğun olarak bulunduğu kısım ayrıştırılır.

tenisci dirseyi

Bu sıvı problemli alana enjekte edilir. Bu yöntem 2 veya 3 kez aynı şekilde tekrarlandıktan sonra maksimum başarı elde edilir.

PRP nin en önemli avantajı; kişinin kendi kanı olması nedeni ile herhangi bir yabancı kimyasal içermemesi ve diğer yöntemlere göre başarı oranının daha yüksek olmasıdır.

PRP nin dezavantajı ise; hastaların %50 sinde işlem sonrasında oluşan ve 3 gün süren ve enjeksiyona bağlı ağrıdır.

PRP enjeksiyonunun başarı oranı % 60-80 aralığındadır.

Tenisçi dirseği tedavisinde hiçbir yöntemin %100 başarı şansı yoktur. Cerrahi tedavi uygulanan hastalarda bile %2-5 arasında değişen oranlarda ağrının geçmeme ihtimali vardır.


Kaynak: Prof. Dr. Özgür Çetik

5 Ağustos 2017 Cumartesi

BU BESİNLERİ TÜKETİN, GÖBEĞİNİZİ ERİTİN!


  • Daha fit ve güzel görünmek için karın bölgesinde biriken yağlardan kurtulmak ve düz bir göbeğe sahip olmak isteyenler için uzmanların önerdiği bazı besinler var. 
  • 1- Yoğurt
  • 2 - Kefir
  • 3- Kinoa
  • 4- Yeşil çay
  • 5- Yaban mersini
  • 6- Yulaf
  • 7- Chia tohumu
  • 8- Yağlı tohumlar
  • 9- Kompleks karbonhidratlar
  • 10- Zeytinyağı
  • “CHİA TOHUMU TOK TUTUYOR”
    Yüksek miktarda beta-glukan lifi ve iyi bir bitkisel protein içeriği sayesinde kahvaltıda tüketilecek yulafın, aynı zamanda uzun süre tok ve zinde kalmaya yardımcı olduğunu belirten Ceylan,”Kuru meyveler ile tatlandırıp süt ile tüketebilirsiniz. Pek çok kişinin ismini duymadığı chia tohumu ise, sütten daha fazla kalsiyum, somondan daha fazla omega 3, yeşil çaydan daha fazla antioksidan içeren nane ailesinden bir bitkinin tohumu. Tok tutma özelliğine de sahip. Günlük beslenmenin bir parçası haline getirerek günde bir iki yemek kaşığı kullanabilirsiniz” diyor.
  • BİR DİLİM ÇİKOLATALI PASTAYI YAKMAK İÇİN 2,5 SAAT HAREKET ETMELİSİNİZ!
    “Diyet yaparken canınız çok çekip de karşı koyamadığınız bazı besinler, yüksek kalorileri ile sonradan siz kilo olarak geri dönebiliyor” diyen Diyetisyen Ceylan, bu noktada, alınan kalorileri yakmak için bazı püf noktalarının imdada yetişebildiğini belirterek önerilerini şu şekilde sıralıyor:

    1 dilim çikolatalı pasta: Tüm kararlılığınıza rağmen 1 dilim çikolatalı pastaya hayır diyemediniz mi? 70 gramlık bir dilim çikolatalı pasta yaklaşık 275 kalori. O pastanın kalorisinin size kilo olarak dönüşünü engellemek için ortalama 2 buçuk saat aktif bir şekilde hareket etmek gerekiyor.
  • Baklava: 40 gramlık bir dilim baklavayı tüketmenin faturası 240 kalori. Onu yakabilmek için 1 buçuk saat durmaksızın dans etmek gerekiyor.
  • Sucuklu yumurta: Pazar kahvaltısında sucuklu yumurtaya karşı koyamadınız ve 150 gramlık 1 porsiyon kızarmış sucuklu yumurta yediniz. Tam 363 kalori almış oluyorsunuz. Bu kalori için 1,5- 2 saat arası yüzmeniz gerekiyor.
  • Sütlü kahve: 1 fincan normal yağlı süt ile şekerli sütlü kahve içtiğinizde 150-160 kalori almış oluyorsunuz. Onu yakabilmek için 45 dakika tempolu yürümelisiniz. Yoksa her gün tükettiğiniz bir fincan kahve, size kilo olarak geri dönecektir.

KADIN CİNAYETLERİ HIZ KESMİYOR

 3.8.2017
15 yıllık AKP İktidarları döneminde kadınların yaşam tarzına yönelik saldırıların artması ülke genelinde büyük tepki topladı. Devlet bu duruma sessiz kalırken, kadınlar "artık yeter" dedi, İstanbul'da binlerce kadın "kıyafetime karışma" diye yürüyüş gerçekleştirdi.
Kadın cinayetlerindeki vahşet artıyor. Her ay gittikçe artan şüpheli ölümlerle karşılaşıyoruz. Kadınlar şort giydiği, açık giydiği bahanesiyle saldırıya uğruyorlar.  Kadınların yaşam tarzına yönelik saldırılar artması ülke genelinde büyük tepki toplarken, devlet bu duruma sessiz kaldı. Temmuz ayında öldürülen kadınların 5’i yabancı uyrukluyken, kadın cinayetlerindeki vahşetin bir başka boyutunu da özellikle mültecilerde görmeye başladık, Emani kaçırıldı, tecavüz edildi, işkence edilerek çocuğuyla beraber öldürüldü. Bu ay kadın cinayetinin en çok yaşandığı iller: İstanbul, Kayseri ve Şanlıurfa’da 3 kadın, Adana, Çorum ve Manisa’da 2 kadın öldürüldü.

Kadınlar yaşam tarzından dolayı saldırıya uğruyor, halk sahip çıkıyor
Kadınların yaşam tarzına yönelik saldırıların artması ülke genelinde büyük tepki topladı. Devlet bu duruma sessiz kalırken, kadınlar “artık yeter” dedi, İstanbul’da binlerce kadın “kıyafetime karışma” diye yürüyüş gerçekleştirdi.
Temmuz ayında 8 kadın şort giydiği, açık giyindiği, sigara içtiği bahanesiyle saldırıya uğradı. İstanbul’da Sultan Taşar ekmek aldığı fırından çıkarken taksici tarafından ‘O şortla ekmek almaya gelmişsin. O ekmek sana haram. Boğazından geçen her şey sana haram, O babana söyle sana nasıl giyineceğini anlatsın’ şeklinde sözlü saldırıya uğrarken; İzmir Bornova'da da benzer şekilde yurda dönen bir kadın yurt çalışanı tarafından  "Şort giyersen nerede olursan ol tacize uğrarsın" sözlü saldırıya uğradı.
Antalya'da Başaran T. yolda sigara içtiği gerekçesiyle Eda Kayaş’a küfür etti, kendisine tepki gösteren ablası Esin Yıldırım’ı yumrukladı, Yıldırım’ın kızı Dilay Özel’in ise boynunda sigara söndürdü. Saldırgan tutuksuz yargılanıyor.
İstanbul’da nişanlısı şort giydi diye genç kadına saldırdılar. Nişanlısının şort giymesiyle “mahallenin edebini bozduğunu” söyleyerek B. D.’yi döven 4 saldırgan, kızlarına yardıma koşan anne ve babayı da hastanelik etti.
Trabzon'da şort giydiği için kadını sözle taciz eden ve vurmaya kalkışan saldırgana vatandaşlar ve esnaf müdahale etti. Olaya tanık olan vatandaşlar "Herkes haddini bilecek" dedi.
Yine İstanbul’da Maçka parkında Çağla Köse, açık giyindiği bahanesiyle güvenlik görevlisi tarafından parktan atılmak istendi, orada bulunan halk tepki gösterdi, hemen ardından kadınlar “kıyafetime karışma” diyerek Çağlaya yalnız bırakmadılar, güvenlik hakkında suç duyurusunda bulundular. Çağla’ya saldırmaya çalışan güvenlik görevlisi görevinden alındı. 
23 kadına cinsel şiddet uygulandı
Basında yer alan haberlerden edindiğimiz bilgilere göre Temmuz ayında cinsel şiddet uygulanan 22 kadından biri engelli. Tekirdağ'ın Şarköy ilçesinde zihinsel engelli 17 yaşındaki N.Ö.'ye cinsel istismarda bulunmaktan 53 yaşındaki Mustafa G. ile istismara göz yumduğu iddia edilen genç kızın babası 43 yaşındaki S.Ö. tutuklandıktan sonra, ailenin 4 çocuğu devlet tarafından koruma altına alındı. Kadınlar en çok kamu alanlarında, toplu taşıma araçlarında cinsel şiddete maruz kalıyorlar. Bu ay 11 kadın sokakta, otobüste, parkta tacize uğradı. Yabancı uyruklu bir kadında 3 kişi tarafından taciz edildi.   
Resmi nikahın müftülerce kıyılabilmesi laikliğe aykırıdır
Meclis’e sunulan Nüfus Hizmetleri Kanun Tasarısı ile Resmi nikâhın müftülerce kıyılabilmesinin önünün açılmaya çalışılması, çocuk yaşta evliliklerin artmasına, çocukların yaşarken hayatlarının ellerinden alınmasına neden olacaktır. Türkiye’de çocuk istismarlarının büyük çoğunluğunun dini nikâh kisvesi altında yapıldığı düşünüldüğünde bu tasarının nasıl bir gaflet olduğu daha rahat görülecektir. Nitekim öyle de oldu. Temmuz ayında Kahramanmaraş’ta 4 ay önce dini nikahla evlenen 16 yaşındaki T.E.  tabanca ile dini nikahlı kocasına ateş ederek öldürdü.  Müftüleri içinde barındıran Diyanet İşleri din ve devlet işlerini ayrı ele almak üzere, ayrıca oluşturulmuş bir yapıdır. Bu yüzden müftülere nikah kıyma yetkisi verilmesi ile devlet işlerine karışır hale laiklik ilkesinin göz göre göre ihlal edilmesidir. 
27 çocuk istismara uğradı
Basında yer alan haberlerden edindiğimiz bilgilere göre 27 çocuğun 6’sı Kuran kurslarında istismara uğradı. Okulların tatil olduğu yaz aylarında kuran kursuna gelen çocuklar istismara uğruyorlar. Temmuz ayında Aydın’da yaşları 6 ile 11 yaşındaki 4 çocuk, Konya’da 11 yaşında 1 kız çocuğu, Ağrı’da 9 yaşındaki bir çocuğun Kur’an Kursu hocaları, imam tarafından cinsel istismarına maruz kaldığı öğrenildi.  Çocuk istismarcılarının bazıları ise resmen korunuyor. Mardin’den Diyarbakır Bismil ilçesine annesiyle mevsimlik işçi olarak çalışmaya gelen 12 yaşlarında olduğu tahmin edilen bir kız çocuğu, İrfan Uçar (35) adlı erkeğin cinsel istismarına maruz bırakıldığı öğrenildi. Uçar aynı zamanda çocuğun annesini ve kendi babasını da öldürdüğü ortaya çıktı İki cinayet ve çok sayıda cinsel saldırının faili serbest bırakıldı. Bu ay otizmli bir çocuk 54 yaşında M.G. tarafından istismara uğradı, istismara şahit olan ailesinin şikayeti üzerine ifadesi alınan M.G. serbest bırakıldı.  
2 kadın yaşam mücadelesi veriyor
Samsun’da emekli astsubay T.U.evlerinde 9 yıllık eşi olan 2 çocuk annesi karısı M.U.'yu sağ kulağının arkasından bıçakla yaraladı. Kanlar içinde kalan M.U., Hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
Adana’da Faysal Mahmut kendisini aldattığını iddia ettiği dini nikahlı eşi Nurcan Gül’ü 3 yerinden bıçaklayarak ağır yaraladı. Kendi hayatına karar vermek isteyen Nurcan kaldırıldığı hastanede yaşam mücadelesi veriyor. 
Şüpheli ölümler artıyor
Kadın cinayetlerindeki vahşet artıyor. Her ay gittikçe artan şüpheli ölümlerle karşılaşıyoruz, bu ay öldürülen kadınların %46’sı şüpheli ölüm.  Kaza süsü verilerek kapatılmaya çalışılan bu dosyalar ailelerin çabalarıyla açığa çıkartılıyor, failleri aramızda dolaşıyor. Sinop’ta 15 Temmuz’da ölü bulunan ve yakınları tarafından defnedilen 70 yaşındaki Dudu Ç.'nin mezarı şikayet üzerine açıldı. Yaşlı kadının yapılan otopsisinde av tüfeğiyle vurularak öldürüldüğü ortaya çıktı. Öldürülen kadınların %36’sı kendi hayatına dair karar almak isterken ve boşanmak isterken öldürüldü. %7’si ekonomik nedenlerle öldürüldü. 
 
Koruma altında kadınlar öldürülüyor
Temmuz ayında öldürülen kadınların %4’ü koruma altındaydı. Yine bu ay öldürülen kadınların %4’ü başka bir kadını korumak isterken öldürüldü. Kayseri'de Abdurrahim Polat, mahkeme kararıyla uzaklaştırma kararına rağmen eşi Meral ile kızlarının kaldığı eve giderek, Merali bıçaklayarak öldürdü. Hatay’da boşanma süreci devam ederken Songül Yanil “çocuklarımı da alıp evi terk edeceğim” dediği için kocası tarafından öldürüldü. 

Kadın cinayetlerinde vahşet artıyor
Temmuz ayında öldürülen kadınların 5’i yabancı uyruklu, kadın cinayetlerindeki vahşetin bir başka boyutunu da özellikle mültecilerde görüyoruz.  Sakarya'da Suriye uyruklu 9 aylık hamile Emani Arrahman ve 10 aylık bebeği kaçırıldı. Ormanlık alana götürülen kadın, tecavüze uğradıktan sonra bebeği ile birlikte başları taşla ezilerek, işkencelerle öldürüldü. Kadın cinayetlerinde silah kullanımı giderek artarken, Emani’de olduğu gibi kadınların işkencelerle öldürülmesine de şahit oluyoruz. Kadınların %35’i ateşli silahla; %41’i darp edilerek, boğarak, sert cisimlerle, kesici aletlerle öldürüldü.    

Kadın cinayetlerinde yaş aralığı düşüyor, doğmayan bebekler ölüyor
Kadın cinayetlerinde yaş aralığı gittikçe düşüyor. Bu ay öldürülenlerin %29’u 25 yaşın altında genç kadınlardan oluşuyor. Kadınların %61’i en yakınları tarafından ( koca, eski koca, akraba, baba) öldürüldü. Öldürülen kanların %25’i evliydi ve %32’sinin çocuğu vardı. 19 çocuk annesiz kalırken bir kadın hamileyken öldürüldü. 
 


22 Temmuz 2017 Cumartesi

CİNSEL YOLLARLA BULAŞAN HASTALIKLARA DİKKAT


Cinsel yolla bulaşan hastalıklar yalnızca kişileri değil, birlikte oldukları bireyleri de etkiliyor, Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve korunma yollarına tüm çiftler dikkat etmeliler.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar nelerdir?
Siğil(Kondilom): HPV virüsünün sebep olduğu, genital bölgede çıkan karnabahar benzeri lezyonlardır. Bir kez bulaştığında tamamen vücuttan atılması oldukça zordur. Lezyonların kaşınması, kurcalanması ve kanatılması yayılmasına sebep olur. Tedavisinde koterizasyon, kriyoterapi ve cerrahi olarak çıkartılma teknikleri uygulanmaktadır.
Bel soğukluğu (Gonore): Bel soğukluğu, en sık karşılaşılan cinsel yolla bulaşan hastalıktır. İdrar kanalında iltihaplanmaya ve üreme organlarında enfeksiyona neden olur. Hamile kadınlarda, doğum kanalı aracılığıyla bebeğe bulaşma riski taşır ve yeni doğan bebekte körlük, zatürre gibi hastalıklara neden olur. İlk belirtiler hastalığın bulaşmasını takiben 2-3 hafta içerisinde ortaya çıkar. En sık görülen belirtileri; erkeklerde sık ve yanmalı idrara eşlik eden akıntı, kadınlarda akıntı, adet düzensizlikleri, sık ve yanmalı idrara çıkmadır. Zamanında teşhis edildiğinde tedavisi kolay bir rahatsızlıktır.
Frengi (Sifiliz): Bütün bedeni etkisi altına alan ve hayatı tehdit eden bir hastalıktır. Cinsel organlarda ortaya çıkan ağrısız bir yara ile belirti verir. Bazı hastalarda ağız kenarlarında, ellerde ve anüste de yaralar ortaya çıkabilmektedir. Tedavi edilmemesi durumunda sinir sistemine zarar vererek körlüğe veya sağırlığa yol açabilir.
Herpes (Genital uçuk) : Üreme organlarında kaşıntılı ve ağrılı, uçuk şeklinde çıkan sivilceler ağrılı yaralara dönüşür. Tedavi sonrası tekrarlanma ihtimali vardır. Hastalık doğum esnasında anneden bebeğe bulaşarak, bebeğin sinir sistemini etkiler ve ölümüne neden olabilir.
Hepatit B ve Hepatit C Karaciğeri etkileyen ve karaciğer iltihabı, siroz, karaciğerde kanser ve ölüme neden olabilen kesin tedavisi bulunmayan bir hastalıktır. Cinsel ilişki, kan ve kan ürünlerinin nakli, virüs ile bulaşmış iğne ve keskin aletlerin cildi keserek yaralaması ile bulaşır, anneden bebeğe doğum veya emzirme yoluyla geçebilir. Hastalığın ilk belirtileri yüksek ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bitkinlik, iştah azalması, bulantı ve ishaldir. Hepatit B için aşılanma en önemli korunma yoludur.
HIV-AIDS HIV taşıyan kanla veya kana temas etmiş araçlar yoluyla bulaşabilir. Anneden bebeğe, hamilelik süresince, doğum sırasında veya emzirme yoluyla bulaşabilir. HIV virüsü bazen kişide hiçbir hastalık yapmayabilir ancak virüsü taşıyanlar başkalarına bulaştırabilirler. AIDS ise HIV virüsünün neden olduğu ve tedavisi olmayan bir hastalıktır. Vücudun savunma sistemine saldırarak bütün bedeni etkiler ve başka hastalıkların ortaya çıkışına zemin hazırlar. Virüs vücutta yıllarca hiçbir belirti vermeksizin kalabilir. Bu durumda tanı ancak kan testleri ile konabilir.
Nasıl Bulaşır? Cinsel yolla bulaşan hastalıklar cinsel hastalığı olan birisiyle cinsel ilişkiye girilmesi durumunda veya fiziksel temas sonucunda karşı tarafa bulaşabilir. Bu hastalıkların bazıları kan, kan ürünlerinin nakli ve ortak iğne kullanımı sonucunda da bulaşabilmektedir. Nadiren de olsa mikroorganizmayı taşıyan anneden bebeğe gebelik sırasında veya emzirme döneminde bulaşabilmektedir. Birden çok partneri olanlar, korunmasız ilişkiye girenler ve tanımadıkları kişilerle ilişkiye girenler daha fazla risk altındadır.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma yolları
• Hastalığı taşıyan kişilerle cinsel ilişkide bulunmamak,
• Tek eşli bir cinsel hayat tercih etmek,
• Başkalarının kullandığı şırınga ve iğneyi kullanmamak.